Ramazan ayı ve oruç ibadeti, dinimizin en önemli ibadetlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Oruç, sağlıklı her Müslümana farzdır, bu nedenle de özellikle Ramazan ayında hastalarımızdan oruç tutup tutamayacaklarına dair birçok soru almaktayız. Öncelikli olarak, kalp hastalarının Ramazan öncesinde kendi doktorları tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Oruç tutmaya engel teşkil eden bir durum varsa, mutlaka önceden gerekli tedbirlerin alınması ve bu engelin ortadan kaldırılması büyük önem taşır. Eğer oruç tutmada herhangi bir engel yoksa da, kalp ilaçlarının doz ve zamanlamasının uygun şekilde ayarlanması faydalı olacaktır.

Bilimsel çalışmalar, oruç ibadetinin insan vücudu üzerinde pek çok olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Ramazan orucunun özellikle kolesterol seviyeleri üzerinde faydalı etkileri bilinmektedir; LDL (kötü) kolesterolü düşürürken, HDL (iyi) kolesterolü yükseltmektedir. Ayrıca, oruç kan basıncının düzenlenmesine ve kilo kontrolüne katkı sağlamaktadır. Yapılan araştırmalarda, Ramazan ayında kalp krizleri ve kalp hastalığına bağlı hastaneye yatışlarda diğer aylara göre bir artış gözlenmemiş, hatta bazı çalışmalarda bu oranların Ramazan ayında daha düşük olduğu saptanmıştır. Ülkemizde gerçekleştirilen bir çalışmada da Ramazan ayında kalp krizlerinde ve kardiyak ölüm de herhangi bir artış tespit edilmemiştir. Kendi kliniğimizdeki gözlemlerimiz de bu bulguları desteklemektedir. Bir diğer çalışmada ise Ramazan ayında kardiyovasküler hastalık nedeniyle hastaneye yatışların genel oranının, bir önceki veya sonraki aylara göre daha düşük olduğu ortaya konmuştur. Özellikle kardiyovasküler hastalık ve diyabet öyküsü olan bireylerde Ramazan ayındaki hastaneye yatışlarda belirgin bir azalma gözlenmiştir. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, Ramazan ayında kalp krizlerinin zamanlamasında değişiklik olduğudur; klinik deneyimlerimiz iftar ve sahur sonrasında kalp krizlerinde artış olduğunu göstermektedir. Bu durumun başlıca tetikleyici faktörleri arasında iftar ve sahurda ağır ve hızlı yemek yenmesi, yemekten hemen sonra aşırı sigara ve kahve tüketimi yer almaktadır.

Bilimsel veriler ışığında, stabil kalp hastaları ve hipertansiyonu olan hastalar herhangi bir şikayeti yoksa oruçlarını tutabilirler. Ramazan süresince sağlıklarında olumsuz bir durum geliştiğinde ise oruç tutmakta ısrarcı olunmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, oruç sağlıklı Müslümanlara farzdır. Bununla birlikte, kontrolsüz hipertansiyonu olanlar, ileri evre kalp yetmezliği bulunanlar, son 6 hafta içinde kalp krizi geçirenler ve kontrolsüz ritim bozukluğu veya kalp hastalığı nedeniyle çok sayıda ilaç kullanan hastaların oruç tutmaması gerekmektedir.

Özetle, kalp hastalarının oruç tutup tutamayacağı; mevcut kardiyovasküler hastalığın türü, ciddiyeti ve bireyin genel sağlık durumu gibi temel parametreler doğrultusunda değerlendirilmelidir. Her ne kadar orucun faydalı etkileri bulunsa da, ciddi koroner arter hastalığı, kronik kalp yetmezliği veya ciddi aritmi gibi durumlarda uzun süreli açlık ve susuzluğun kardiyovasküler sistem üzerinde potansiyel olarak olumsuz etkiler yaratabileceği unutulmamalıdır. Oruç sırasında kan basıncı, elektrolit dengesi ve ilaç kullanımının düzenli şekilde izlenmesi hayati öneme sahiptir. Güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda, oruç kararı mutlaka kardiyoloji uzmanı veya ilgili hekim tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir. Hastanın klinik durumu göz önünde bulundurularak karar verilmesi, sağlık açısından en doğru yaklaşımdır. Bu vesile ile herkese sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan ayı dilerim.