Koroner arter hastalığına bağlı ölümler hem dünyada hem de ülkemizde başlıca ölüm nedenleri arasında yer almaya devam etmektedir.
Klasik olarak koroner arter hastalığı ve kalp krizleri 40’lı yaşlardan sonra artmaya başlar; en sık görüldüğü yaş aralığı ise 50-60 yaşlarıdır. Bununla birlikte, genç yaş grubunda kalp krizi sıklığının son yıllarda artıp artmadığı sorusu; epidemiyolojik veriler, klinik gözlemler ve yaşam tarzı değişiklikleri birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır. Bazı çalışmalarda ve saha gözlemlerinde, 40 yaş altında da kalp krizi ve buna bağlı ani ölüm vakalarında artış olabileceğine işaret eden bulgular bildirilmektedir. COVID-19 pandemisi zamanında hem de sonrasında özellikle 25-44 yaş grubunda kalp krizi ve kalp krizi ilişkili ölümlerde artış bildiren çalışmalar vardır. Bir başka çalışma da Ocak-Mayıs 2021 döneminde 16-39 yaş arası nüfusta kalp durması/akut koroner sendrom acil çağrılarında %25'ten fazla bir artış gözlemlediler ve bu artışın birinci ve ikinci doz aşı oranlarıyla anlamlı bir ilişkisi olduğunu buldular. Fakat başka çalışmalarda aşılama sonrası kalp krizlerinde herhangi bir artış olmadığı yönünde bulgular da mevcuttur. COVID-19 aşıları sonrasında özellikle genç erkeklerde nadir görülen miyokardit/perikardit (kalp kası ve zarı iltihabı) olguları bildirilmiş olsa da kalp krizindeki artışla ilgili veriler çelişkilidir ve bu konuda temkinli, kanıta dayalı bir yaklaşım benimsenmelidir.
Özetle pandemi sonrası kalp krizlerinde artış olsa da aşı sonrası kalp krizlerinde artış konusunda herhangi bir netlik olmaması ile birlikte gençlerde kalp krizlerindeki artışın nedenleri tek bir faktöre bağlanmamalıdır. Enfeksiyonun kendisi, hareketsizlik, kilo artışı, stres, sağlık kontrollerinin aksaması ve mevcut risk faktörlerinin kötüleşmesi bu tabloya katkıda bulunmuş olabilir.
Gençlerde kalp krizi çoğu zaman daha ani gelişebilir. Bunun nedenlerinden biri, pıhtı yükünün daha fazla olabilmesi ve bu yaş grubunda tıkanan damarı destekleyen kollateral damarların genellikle yeterince gelişmemiş olmasıdır. Bu durum, tablonun daha ağır seyretmesine ve ani ölüm riskinin artmasına yol açabilir. Mevcut veriler, genç erişkinlerde özellikle risk faktörlerinin yükünde artış olduğunu düşündürmektedir; ancak bu durumun tüm yaş alt gruplarında aynı düzeyde ve aynı biçimde ortaya çıktığını söylemek için dikkatli olunmalıdır.
Bilimsel literatür ve klinik gözlemler, genç erişkinlerde miyokard enfarktüsü riskinin; sigara ve diğer nikotin ürünleri kullanımı, obezite, hipertansiyon, dislipidemi, diyabet, fiziksel inaktivite, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, uyku düzensizlikleri, psikososyal stres ve bazı uyarıcı maddelerin kullanımı ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, genç yaş grubunda gözlenen artış yalnızca olay sayıları üzerinden değil; risk faktörlerinin kümelenmesi, yaşam tarzı değişimleri, sağlık hizmetine erişim, tanı farkındalığı ve kayıt sistemlerindeki iyileşmeler de dikkate alınarak yorumlanmalıdır.
Gençlerde başlıca risk etkenleri
- Sigara ve nikotin ürünleri
- Obezite / karın çevresinde artış
- Yüksek tansiyon
· Yüksek kolesterol; ailesel hiperkolesterolemi ve Lipoprotein(a) yüksekliği (genç yaşta kalp krizi riskini belirgin artırabilir)
- Diyabet / insülin direnci
- Hareketsizlik
- Yoğun stres ve kötü uyku
- Uyarıcı madde kullanımı
- Enerji içecekleri
- Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü
Acil uyarı işaretleri
Göğüste baskı veya sıkışma hissi, kola, çeneye ya da sırta yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, ani bulantı ya da açıklanamayan bayılma gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden acil yardım çağrılmalıdır. Bu belirtiler kısa sürse bile ciddiye alınmalı; özellikle tekrar ediyorsa mutlaka tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.