Koroner arter hastalığı, insan vücudundaki en önemli damarsal problemlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Bu hastalık, kalbi besleyen damarların tıkanması veya daralması sonucunda ortaya çıkmakta ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Özellikle dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alması, bu hastalığın ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesidir.
Bu nedenle, koroner arter hastalığı riski taşıyan ya da hastalığın belirtilerini gösteren kişilerin erken tanı ve tedavi için anjiyografi yaptırmaları büyük bir önem taşır. Koroner anjiyografi sayesinde, kalp damarlarındaki olası tıkanıklıklar veya daralmalar ayrıntılı olarak tespit edilebilir. Böylelikle gerekli tedavi yöntemleri zamanında uygulanabilir ve ciddi komplikasyonların önüne geçilebilir. Günümüzde teknolojik ilerlemelere rağmen koroner arter hastalığının hem teşhis ve hem de tedavinin planlanması açısından koroner anjiyografi altın standarttır. Yani şu an bunun yerini tutacak bir yöntem yoktur ve %100 tanı yöntemidir. Ancak son zamanlarda bizlerinde sıkça kullandığı BT (Tomografik) koroner anjiyografi ile özellikle klinik veya eko, efor testi ile teşhis koyamadığımız hastalarımıza damar tıkanıklığı hakkında %90 varan doğrulukla teşhis koyabiliyoruz. Bu yöntemle gereksiz koroner anjiografilerin önüne geçerken bazen de yorumlamadaki eksikliklerden dolayı da fazladan koroner anjiografi işlemi yapılmaktadır. Bu nedenle bu tür tetkikleri isterken dikkat etmek ve uygun hastaları seçmek gerekmektedir.
Koroner anjiyografi işlemi genelde halk arasında maalesef endişe edilen korkulan bir işlem gibi bilinmekte veya en azında böyle algılanmaktadır. Hatta bazen sanki bir cerrahi operasyon gibi düşünülmektedir. Koroner anjiyografi anestezi gerekmeden ehil ellerde yapıldığında %99 un üstünde başarı ile tamamlanan bir işlemdir. İşlem süresi kateter yerleştirdikten sonra 10-15 dk sürmektedir ve ağrılı bir işlem değildir. Hem koldan hem de kasıktan yapılmaktadır. Özellikle son yıllarda koldan anjiyografi daha sık yapılmakta ve bizde kendi kliniğimizde yaklaşık 15 yıldır koldan anjiyografi işlemlerini yapmaktayız. Koldan anjiyo konusunda kliniğimiz belki de Türkiye’de en uzun süredir işlem yapılan bir merkezdir. Koldan yapılan anjiyografinin kasıktan yapılana göre riskleri ve komplikasyonları daha az ve hasta konforu üst seviyededir. Bu ancak koldan anjiyografi tecrübesi fazla olan hekimlerde mümkün olmaktadır. Koldan koroner anjiyografi işlemi sonrası hastalar eğer stent veya balon işlemi yapılmadı ise 2 saat sonra taburcu edilmekte ve 24 saat sonra günlük yaşamlarına dönebilmektedirler. Şayet balon veya stent işlemi yapılmış ise ertesi gün taburcu edilmektedirler.
Koroner Anjiografinin Riskleri
Koroner anjiyografi işlemi, alanında uzman kişiler tarafından gerçekleştirildiğinde son derece düşük risk taşır. Elbette ki risksiz hiçbir işlem yoktur. Anjiyografi işleminin kendisinden kaynaklı hayati risk 1000 de 2’den düşük olduğu bilinmektedir. İşlem esnasında kalp krizi veya felç olma ihtimali ise 1000 de 2 civarındadır. Ancak giriş yeri ile ilgili kanama, yalancı anevrizma, morluk veya şişlik gibi riskler ise %2 civarındadır. Koldan yapıldığında ise bu riskler daha da azalmaktadır. Dikkat edilirse bu oranlar oldukça düşüktür. Şunu da hatırlatmakta da fayda vardır diye düşünüyorum. Özellikle kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık %25 neredeyse ilk krizi anında veya hastaneye yetişemeden ya da acilde hayatını kaybediyor, hastaneye yatanların ise ölüm oranı %5-10 civarında. Dolayısıyla erken teşhis ve yapılan müdahale ile alınan faydaya bakıldığında anjiyografi risklerinin bu işlemi yaptırmaya engel olmaması gerektiğini düşünüyorum. Önemli olan doğru kişiye doğru yöntemi doğru zamanda yapmaktır.