Karabağ, Azerbaycan halkının tarihinde her zaman kutsal bir yurt olmuştur.

Bu toprak sadece coğrafi bir alan değil, aynı zamanda halkımızın kültürünün, geleneklerinin ve milli hafızasının beşiğidir. 1988’den 1994’e kadar devam eden Birinci Karabağ Savaşı sırasında bu topraklar üzerinde şiddetli çatışmalar yaşanmış, binlerce cesur oğul ve kız vatan uğruna canını feda etmiştir. Savaş yalnızca silahlı bir çatışma değil; aynı zamanda bir halkın var olma ve kendi toprağında özgür yaşama mücadelesiydi. Şehitlerin kanıyla sulanan bu topraklar, halkımızın birlik, irade ve vatan sevgisinin bir simgesi haline gelmiştir.
Ancak düşmanın saldırısı sonucunda Karabağ 30 yıldan uzun süre işgal altında kalmış, yüz binlerce insan kendi yurtlarından göç etmek zorunda kalmıştır. Bu uzun yıllar boyunca halkımız vatan hasretiyle yaşamış, fakat umutsuzluğa kapılmamıştır. Her aile, her köy Karabağ uğrunda verilen mücadeleyi hafızasında yaşatmış, gelecek nesillere vatan sevgisi, kahramanlık ve sabır örneği olarak aktarmıştır. Azerbaycan halkının özgürlük ruhu ve cesur oğul ile kızların fedakârlığı sayesinde bu kutsal toprakları özgürleştirme arzusu asla sönmemiştir.
2020’nin 27 Eylül’ünde başlayan İkinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri düşman üzerinde kesin ve yıkıcı darbeler indirmiş, stratejik operasyonlar sonucunda bölgelerimiz kademeli olarak işgalden kurtarılmıştır. Binlerce kahraman asker ve subay, şehit ve gazi, bu kutsal iş uğruna canlarını feda etmiştir. Onların cesareti, kahramanlığı ve fedakârlığı sayesinde Azerbaycan bayrağı yeniden Karabağ’da dalgalanmış, topraklarımız gerçek sahiplerine kavuşmuştur.
Bu topraklar uğrunda gösterilen kahramanlık sadece savaş meydanında değil, halkımızın birliğinde, dayanışmasında ve vatana bağlılığında da kendini göstermiştir. Her şehit ve gazimizin adı tarihimizde sonsuza dek yaşayacak, gelecek nesillere kahramanlık, fedakârlık ve vatanseverlik örneği olarak aktarılacaktır. Onların gösterdiği cesaret ve sadakat, Azerbaycan halkının özgürlük ruhunun bir simgesi olmuştur.
Bugün özgürleştirilen Karabağ’da dalgalanan bayrağımız, topraklarımızın her karışında kahramanlarımızın kanı ve azmiyle yazılmış görkemli tarihimizin simgesidir. Her köyü, dağ zirvesi ve şehri, tarihimizde kayıt altına alınan bu kahramanlık destanı, halkımızın cesaretinin ve vatan sevgisinin en somut kanıtıdır. Karabağ’ın özgürlüğü yalnızca bir coğrafi alanın geri kazanılması değil, aynı zamanda halkımızın gelecek nesillere miras bıraktığı irade, ortak güç ve milli gururun ebedileşmesidir.
Bu zafer, Azerbaycan halkının topraklarını savunmada her zaman birleştiğini ve cesur oğul ve kızların fedakârlığıyla tarihe iz bıraktığını göstermektedir. Karabağ’ın her karışı, her dağ zirvesi ve şehir kaydı, bu kutsal topraklar uğruna canlarını feda eden kahramanlarımızın cesaretini hatırlatmakta ve gelecek nesillere ilham vermektedir.
Kapak (78)
Böyle kahramanlardan biri de Raquf Orucov’dur. O, 12 Temmuz 1972’de Ağdam ilçesinin Cinli köyünde Raya ve İbrahim Orucov’un ailesinde doğmuştur. Ailenin ilk çocuğu olan Raquf’un üç erkek kardeşi ve bir kız kardeşi vardı. 1990 yılında Sovyet Ordusunda görev yapan Orucov, bir süre Özbekistan’da hizmet ettikten sonra Karabağ Savaşı’nın başlaması haberini alarak Sovyet ordusundan ayrılmış ve Azerbaycan Ordusuna katılmıştır. Fərrux dağı ve Aranzemin köyünde yürütülen askeri operasyonlar sırasında ağır bir şarapnel yarası almış, fakat savaşta geri çekilmemiştir. O, Ağdam’da Allahverdi Qənbərov’un liderliğindeki öz savunma taburuna katılmıştır. Annesi Raya Hanım, 1993’te Cinli köyünün işgali sırasında şehit olmuştur.
Raquf Orucov, 1996 yılında Bakü Yüksek Askeri Genel Kurmay Komutanları Okulu’nu bitirmiş ve Murovdağ’da keşif birliği komutanı olarak ön saflarda görev yapmıştır. 2003–2005 yıllarında Yüksek Askeri Akademi’yi tamamlamış, Ağdam’da “N” sayılı askeri birliğin komutanlığına kadar yükselmiştir. Murovdağ’da gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar nedeniyle kendisine “Murov Kartalı” lakabı verilmiştir.
4 Nisan 2016’da Ağdere ilçesinin Talış köyünün Ermeni işgalcilerden kurtarılması uğrunda devam eden savaşta, Özel Kuvvetler bünyesinde görev alan polkovnik-leytenant Raquf Orucov kahramanca şehit olmuştur. 5 Nisan’da Sumgayıt şehrinde düzenlenen cenaze törenine binlerce kişi ve Savunma Bakanlığı’nın yüksek rütbeli subayları katılmıştır. Mezarı yanında diğer Nisan savaşları şehitleri de defnedilmiştir. Raquf Orucov, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin polkovnik-leytenantı, Birinci Karabağ Savaşı katılımcısı ve Nisan savaşları şehidi olarak ölümünden sonra “Cesaret Madalyası” ile ödüllendirilmiştir. Hizmet süresince gösterdiği kahramanlık nedeniyle çeşitli yıllarda “Askeri Hizmette Farklılık” III. derece, “Askeri Hizmetler”, “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri 10. Yılı” anma, “Mükemmel Hizmet” madalyalarının tüm dereceleri, “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri 90. ve 95. Yıl” anma madalyalarıyla, ölümünden sonra ise Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kararnamesiyle “Cesaret Madalyası” ile taltif edilmiştir.
Kapak (81)
Raquf Orucov’un anısına hazırlanan “Ruhun Hasreti” adlı belgesel, Basın Konseyi ve “Veyseloğlu” Şirketler Grubu’nun girişimiyle çekilmiştir. Elşən Əliyev ve Elxan Salahov’un yazarlığında hazırlanan “Murov Kartalı” kitabı Raquf Orucov’un hayatını yansıtmaktadır. Kitapta şehidin eşi Sevinc Orucov’un etkileyici yazısı ve asker arkadaşları, dostları ve aile üyelerinin anıları yer almıştır. Kitap tanıtım töreninde belgesel filmi de gösterilmiştir.
2019 yılında Şerif Ağayar tarafından yazılan “Komandir” kitabında Raquf Orucov’un düşman hattına geçerek düşmanın alay komutanının oğlunu esir alması ve bu sayede beş askerimizin kurtulması hikayesi anlatılmaktadır.
Her yıl “Judo Kulübü 2012” tarafından Bakü’de Raquf Orucov adına uluslararası judo turnuvası düzenlenmekte ve bu turnuva onun hatırasını ebedileştirmektedir. Raquf Orucov’un adı ve kahramanlığı Azerbaycan halkı tarafından her zaman saygıyla anılmaktadır.
Sonuç olarak, Karabağ savaşları, Azerbaycan halkının cesaretini, vatanseverliğini ve milli ruhunu ortaya koyan tarihi olaylardır. Bu topraklar uğrunda canlarını feda eden binlerce şehit ve gazimizin gösterdiği kahramanlık, halkımızın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin en parlak örneğidir. Cesur oğul ve kızların kahramanlıkları sayesinde Karabağ yeniden sahiplerine kavuşmuş ve Azerbaycan bayrağı özgür topraklarda dalgalanmıştır.
Karabağ yalnızca bir bölge değildir; bu, halkımızın tarihinde kutsal bir simge, vatana bağlılığın, birliğin ve cesaretin sembolüdür. Bu zafer bize gösteriyor ki, Azerbaycan halkı asla umudunu kaybetmez ve her zaman kendi topraklarını korumaya hazırdır. Gelecek nesiller için bu tarih, kahramanlık ve fedakârlık dersi olarak yaşayacak ve hepimize vatanımızı sevmenin, korumanın ve irademizi hiç kaybetmemenin önemini hatırlatacaktır.