Azerbaycan kadınları tarih boyunca toplumumuzun gelişiminde, eğitim faaliyetlerinden hayırseverliğe kadar geniş ve eşsiz bir rol oynamışlardır.
Onlar yalnızca ailenin ve vatanın koruyucu dayanağı olmakla kalmamış, aynı zamanda eğitim, kültür, sosyal ve hayır işlerinde aktif olarak yer almış, halkın refahının artırılması ve milli değerlerin korunması için büyük hizmetler sunmuşlardır. Kadınlarımızın girişimleri sayesinde okullar, kütüphaneler ve eğitim merkezleri kurulmuş, genç nesillerin eğitimi ve yetişmesi için elverişli koşullar sağlanmıştır.
Azerbaycan’ın hayırsever kadınları ayrıca yoksulların ve yetimlerin, hastaların ve sosyal desteğe ihtiyacı olan insanların refahını sağlamak için çaba göstermiş, toplumun en hassas kesimlerine yardım etmişlerdir. Onlar, eğitimci girişimleriyle gelecek nesillerin bilgili ve eğitimli yetişmesine destek vermiş, aynı zamanda milli ve manevi değerlerin korunması ve geliştirilmesinde öncü rol oynamışlardır.
Tarih boyunca kadınlarımızın faaliyetleri yalnızca kişisel girişimlerle sınırlı kalmamış, devletçilik ve toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında da kendini göstermiştir. Bilim, sanat, kültür ve ekonomi alanlarında aktif olarak yer alarak toplumun ilerlemesine katkı sağlamış, hem yerel hem de uluslararası düzeyde saygınlık kazanmışlardır. Kadınların bu faaliyetleri, Azerbaycan toplumunun medenileşmesi, demokratik ilkelerin güçlenmesi ve sosyal adaletin korunması için önemli bir zemin oluşturmuştur.
XIX. ve XX. yüzyıllarda kızlar için okulların açılması, kadınların eğitilmesi yönünde çok değerli bir adım olmuştur. Bu okullar, genç kızlara okuma yazma öğretmekle kalmamış, onların toplumsal hayata aktif katılımını da sağlamıştır. Eğitim alan kadınlar bilim alanında, öğretmenlikte, kültür ve sanat sahalarında daha geniş faaliyet göstermiş, toplumun gelişimine doğrudan katkıda bulunmuşlardır. Kadınların bilime, sanata ve sosyal çalışmalara katılımı, onların söz ve nüfuz sahibi olmalarına ve gelecek nesillerin yetişmesine imkân yaratmıştır.
Böylece kız okullarının açılması ve kadınların bilim alanında aktifleşmesi, Azerbaycan’ın kültürel ve sosyal gelişiminde kadınların rolünü daha da güçlendirmiş, onların hem ailede hem de toplum yaşamında saygın bir konuma sahip olmalarını sağlamıştır. Sonuç olarak, Azerbaycan kadınları tarih boyunca hem ailenin hem de toplumun dayanağı, aynı zamanda eğitimcilik ve hayırseverlik geleneklerinin taşıyıcısı olmuş, halkımızın manevi değerlerinin korunması ve toplumun ilerlemesinde vazgeçilmez bir rol oynamışlardır.
Bu zengin geleneğin parlak örneklerinden biri de Nabat Hanım Aşurbeyova’dır.
Nabat Hanım Aşurbeyova, 1795 yılında Bakü şehrinde Koça Bey Aşurbeyov’un ailesinde dünyaya gelmiştir. O, cömertliği ve hayırseverliği ile tanınmış, petrol madenlerine ve birçok büyük mülke sahip olmuştur. Nabat Hanım, Şollar su hattının çekilmesi için büyük miktarda para harcamış, Sabunçu Hastanesi’nde yoksul ve yetimlerin tedavi masraflarını üstlenmiş ve Tatar Sokağı’nda (Sovyet döneminde Krupskaya, günümüzde A. Topçubaşov) bir hamam yaptırmıştır. Söz konusu hamam haftanın bir gününü yoksullar ve kimsesizler için ücretsiz olarak hizmete açarmış.
Onun şiirler yazdığı da bilinmektedir, ancak bu şiirler sonraki nesiller için korunmamıştır. Nabat Hanım’ın hayatındaki en büyük eseri, Bakü’de yaptırdığı Tezepir Camii’dir (1905–1914). Caminin mimarı Yevgeni Skibinski olmuştur. Tezepir Camii, Bakü’deki en büyük ve görkemli camilerden biri olmakla birlikte, şehre yakışan güzel bir mimari eser olarak kabul edilmektedir.

Caminin temel taşının konulması için Nabat Hanım, Hacı Zeynalabdin Tağıyev’i davet etmiştir. Dokuz yıl sonra caminin ana kubbesine son taş da konulmuştur. Ne yazık ki Nabat Hanım caminin tamamlandığını görememiş ve 1912 yılında vefat etmiştir. Binanın inşaatı oğlu Hacı Abbasgulu Rzayev tarafından tamamlanmış ve 1914 yılında Tezepir Camii Bakü Müslümanlarının kullanımına verilmiştir. Nabat Hanım ve oğlu Hacı Abbasgulu, caminin girişinde defnedilmişlerdir. Günümüzde camide Kafkasya Müslümanları Ruhani İdaresi faaliyet göstermektedir.Nabat Hanım, varlıklı Bakü tüccarı Hacı Musarza Rzayev’in eşi olmuştur. Onların bir oğlu — Hacı Abbasgulu Rzayev ve iki kızı — Eşref (Züleyha) Hanım ve Gülbeste Hanım olmuştur.
Nabat Hanım Aşurbeyova’nın hayırseverlik faaliyetleri bununla da sınırlı kalmamıştır. Rivayetlere göre, haftanın cuma günleri yaşadığı konutun kapılarını açık bırakırmış. Böylece yoksullar onun kurduğu sofraya gelebilir, dertlerini kendisine anlatabilir ve onun merhameti sayesinde sorunlarına çözüm bulabilirlerdi. Bu olağanüstü kadın, cömertliği ve hayırseverliği sayesinde insanlar arasında büyük saygı kazanmıştı. 117 yıl yaşamıştır. Ölümünden iki yıl sonra, 1914 yılında yarım kalan işini oğlu Hacı Abbasgulu Rzayev tamamlamıştır. Nabat Hanım ve oğlu Hacı Abbasgulu, caminin girişinde defnedilmişlerdir.

Nabat Hanım Aşurbeyova’nın yaşam yolu ve faaliyetleri, Azerbaycan kadınlarının toplum karşısındaki sorumluluğunu, cömertlik ve hayırseverlik geleneklerini somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Onun girişimleri yalnızca kendi dönemi için değil, gelecek nesiller için de örnek olmuştur. Nabat Hanım’ın hayırseverlik misyonu, eğitim ve sosyal alanlardaki desteği, halkın refahına yaptığı katkılar bugün de Azerbaycan kadınlarının toplum hayatında oynadıkları rolün önemini vurgulamaktadır. Onun eserleri, cami inşası ve toplumsal hizmetleri, her kadının bilgi, beceri ve cömertliğiyle toplumun gelişimine katkı sağlayabileceğini göstermektedir.
Nabat Hanım’ın hayat hikâyesi, aynı zamanda Azerbaycan kadınlarının tarih boyunca hem aile içinde hem de toplumsal hayatın çeşitli alanlarında etkili ve nüfuzlu roller üstlendiklerinin parlak bir örneğidir. Böyle kadınlar sayesinde Azerbaycan kadınlarının modern dönemde eğitim, bilim, kültür ve sosyal alanlarda gösterdikleri hizmetler sürekli gelişmekte ve toplumumuz için örnek teşkil etmeye devam etmektedir.