İnsanlık ölmedi.

Ama yer değiştirdi.
Eskiden örnek diye kürsülere çıkarılanlarda arardık ahlakı…
Ama kürsülerde değil, makam odalarında değil, lüks koltuklarda hiç değil.
İnsanlık; sabahın köründe sokağı süpüren emekçinin ellerinde.
İnsanlık; alın terinde, helal lokmada, kul hakkı hassasiyetinde yaşıyor.
Bugün öyle bir örnek var ki…
Yaşar Akdoğan…
Çünkü gerçek ahlak; konuşanlarda değil, yaşayanlarda olur.
Bugün Kırşehir’de yaşanan bir olay, bu gerçeği tokat gibi yüzümüze çarptı:
Kırşehir Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde görevli Yaşar Akdoğan bir emekçi…
Yolda bir miktar altın buluyor.
Şimdi durun ve düşünün…
Bugünün dünyasında kaç kişi o altını alıp cebine atmaz?
Kaç kişi “Nasipmiş” deyip geçmez?
Kaç kişi “Zaten kimse görmedi” diye kendini kandırmaz?
Ama o ne yapıyor?
“Bunun sahibi var” diyor.
“Bu kul hakkıdır” diyor.
“Kimse görmese de Allah görüyor” diyor.
Ve götürüp Zabıta ‘ya teslim ediyor.
İşte mesele bu kadar net.
Şimdi gelelim asıl can yakan soruya:
Bu ahlak nerede olması gerekiyordu?
Kimlerde olması gerekiyordu?
Seçilmişlerde.
Atanmışlarda.
Yetki kullananlarda.
Milletin emanetini taşıyanlarda.
Ama gerçek ne?
İhale kovalayanlar…
Yakınını, eşini, dostunu kayıranlar…
Devletin imkânını kendi imkânı gibi görenler…
Koltuğa oturunca karakter değiştirenler…
Bir altını bile emaneti gibi koruyamayan zihniyet, milyonların hakkını nasıl koruyacak?
Bir Emekçi, Yaşar Akdoğan…
Yerde bulduğu birkaç gram altın için “kul hakkı” diyorsa…
Siz milyonluk bütçelerde, ihalelerde, makam gücünde neden aynı hassasiyeti göstermiyorsunuz?
Acı olan şu: Bu ülkede artık dürüstlük haber oluyor.
Çünkü alıştığımız şey dürüstlük değil, alıştığımız şey çürümüşlük.
Bir temizlik işçisi doğru olanı yapınca “örnek davranış” diyoruz.
Peki, yanlış olanı yapanlara ne diyoruz?
Hiçbir şey.
Sessizlik.
Oysa bu milletin mayasında başka bir şey var.
Bu şehir öyle sıradan bir şehir değil.
Burası Ahi geleneğinin, helal lokmanın, kul hakkı hassasiyetinin şehridir.
Ama ne oldu?
Ahi kültürü sokakta kaldı, makamlara uğramadı.
Bakın açık söyleyelim: Bu ülkenin sorunu fakirlik değil.
Bu ülkenin sorunu ahlaksızlıktır.
Bu ülkenin sorunu imkânsızlık değil.
Bu ülkenin sorunu emanete ihanet edilmesidir.
Ve bu sorun, en çok da yukarıda başlıyor.
Ey makam sahipleri…
Bir temizlik işçisi emekçi Yaşar Akdoğan’ın gösterdiği vicdanı gösteremiyorsanız, o koltuk size ağırdır.
Bir emekçinin “kul hakkı” hassasiyetine sahip değilseniz, o yetki size fazla gelir.
Bu kadar açık.
Bugün o altını teslim eden sadece bir insan değil…
Bir ders verdi.
Herkese verdi.
Ama en çok da yukarıdakilere verdi.
Yaşar Akdoğan…
Sen sadece bir altını sahibine ulaştırmadın.
Sen bu toplumun kaybetmeye yüz tuttuğu bir değeri hatırlattın.
Sen bize şunu gösterdin: İnsanlık hâlâ yaşıyor…
Ama yanlış yerde arayanlar bulamıyor.
Allah senden razı olsun.