Sözümüz…
“Seçilmiş oldum” diyenler var…”
Seçilmiş olup burnu havalarda gezenler…
Kendini bulunmaz bir ayrıcalığın sahibi sananlar…
Bir anda yürüyüşü değişen, bakışı değişen, selamı değişen insanlar…
Dün aynı sokakta yürüdüğü insanlara bugün yukarıdan bakanlar…
Dün kapısını çaldığı insanların bugün yüzüne bakmayanlar…
Ne oldu?
Bir sandık kuruldu, birkaç oy çıktı, bir koltuk verildi…
Ve bir insan, kendini bir anda “ulaşılmaz” sanmaya başladı.
Bazıları seçilmeyi görev zannediyor, bazıları ise ödül…
Ama en tehlikelisi, seçilmeyi bir üstünlük belgesi zannedenler.
Seçilmiş derken aklınıza gelmiş tüm seçildim sanlara sözüm.
Meydanlarda dolaşırken içinden şunu geçirenler var:
“Acaba kimler bana selam verecek?”
Hatta selam verilmediğinde bozulanlar…
Seçilmişlik pozlarıyla mikrofonda konuştuğunu sanlar var.
Selam verildiğinde ise lütuf etmiş gibi başını hafifçe eğenler…
Oysa gerçek şu: Seçilmiş olmak seni büyütmez.
Sen küçüksen, sadece küçüklüğünü büyütür.
Ahlaklı, halkın içinde kalan, telefonunu açan, derdi dinleyen seçilmişlere sözüm yok.
Onlar zaten bu yazıyı üzerine alınmaz.
Benim sözüm; seçilmiş olup da başı dik, burnu havada dolaşanlara…
Hani şu koltuğa oturur oturmaz sesi değişenler…
Hani şu “yoğunum” kelimesini karakter zannedenler…
Geçen gün bir “seçilmişi” aradım.
İçimden dedim ki: “Kesin memleket meseleleriyle meşguldür.”
Açmadı.
Diyeceksiniz ki kim bu seçilmiş bu ilde o kadar çok seçilmiş var ki, sanırım okuyorsa kendini bilir.
Bir gün sonra tekrar aradım.
Yine açmadı.
Sonra düşündüm…
Memleketi kurtarmakla meşgul olan bir insanın, telefonu açmaya vakti olmayabilir.
Ama insan kalmaya vakti hiç mi olmaz?
Demek ki mesele yoğunluk değilmiş…
Mesele, insanın kendini ne sandığıymış.
Unutulan bir şey var: Seçilmişlik kimlik verir…
Ama kişilik vermez.
Kişiliği olmayan biri seçildiğinde,
Ortaya “kişiliksiz bir yetki” çıkar.
İtibar gördüğünü sananlara da küçük bir hatırlatma:
O itibar size değil…
Oturduğunuz koltuğa.
Siz o koltuktan indiğiniz gün,
Telefonunuz yine çalacak mı?
Kapınızı çalan olacak mı?
Yoksa dün beklettiğiniz insanlar, bugün sizi mi bekletecek?
Hayatın en acı ironisi şudur:
Kendini çok önemli zannedenlerin,
En hızlı unutulanlar olmasıdır.
Bu yüzden…
Ey “seçilmişim” diye ortalıkta dolaşanlar…
Bir gün o unvan gidecek.
O koltuk kalkacak.
O kalabalık dağılacak.
Geriye ne kalacak biliyor musunuz?
Ne seçilmişliğiniz…
Ne kartvizitiniz…
Ne de o yapay saygı.
Sadece insanlığınız kalacak.
Varsa tabii…
O yüzden geç olmadan…
Biraz alçak gönüllülük,
Biraz ahlak,
Biraz da gerçek insanlık edinin.
Çünkü seçilmek kolay…
İnsan kalmak zordur.