Anadolu’nun tam ortasında yer alan, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla önemli bir şehir olan Kırşehir ne yazık ki yıllardır çözülemeyen sorunlarla mücadele ediyor.

Her gelen yönetim döneminde aynı problemler konuşuluyor, aynı eksikler dile getiriliyor; ancak çözüm noktasında ortak bir irade ortaya konulamıyor.
Belki de en acı gerçek burada başlıyor…
Bu şehirde herkes sorunları biliyor.
Herkes konuşuyor.
Ama mesele sahip çıkmaya gelince yeterince güçlü bir birliktelik oluşmuyor.
Bugün Kırşehir’e yatırımlar gelmiyorsa, bu durum sadece seçilmişlerin ya da atanmışların sorunu değildir.
Bu mesele; siyasetçisiyle, bürokratıyla, oda başkanlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla ve vatandaşlarıyla bütün şehrin ortak meselesidir.
Ne yazık ki oturup şehrin geleceğini konuşmuyoruz.
“Neden yatırımlardan yeterince faydalanamıyoruz?” sorusunu güçlü şekilde gündeme taşımıyoruz.
Her seçim döneminde ise suçlu arıyoruz.
Oysa suçlu aramak yerine çözüm üretmek gerekiyor.
Bugün şehirde gençlerin en büyük problemi işsizliktir.
Birçok genç eğitimini tamamladıktan sonra başka illere gitmek zorunda kalıyor.
Çünkü kendi memleketinde gelecek göremiyor.
Bu durum sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kayıptır.
Oysa Kırşehir, sıradan bir Anadolu şehri değildir.
Ahi kültürünün merkezidir.
Anadolu’nun tam ortasında, birçok ilin geçiş noktasında bulunan stratejik bir şehirdir.
Tarımıyla, hayvancılığıyla ve üretim potansiyeliyle ciddi bir istihdam oluşturabilecek güce sahiptir.
Bunun yanında Ahi Evran ve Hacı Bektaş Veli gibi dünya çapında bilinen değerlere sahip olup da turizmde hak edilen noktaya gelememek büyük bir eksikliktir.
Bu potansiyel doğru değerlendirilebilse, şehir ekonomisine ciddi katkılar sağlanabilir.
Şehir düzeni ve sosyal yaşam alanları konusunda da vatandaşların önemli şikâyetleri bulunuyor.
Kaldırımların araçlar tarafından işgal edilmesi, parkların zaman zaman zarar görmesi ve trafik kurallarına yeterince uyulmaması şehir estetiğine zarar veriyor.
Özellikle kaldırımlarda artan bisiklet ve motosiklet kazaları daha ciddi denetimlerin artık kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Tarım konusunda ise çiftçi büyük mücadele veriyor.
Artan maliyetler, don olayları, su problemleri ve yükselen giderler üreticiyi her geçen gün daha fazla zorluyor.
Hâlbuki Kırşehir, tarımda sadece bölgenin değil, Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olabilecek kapasiteye sahip bir şehir.
Belki de en önemli mesele ise şehirde zaman zaman birlik ruhunun zayıflamasıdır.
Sosyal medya üzerinden yapılan gereksiz tartışmalar, kutuplaştırıcı söylemler ve birbirini küçümseyen tavırlar şehir huzuruna zarar veriyor.
Eleştiri elbette olacak…
Ancak bu şehir sadece eleştirilmeyi değil, sahip çıkılmayı da hak ediyor.
Çünkü Kırşehir’in geleceği yalnızca yöneticilerin değil, bu şehirde yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.
Eğer herkes yaşadığı şehre biraz daha duyarlı olursa, ortak akıl ve birlik ruhu yeniden güçlenirse, Kırşehir gelecekte Türkiye’nin parlayan şehirlerinden biri olabilir.