Ramazan ayı geldi mi memlekette bir hareket başlıyor.

Sofralar kuruluyor, davetler veriliyor, protokol listeleri hazırlanıyor.
Bir de fotoğraf telaşı başlıyor. Çünkü artık iftar, sadece bir ibadet vakti değil; aynı zamanda bir “görünme” “şov “mevsimi.
Aynı masanın etrafında dizilmiş siyasetçiler…
Yan yana, omuz omuza, samimi pozlar.
Sahte gülücükler.
Sanki yıl boyunca el ele çalışmışlar, memleketin tüm sorunlarını birlikte çözmüşler gibi.
Oysa insan sormadan edemiyor: Bu birliktelik neden yatırım masalarında olmuyor?
Neden işsiz gençler için, üretim için, kalkınma için aynı samimiyet sergilenmiyor?
Kırşehir’de yıllardır konuşulan yatırımlar, çözüm bekleyen sorunlar, gençlerin göçü, esnafın ayakta kalma mücadelesi…
Bunlar için aynı masa etrafında kaç kez toplandınız?
Kaç kez protokolsüz, kamerasız, filtresiz bir araya geldiniz?
İftar sofralarında dip dibe oturanlar, iş hizmete gelince neden ayrı düşüyor?
Sofrada birlik var da icraatta neden yok?
Ramazan; arınma ayıdır, nefis muhasebesidir, gösterişten uzak durma vaktidir.
Ama gelin görün ki bazıları için Ramazan, sosyal medya takviminin en verimli dönemine dönüşmüş durumda.
Her akşam yeni bir iftar, her akşam yeni bir kare.
Altına yazılan klişe cümleler: “Halkımızla bir aradayız.” Peki gerçekten halkın içinde misiniz, yoksa sadece kadrajın içinde mi?
Protokol masaları ayrı, halk ayrı, öğrenciler ayrı.
Seçilmişler hep en önde, en görünür yerde.
Biraz da gerçekten halka arasına, gençlerin arasına karışın.
Bir üniversite öğrencisinin ev kirasını, mutfak masrafını, gelecek kaygısını dinleyin.
Sadece çorba kaşığı tutarken değil, bütçe hesabı yaparken de yanında olun.
Vakıflar yemek dağıtıyor.
Hayır sahipleri sofralar kuruyor. Ama bazı seçilmişler sadece fotoğraf veriyor.
Oruç tutup tutmadığını, sahura kalkıp kalkmadığını elbette biz bilemeyiz; o Allah ile kul arasındadır.
Fakat ibadetin gösterişe dönüşmesi, Ramazan’ın ruhuna yakışmaz.
Garibanın sofrasına oturmak, yer sofrasında poz vermekle olmuyor.
Yetimin, yoksulun, Garibanın derdini çözmekle oluyor.
Hakkını korumakla adaleti sağlamakla oluyor.
İş bulmakla oluyor.
Aş götürmekle değil, aş derdini ortadan kaldırmakla oluyor.
Bugün iftar masasında yan yana gelenler, yarın Kırşehir’e yatırım görüşmelerinde de yan yana gelebilecek mi?
Bugün samimi poz verenler, yarın yatırımlarda karar alınırken aynı cesareti gösterebilecek mi?
Ramazan bitince ne olacak?
Işıklar sönecek, masalar kalkacak, fotoğraflar arşivlenecek.
Peki ya o masalarda umut bağlayan insanlar?
Onların hayatında ne değişecek?
Seçilmiş olmak, protokolde oturma hakkı verir belki.
Ama sorumluluk da yükler.
Bu halk sandıkta yetki verirken fotoğraf çekilsin diye vermedi. Hizmet edilsin diye verdi.
Şehrin meseleleri çözülsün diye verdi.
Gençler göç etmesin, esnaf kepenk kapatmasın, çiftçi üretimden vazgeçmesin diye verdi.
Ramazan; gösteriş ayı değil, hesap ayıdır.
Sosyal medyaya değil, vicdana fotoğraf verme ayıdır.
Unutmayın, bu halk kimin gerçekten yanında olduğunu da kimin sadece kadraja girdiğini de çok iyi görüyor.
Ramazan bitince geriye fotoğraflar mı kalacak, yoksa çözümler mi?
Asıl mesele bu.