O, imkânsızlıkların imanla aşıldığı bir diriliş destanıdır.
Bir milletin kaderinin değiştiği, imanın ve fedakârlığın tarihe mühür vurduğu gün: Çanakkale.
Şairin dizelerinde yankılanan o büyük hakikat, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ yüreğimizi sarsıyor: “Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi!
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi!
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer!
Bu ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer!”
Çanakkale, sadece bir savaş değildir.
O, imkânsızlıkların imanla aşıldığı bir diriliş destanıdır.
Şehadete koşan imanlı vatan evlatlarının destanıdır.
Bu zafer; silahın, gücün, teknolojinin değil; inancın, kararlılığın ve vatan sevgisinin kazandığının en açık kanıtıdır.
Nitekim tarih, bize bir kez daha göstermiştir ki: Bu topraklarda zafer, imkânı olanların değil, imanı olanların olmuştur.
Cepheye koşan o kahramanlar, geri dönmeyi hiç düşünmediler.
Onlar için ölüm, korkulacak bir son değil; Allah’a verilen sözün adıydı.
Uğruna yaşanılan değerlerin en yüce nişanesiydi.
Her biri, bir milletin bağımsızlık iradesini canı pahasına savundu ve bu topraklara silinmez bir destan yazdı.
Bugün ise kendimize şu soruyu sormak zorundayız: O ruhu ne kadar taşıyoruz?
Zira eski bir sözde ifade edildiği gibi, “Aslanların olmadığı yerde çakallar kral olurmuş.”
Bugün dünyaya baktığımızda; güç sarhoşluğu içinde hareket eden, zulmü normalleştiren, hak tanımayan Amerika, İsrail ve nice “çakalın” ortalıkta dolaştığını görüyoruz.
İmanlı şehadete koşan Müslümanlar bir olmadan çakallar aslan gibi gezer.
Müslümanlar, adeta vicdanını yitirmiş bir düzenin içinde savruluyor.
Bunun sebebi açıktır: Meydanda aslanlar azaldığında, çakallar cesaret bulur.
O hâlde bugün Çanakkale’yi anmak, sadece geçmişi hatırlamak değildir.
Asıl mesele; o ruhu yeniden kuşanabilmektir.
Adaletin, cesaretin, fedakârlığın ve imanla yoğrulmuş bir duruşun yeniden ayağa kalkmasıdır.
Dileğimiz odur ki; şeytanların, katillerin, zalimlerin değil, hakkın ve hakikatin sesi yükselsin.
Çakalların kaçacak delik aradığı, aslanların yeniden ortaya çıktığı günleri görmek nasip olsun.
Çanakkale’de destan yazan tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.
Bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkacak şuur ve inancı diri tutmaktır.
Şu güzel hitapla sözümüzü tamamlıyoruz:
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber!
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…