Siyasette hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.
Makamlar da, görevler de, isimler de zamanla değişir.
Değişmeyen tek şey ise değişimin kendisidir.
Son günlerde AK Parti teşkilatlarında yaşanan gelişmeler, partinin yeni bir yol haritası belirleme arayışında olduğunu gösteriyor.
26-28 Haziran’da Sapanca’da yapılacak AKP kampı öncesinde gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çevrildi.
Parti içinde, Erdoğan’ın yakın çevresine “kibirlendiler, çalışmıyorlar” yönünde değerlendirmelerde bulunduğu da öne sürülüyor.
AK Parti kulislerinde en dikkat çekici iddialardan biri ise kamp sonrasında parti yönetiminde kapsamlı bir değişime gidilebileceği...
Parti kaynaklarına göre Erdoğan, yönetim kadrolarındaki rehavetten rahatsız olduğu söylenmekte.
Görünen o ki, uzun yıllardır aynı görevlerde bulunan, heyecanını kaybetmiş, toplumla bağları zayıflamış ve adeta teşkilatların üzerinde yosun tutmuş bazı yapıların değişim süreci başlamış durumda.
AK Parti Teşkilat Başkanlığı'nın ülke genelinde başlattığı kapsamlı çalışma bunun en açık göstergesi.
Seçilişmiş vekillerin performansı seçmenle yakın ilişkileri seçildiği şehirle olan yakın bağlantıları kıskaç altına alınmış durumda.
Yerel yönetimlerden genel siyasete kadar partinin mevcut durumunu masaya yatıran yönetim, ilk somut adımları Sapanca’da yapılacak toplantının sonrası bayrak değişimleri başlayacak deniyor.
Aslında bu sadece isim değişikliği değil, aynı zamanda bir anlayış değişikliğinin de habercisi olabilir.
Çünkü siyaset durağanlığı sevmez.
Bir teşkilat yıllarca aynı kadrolarla yol aldığında ister istemez yorgunluk başlar.
İlk günkü heyecan yerini alışkanlıklara bırakır.
Vatandaşın sesini dinlemek yerine makamın konforu tercih edilir. Teşkilatlar halka gitmek yerine halkın kendilerine gelmesini bekler hale gelir.
İşte tehlike tam da burada başlar.
Bir siyasi hareketin gücü, tabelasında değil, sahadaki karşılığındadır. Teşkilatların gücü ise sosyal medya paylaşımlarıyla değil, vatandaşın gönlündeki yerleriyle ölçülür.
AK Parti'nin kuruluş yıllarındaki en önemli özelliği sahada olmasıydı. Mahalle mahalle, köy köy dolaşan, vatandaşın derdini dinleyen, çözüm üreten bir teşkilat yapısı vardı.
Bugün ise birçok yerde vatandaşla teşkilat arasındaki mesafenin açıldığı yönünde eleştiriler yükseliyor.
Ankara'nın da bu tabloyu gördüğü anlaşılıyor.
Bu nedenle başlayan değişim sürecinin sadece seçilmiş vekillerle ve teşkilatlarla sınırlı kalmayacağı, belediye yönetimlerine kadar geniş bir değerlendirme yapılacağı konuşuluyor.
Eğer amaç gerçekten teşkilatlara yeniden dinamizm kazandırmaksa, değişimin sadece isimlerde değil, çalışma anlayışında da gerçekleşmesi gerekiyor.
Çünkü bir seçildim bir koltuğu yıllarca işgal etmek başarı anlamına gelmez.
Asıl başarı, bulunduğun göreve değer katabilmek, insanlara dokunabilmek ve arkanda güzel izler bırakabilmektir.
Bugün AK Parti'nin önünde önemli bir sınav bulunuyor.
Sapanca’da yapılacak AK Parti kampında Yapılacak değişimler vitrin yenilemesi mi olacak, yoksa teşkilatları yeniden heyecanlandıracak gerçek bir dönüşüm mü yaşanacak?
Bu sorunun cevabını önümüzdeki süreç gösterecek.
Ancak şu bir gerçek ki; siyaset taze kan ister, enerji ister, heyecan ister. Halktan kopan, kendi içine kapanan, eleştiriye kulaklarını tıkayan hiçbir yapı uzun süre ayakta kalamaz.
AK Parti'nin başlattığı bu süreç, eğer samimi ve kapsamlı bir yenilenmeye dönüşürse yalnızca parti teşkilatlarını değil, Türk siyasetinin genel atmosferini de etkileyecektir.
Şimdi gözler Sapanca’da yapılacak AKP kampında…
Ve herkes aynı sorunun cevabını merak ediyor: Değişim gerçekten kapıyı çaldı mı, yoksa sadece kapının önünden mi geçiyor?
Halkın sorunlarını dertlerini öne almazsa Ak partinin yirmi dört yılık iktidarı tekrar iktidar olur mu bunu göreceğiz.