Bugün gücü eline geçirip kendisini dokunulmaz sananlar…
Makamın verdiği geçici yetkiyle insanlara yukarıdan bakanlar…
Bulunduğu koltuğu kendi emeğiyle değil de sistemin lütfuyla elde ettiği halde kibir içinde yaşayanlar…
İyi dinleyin…
Zaman durmuyor.
Saat işlemeye devam ediyor.
Ve her devrin bir sonu oluyor.
Bugün etrafınız kalabalık olabilir.
Telefonlarınız susmuyor olabilir.
Kapınızın önünde sıraya girenler, sizi görünce önünü ilikleyenler olabilir.
Ama şunu unutmayın; insanların çoğu size değil, bulunduğunuz makama selam veriyor.
Makam gider…
Yetki biter…
Koridorlar sessizleşir…
İşte o zaman gerçeklerle baş başa kalırsınız.
Bugün siyasi partilerin içinde gücün yanında saf tutup kendisini vazgeçilmez sananlar var.
Her dönemin adamı olmayı marifet sayanlar var.
Dün başka konuşup bugün başka konuşanlar var.
Koltuk uğruna şahsiyetini bile değiştirenler var.
Ama unutmayın…
Bu millet her şeyi hafızasına yazar.
Kim halkın yanında durmuş, kim gücün önünde eğilmiş unutmaz.
İnsanlara tepeden bakmayın.
Sizi oralara getirenin halk olduğunu unutmayın.
Genel merkezlerden Atanmış olduğunuzu herkes biliyor.
Onun için seçilmiş gibi kibirle değil, hizmet insanı gibi tevazuuyla yürüyün.
Halkın içine karışın.
Çarşıya pazara parklara çıkın.
Bir esnafın gözünün içine bakın.
Bir emeklinin geçim derdini dinleyin.
Bir gencin umutsuzluğunu görün.
Sadece makam odalarında oturarak memleket yönetilmez.
Bugün etrafınızda el pençe duranların çoğu sizin varlığınızdan nemalanıyor.
Birçoğu sizin gücünüzden pay kapmanın hesabında.
Size “vekilim”, “başkan”, “müdürüm”, “siz olmazsanız bu memleket biter” diyenlerin büyük kısmı yarın başka bir kapının önünde aynı cümleleri kuracak.
Çünkü onların davası insanlık değil, menfaat.
Biz bu memlekette çok şey gördük…
Dün makam araçlarından inmeyenlerin bugün yalnız yürüdüğünü gördük.
Dün kimseyi beğenmeyenlerin bugün selam verecek insan aradığını gördük.
Dün kibirle konuşanların bugün başını eğdiğini gördük.
Devran döndüğünde insan gerçek dostunu da gerçek yüzünü de görür.
“Bu Dünyanın Devranına Aldanma Gönül Aldanma…
Zilli Çanlı Kervanına Aldanma Gönül Aldanma…”
Ne kadar anlamlı sözler…
Bugün size kurulan sofralar, yapılan övgüler, alkışlar…
Hepsi geçici.
Bir gün gelir o sofralar kalkar.
O alkışlar susar.
O kalabalık dağılır.
İşte o gün insan kendi vicdanıyla baş başa kalır.
Bilir misin neden nesin?
Bir gün kesilecek sesin…
Çürür cisminle kafesin…
Aldanma gönül aldanma…
İnsan bazen bulunduğu makamı ebedi sanıyor.
Sanki hiç değişmeyecekmiş gibi davranıyor.
Sanki güç hep elinde kalacakmış gibi kibirleniyor.
Oysa hayatın en büyük gerçeği değişimdir.
Dün güçlü olan bugün unutuldu.
Dün meydanları dolduranların bugün adı bile anılmıyor.
Çünkü insanı yaşatan makam değil, bıraktığı izdir.
Ey kendisini yüksekte görenler…
Sizi orada tutan şey gerçekten halkın sevgisi mi?
Yoksa korkudan, çıkar ilişkilerinden ve mecburiyetten oluşan sahte bir kalabalık mı?
Bunu düşünün.
Çünkü altınızdaki koltuk kaydığında gerçek ortaya çıkar.
O gün Allah bilir kaç kişi telefonunuza cevap verecek.
Kaç kişi yanınızda duracak.
Kaç kişi sizi gerçekten hatırlayacak.
Bugün küçümsediğiniz insanların arasına yarın yeniden döneceksiniz.
Ve o gün ne korumalarınız olacak ne makam odalarınız ne de önünüzde eğilenler…
Sadece insanlığınız kalacak.
Onun için kibri bırakın.
İnsan olun.
Halka rağmen değil, halkla beraber yürüyün.
Bir gün herkes ektiğini biçecek.
Kimisi dua ile anılacak…
Kimisi ise ardında kırılmış gönüller bırakacak.
“Evden barktan geçeceksin…
Ecel tasın içeceksin…
Ne ektiysen biçeceksin…
Aldanma gönül aldanma…”
Bu dünya kimseye kalmadı.
Ne sultanlara kaldı ne krallara ne de makam sahiplerine…
Bugün gücüne güvenenler, yarın yalnızlıkla sınanabilir.
Bugün halkı görmeyenler, yarın halkın arasında kaybolabilir.
Çünkü gerçek büyüklük makamda değil;
İnsan kalabilmektedir.
Ve unutmayın…
Bir insanı yükselten koltuk değil karakterdir.