Bazen insan kendi şehrine bakınca içi sızlar.

Çünkü yıllar geçer, nesiller değişir ama bazı şehirler sanki zamana direnirmiş gibi aynı yerde kalır.
Kırşehir’e baktığımda aklıma gelen ilk soru şu oluyor:
Gönül şehri neden hâlâ yerinde sayıyor?
Acı ama gerçek şu ki; Seksen önceki Kırşehir ile bugünkü Kırşehir arasında şehircilik anlamında büyük bir fark görmek zor.
Aynı çarşı, aynı sıkışıklık, aynı plansızlık…
Şehir büyümüş ama şehir vizyonu büyümemiş.
Andolunun gelişmeyen şehri.
Oysa Kırşehir sıradan bir Anadolu şehri değil.
Selçukluya ahi olmuş, Osmanlı’ya maya olmuş.
Doğru ve dik duruşunda kaza olmuş.
Türkiye siyasetinde söz sahibi olmuş pek çok önemli isim bu şehirden çıkmış.
Devlet yönetiminde etkili olmuş, Ankara’da ağırlığı olan insanlar…
İnsan ister istemez soruyor:
Bir araya gelseler Kırşehir’e hangi hizmeti getiremezler?
Ama ortada bir gerçek var:
Kırşehir yıllardır aynı sorunlarla boğuşuyor.
Selam vermeyen düdüğünü çalmayan tren…
Devlet ve sanayi Yatırımlarda uzak kalan…
Vaatleri bol yatırımları olmayan…
Geçmeyen imar planları…
Yıllardır bekleyen kentsel dönüşüm…
Çözülemeyen otopark sorunu…
Plansız ve çarpık konut üretimi…
Şehrin ortasında kaderine terk edilmiş kamu alanları…
Listeyi uzatmak mümkün.
Bugün çarşı merkezine bakın.
Kırşehir neredeyse tek bir caddeye sıkışmış durumda.
Bankalar orada, kamu kurumları orada, alışveriş orada.
Elli yıl önce yüzlerce insanın yürüdüğü cadde, bugün kaldırımların insanları taşıyamadığı bir kalabalığa dönüşmüş durumda.
Bu bir şehir planı değil.
Seçilmişlerin vizyonuyla olan.
Bu, yıllarca ertelenmiş kararların birikmiş sonucudur.
Şehir adeta patlamaya hazır bir balon gibi sıkışmış.
Bir de işin başka bir boyutu var.
Her belediyede olduğu gibi Kırşehir’de de “kent estetiği” birimleri var.
Ama insan merak ediyor:
Bu şehir seçilmişleri gerçekten geziyor mu?
“Burada estetiği bozan nedir, neresi düzeltilmeli?” diye soruluyor mu?
Çünkü Kırşehir’in ortasında yıllardır atıl duran sayısız alan var.
Ve belki de en rahatsız edici soru şu:Kırşehir’e hizmet konusunda partizanlık mı yapılıyor?
Bir hizmet başka bir siyasi parti tarafından yapılınca engelleniyor mu?
Çünkü bunu bu ülkede daha önce gördük.
Eğer gerçekten böyleyse kaybeden siyaset değil, Kırşehir olur.
Şehirler siyasi hesaplaşmaların değil, ortak aklın ürünü olmalıdır.
Kırşehir de bunu fazlasıyla hak ediyor.
Ama görünen o ki Kırşehir’in en büyük sorunu para değil, imkân değil.
En büyük sorun vizyon eksikliği.
Ve bu soruyu artık yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Kırşehir daha kaç yıl aynı yerde sayacak?