Azerbaycan’ın modern tarihi, Karabağ düğümü ve bu düğümün halkımızın kararlılığıyla çözülmesi etrafında şekillenmiştir.

Ermenistan’ın toprak iddialarıyla başlayan bu çatışma, onlarca yıl boyunca bölgenin kaderini belirlemiş ve nihayetinde Azerbaycan’ın görkemli askerî ve diplomatik zaferiyle sonuçlanmıştır.
Çatışma, 1988 yılında Ermenistan’ın Azerbaycan’ın tarihî toprağı olan Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ni kendi topraklarına katma girişimleriyle başladı. Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde ortaya çıkan istikrarsızlıktan yararlanan Ermeni ayrılıkçıları, dış güçlerin desteğiyle geniş çaplı askerî saldırılara giriştiler.
1990’lı yılların başlarında yaşanan Birinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan için ağır bir sınav oldu. İç siyasi çekişmeler ve düzenli ordunun bulunmaması nedeniyle Şuşa, Laçın, Kelbecer ve çevresindeki 5 rayon işgal edildi. Hocalı Katliamı gibi insanlık trajedileri yaşandı, yaklaşık bir milyon vatandaş kendi yurtlarından zorla göç ettirildi. 1994 yılında imzalanan Bişkek Protokolü ile ateşkes ilan edilse de, toprakların %20’si 30 yıl boyunca işgal altında kaldı.

R2

Ateşkes döneminde Azerbaycan devleti barış görüşmelerine bağlı kaldı. AGİT Minsk Grubu çerçevesinde yürütülen müzakereler ve Birleşmiş Milletler’in işgalci güçlerin derhal geri çekilmesini talep eden 4 kararı Ermenistan tarafından görmezden gelindi. Ancak bu yıllar boyunca Azerbaycan boş durmadı; güçlü bir ekonomi kuruldu, ordu en modern silahlarla donatıldı ve genç nesil vatanseverlik ruhuyla yetiştirildi.
Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğrunda canını feda eden yiğitlerden biri de Tabil Hasanov’dur. O, 4 Temmuz 1960 tarihinde Hocalı rayonunun Kosalar köyünde dünyaya gelmiştir. Orta öğrenimini 1977 yılında doğduğu köyde tamamlayan Tabil, 1980 yılında askerliğe çağrılmıştır. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra sivil hayata dönerek Kosalar köyü iletişim şubesinde çalışmaya başlamıştır. 1990’lı yılların başlarında Karabağ’da durumun gerginleşmesiyle birlikte Tabil Hasanov ilk günlerden itibaren silaha sarılarak doğma topraklarının savunmasına katıldı.
Onun ilk büyük kahramanlığı 15 Aralık 1991 tarihinde Cemilli köyünün savunması sırasında kaydedildi. Ermeni askeri birlikleri köye dört yönden saldırarak sivil halkı kuşatma altına almıştı. Böylesine zor bir anda Tabil korkusuzca düşmana karşı karşı saldırıya geçti. Onun liderliği ve cesareti sayesinde işgalci güçler ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Bu büyük zaferden sonra halk arasında ona saygı ifadesi olarak “Kırk Kız Kartalı” lakabı verildi.
Tabil Hasanov’un savaş yolu bununla da sınırlı kalmadı. O, Meşeli köyüne saldıran Ermeni güçlerini de bozguna uğratarak köyün savunulmasında önemli rol oynadı. Düşmanın canlı gücünü etkisiz hale getiren kahraman savaşçı, her adımında fedakârlık örneği sergiliyordu.
29 Mart 1992 tarihinde Ermeni güçleri Kosalar köyüne yeniden büyük bir kuvvetle saldırdı. Saatler süren kanlı çatışmada Tabil Hasanov tek başına düşmanın 12 askerini etkisiz hale getirdi (o çatışmada toplamda 53 Ermeni askeri öldürülmüştü). Ancak bu amansız savaş “Kırk Kız Kartalı”nın son mücadelesi oldu. Vatan uğruna son damla kanına kadar savaşan Tabil Hasanov, kahramanca şehitlik mertebesine yükseldi.
Aileli olan kahramanın gelecek nesillere üç çocuğu yadigâr kalmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 15 Ocak 1995 tarihli 262 sayılı kararıyla Hasanov Tabil, ölümünden sonra “Azerbaycan’ın Millî Kahramanı” unvanına layık görülmüştür. Şehidimiz doğduğu Kosalar köyünde defnedilmiştir. Onun adı, Azerbaycan’ın askerî tarihine cesaret ve vatanseverliğin simgesi olarak kazınmıştır.

R1
Azerbaycan’ın modern devletçilik tarihinde 2020 ve 2023 yılları, millî gurur ve egemenliğin tam olarak yeniden tesis edildiği dönemler olarak yer almıştır. Yaklaşık otuz yıl süren işgal dönemi, halkımızın kararlılığı, ordumuzun kahramanlığı ve devletimizin ileri görüşlü politikası sayesinde şanlı bir zafer destanıyla sona ermiştir.
27 Eylül 2020 tarihinde Ermenistan silahlı kuvvetlerinin bir sonraki askerî provokasyonuna karşılık olarak Azerbaycan Ordusu karşı taarruz operasyonu olan “Demir Yumruk” harekâtını başlattı. Sadece 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı, dünya askerî tarihinde yeni bir sayfa açtı. Azerbaycan’ın kullandığı insansız hava araçları (İHA), yüksek hassasiyetli silahlar ve en önemlisi askerlerimizin sarsılmaz iradesi, düşmanın yıllardır kurduğu “aşılamaz” savunma hatlarını yerle bir etti.
Cebrayıl, Fuzuli, Zengilan ve Kubadlı rayonlarının, ayrıca yüzlerce köy ve stratejik yüksekliğin kurtarılması, 8 Kasım’da Şuşa Zaferi ile zirveye ulaştı. Şuşa’nın sarp kayalıklardan tırmanılarak, göğüs göğüse çarpışmalarla kurtarılması askerî tarihe eşsiz bir kahramanlık örneği olarak geçti. Bu stratejik yenilgi, Ermenistan’ı kapitülasyon anlaşmasını imzalamaya mecbur bıraktı. 10 Kasım bildirisi ile Ağdam, Kelbecer ve Laçın rayonları tek bir kurşun atılmadan, siyasi ve diplomatik yollarla Azerbaycan’a iade edildi.
Vatan Savaşı’ndan sonra Karabağ’ın bazı bölgelerinde hâlen bulunan yasa dışı Ermeni silahlı grupları ve sözde ayrılıkçı rejimin kalıntıları, bölgede barış için en büyük tehdit olmaya devam ediyordu. 19 Eylül 2023 tarihinde Azerbaycan Ordusu tarafından gerçekleştirilen ve 24 saatten kısa süren lokal antiterör operasyonları bu tehdidi kökten ortadan kaldırdı. Yüksek profesyonellikle yürütülen bu operasyon sonucunda ayrılıkçı rejim beyaz bayrak kaldırarak teslim oldu.
Bu tarihî gelişmeyle birlikte Azerbaycan’ın devlet egemenliği ülkenin tüm topraklarında tamamen ve kesin olarak yeniden sağlandı. 15 Ekim’de devlet başkanının Hankendi, Hocalı, Askeran ve Ağdere’de Azerbaycan bayrağını göndere çekmesi, çatışmanın tamamen sona erdiğinin ve Karabağ’ın ebediyen Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunun sembolik bir teyidi oldu.

Kapak (1280 X 720 Piksel) (77)
Bugün Karabağ meselesi artık tarihe karışmıştır. Şimdi bölgede yeni ve görkemli bir dönem — yeniden inşa ve kalkınma süreci başlamıştır. Azerbaycan devleti, işgalden kurtarılan topraklarda eşi benzeri görülmemiş geniş çaplı altyapı projeleri yürütmektedir. Fuzuli ve Zengilan’da inşa edilen uluslararası havaalanları, yapılan otoyollar, tüneller ve “Akıllı köy” projeleri bölgenin çehresini tamamen değiştirmektedir.
“Büyük Dönüş” programı çerçevesinde, onlarca yıl boyunca yurt hasreti çeken eski yerinden edilmiş kişiler artık kendi memleketlerine — Ağalı’ya, Talış’a, Laçın’a, Fuzuli’ye ve Şuşa’ya geri dönmektedirler. Bu dönüş sadece insanların geri gelişi değil, aynı zamanda Karabağ ve Doğu Zengezur’un manevi ve ekonomik yeniden doğuşudur.
Azerbaycan’ın kazandığı bu büyük zafer, ülkenin bölgenin lider devleti olduğunu ve halkımızın iradesi karşısında hiçbir gücün duramayacağını tüm dünyaya kanıtladı. Haklı davamızda elde ettiğimiz bu zafer, gelecek nesiller için ebedî bir miras, bölgede kalıcı barış ve kalkınma için ise sağlam bir temeldir.
Bugün kahramanlarımızın intikamı, işgalden kurtarılan toprakların her karışında yürütülen inşa çalışmalarıyla da sürmektedir. Yıkılmış camilerimizin yeniden inşası, Şuşa’da düzenlenen “Harıbülbül” festivalleri, Fuzuli’de çocukların neşeli sesleri; şehitlerimizin uğruna can verdiği ideallerin gerçekleşmesidir. Azerbaycan devleti ve halkı bir kez daha göstermiştir ki, vatan uğruna dökülen hiçbir kan unutulmaz. Kahramanlarımızın intikamı hem savaş meydanında kararlılıkla alınmış, hem de bugün özgür Karabağ’ın her köyünde ve her şehrinde yeniden kurulan hayatla devam etmektedir. Biz, zafer kazanmış bir halk olarak, şehitlerimizin bize emanet ettiği bu toprakları gözümüz gibi koruyacak ve bu zaferi sonsuza dek yaşatacağız.
Azerbaycan devleti ve halkı tek yumruk halinde birleşerek kanıtlamıştır ki, vatan uğruna dökülen hiçbir kan unutulmaz ve unutulmayacaktır. Biz, zafer kazanmış bir millet olarak, şehitlerimizin bize emanet ettiği bu kutsal toprakları göz bebeğimiz gibi korumalıyız. Onların canı pahasına kazandığımız bu özgürlük ve zafer, millî kimliğimizin temelidir. Bugün özgür Karabağ’ın her köyünde ve her şehrinde yeniden kurulan hayat, şehitlerimize olan en büyük vefa borcumuzdur.
Azerbaycan halkı, şehitlerinin hatırasını yalnızca anıtlarda değil, aynı zamanda çiçek açan Karabağ’da yaşatmaktadır. Bu zafer ebedîdir; çünkü o, hakikatin, adaletin ve sarsılmaz birliğin zaferidir.