Son günlerde ülke gündeminde öyle bir konu var ki, insan ister istemez durup düşünüyor: Gerçekten bizim tartışmamız gereken mesele bu mu?
Trafikte araçlara takılan multimedya ekranları, noterlerde oluşan kuyruklar, plaka işlemleri… Peki ya hayatın tam ortasında duran, her gün cebimizi yakan, geleceğimizi şekillendiren büyük meseleler?
Bugün sokaktaki vatandaşa sorun: En büyük derdi ne?
Alacağınız cevap büyük ihtimalle belli: geçim sıkıntısı.
Akaryakıt fiyatları neredeyse kontrol edilemez şekilde artmış, mazot ve benzin birçok insan için lüks haline gelmiş durumda.
Hal böyleyken, insanların günlerdir noterlerde bekleyip araçlarına taktıkları ekranın derdine düşürülmesi, ister istemez bir tepki doğuruyor.
Elbette kurallar olmalı.
Trafik güvenliği hafife alınacak bir konu değil.
Evet, bazı uygulamalar abartılabilir, sürüş güvenliğini riske atacak şekilde kullanılabilir.
Ama bunun çözümü, herkesi aynı kefeye koyup topyekûn bir mağduriyet yaratmak mı olmalı? Denetim yapılır, standart belirlenir, ölçü konur.
Gerekirse sınırlandırılır.
Ama günlerce insanı kuyruklarda bekletmek, belirsizlik içinde bırakmak çözüm değil.
Bir başka çelişki de burada ortaya çıkıyor: Sıfır araçlarda neredeyse devasa ekranlar, çoklu multimedya sistemleri standart hale gelmişken, daha düşük gelir grubundaki vatandaşın aracına sonradan taktığı küçük bir ekran neden bu kadar büyük bir sorun olarak görülüyor?
Teknolojiye erişim artık bir lüks değil, ihtiyaç haline gelmişken, bu ihtiyacı karşılamaya çalışan insanlara “yasak” demek ne kadar adil?
Aslında mesele sadece bir ekran meselesi değil.
Bu, öncelik meselesi.
Ülke olarak hangi konulara odaklandığımızın bir göstergesi. Ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik, bilim, üretim…
Bunlar dururken, günlerce ekran tartışmak, toplumda bir kopukluk hissi yaratıyor. İnsanlar kendilerini anlaşılmamış hissediyor.
Dünya büyük krizlerle uğraşırken, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, teknolojik dönüşümler yaşanırken; bizim gündemimizin bu kadar dar bir alana sıkışması düşündürücü. Elbette her konu önemlidir, her düzenleme gereklidir.
Ama asıl önemli olan, doğru zamanda doğru önceliği verebilmektir.
Vatandaşın beklentisi çok net: Adil, makul ve hayatı zorlaştırmayan çözümler.
Yasaklarla değil, akılcı düzenlemelerle ilerleyen bir sistem. Çünkü insanlar artık sadece kurallara değil, aynı zamanda bu kuralların mantığına da bakıyor.
Sonuç olarak mesele bir ekran değil.
Mesele, hangi sorunları ne kadar ciddiye aldığımız.
Ve belki de en önemli soru şu: Biz gerçekten doğru şeyleri mi tartışıyoruz?