Çok okuyan münevverlerimizden Cemil Meriç’te şöyle der:
“Kitap limandı benim için. Kitaplarla yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı.” (Bu Ülke, s, 37)
Rahmetli ne güzel ifade etmiş. Kitaplardaki kahramanlarla sokaklarda karşılaşmadığı için yakınıyor. Madem kabirde değil de dünyada okuyacağız o zaman dünyadakilerin bizi sevmesi, bizi anlaması, bizi rol model olarak kabul etmeleri gerekir. Kitaptaki bilgiler teoriktir. Okuyanlar o teorinin pratikleridir. Bizi görenler bizden etkilenmiyorsa, istifade etmiyorsa, örnek almıyorsa okumalarımızın bir faydası yoktur.
Hatırlayanlarımız vardır. İngiliz şarkıcı Cet Stevens yıllar önce Türkiye’yi ziyaretinde “Eğer Müslüman olmadan önce Türkiye’ye gelseydim Müslüman olmazdım” demişti. Neden diye sorduklarında “kitaplarda okuduğu İslamiyeti sokakta bulamadığından yakınmış.
Rabbimiz boşuna “Neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz?” buyurmaz. Müslüman’ın hayatında salih amel olacak. İnsanları kazanacak olan bilgimiz, okuduklarımız değil yaşadıklarımızdır, yaşantımızdır. Cemil Meriç’in “kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim” sözünün anlamı budur, bu bir özeleştiridir.
Bardağın içinde ne varsa dışına o taşır. Dışımızı ve içimizi güzelleştiren kitaplardır. Salih amel budur. Yaratılış gayemizi, ahlakımızı, hal ve hareketimizi olumlu anlamda düzenlemeyen kitaplar okumanın bir faydası olmasa Cet Stevens, Yusuf İslam olmazdı ama çok şükür ki Cet Stevens bizi görmeden önce iman etti, Yusuf İslam oldu.
Yaşantımızı olumlu olarak geliştiren kitaplara ağırlık verirsek bu acınacak halden kurtuluruz. Bunun için okumayı kabre bırakmayacağız, yarına ertelemeyeceğiz. Bol bol ama doğru, sahih ve faydalı bir okumanın müdavimi olarak yaşayacağız. Cemil Meriç bizi sokakta gördüğünde bağrına basamıyorsa demek ki gayemize, hedefimize ulaşamamışız demektir. Erzurumlu Ömer Nasuhi Bilmen şöyle der:
“Küçük yaşlarımda elime geçen eserleri bir gecede okuyup bitirirdim. Gözlerim kan çanağına döner, sıhhatim bozulurdu. Annem gecenin geç saatlerinde gelir, islenmiş lambanın camlarını siler, bazen de artık yat diye üfler giderdi…”
Ne kadar çok okursak okuyalım sınır yoktur çünkü Müslüman için okumak ibadettir. Biri farz namazları kılmakla yetinirken öbürü neredeyse sabahlara kadar namaz kılmaktadır hem de büyük bir huşuyla.
Bu kadar huşu içerisinde kitap okuyan Ömer Nasuhi Bilmen, bir gün Muzaffer Ozak’ın yanına gider ve “Hocam elime İrşad adlı eseriniz geçti. Bilmediğim hiçbir şey yazmamışsınız ama her okuyuşumda ağlıyorum. Allah aşkına siz bu kitabın için ne koymuşsunuz?” der. Okumaktan okumaya fark vardır ancak her kitap bir değildir. Konumuzu özetleyen bir misal bu anekdot. Okuduğumuz, okuttuğumuz kitapların böyle bir yanı olmalıdır. Her yazarın kitabı okunmaz der bu yolun büyükleri. Bizleri etkileyen, ruhen, manen onaran kitaplar olmalı okuduklarımız. Bir liste verecek değilim ama eğitimcilerimizin ellerinde romandan fikir kitabına kadar mutlaka listeleri olmalıdır. Denenmiş, faydası görülmüş, ehli tarafından tavsiye edilmiş kitaplardan oluşmalıdır bu listeler.
Kuran-ı Kerim ve Meali, Siyer-peygamberimizin hayatını ihtiva eden romanlar: Çöle İnen Nur (N. Fazıl), Bülbülün Kırk Şarkısı (İ. Pala), Siyeri Nebi (S. Suruç), Şafak Serisi- (A. Lütfü Kazancı); İlmihal ve Hadis Kitapları: Ö. Nasuhi bilmen ve İ. Nevevi (Riyazü’s-Salihin)
İslami Romanlar ve fikir ağırlıklı eserler: Ahmed Günbay Yıldız, Hekimoğlu İsmail, Hasan Nail Canat, Emine Şenlikoğlu, Mehmet Alagaş, Ahmet Yılmaz Boyunağa, Cahit Zarifoğlu, Necip Fazıl Kısakürek, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç, İskender Pala, Emine Işınsa, Yavuz Bahadıroğlu, Mehmet Göktaş, Elif Veske ve diğerleri. İslam Âlimlerinin hayatını konu edinen biyografik referans kitaplar-Mustafa Özdamar, Mustafa Kara, Ethem Cebecioğlu, Sibel Eraslan, Kemal Sayar vesaire…
İslam Klasikleri: İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, Erzurumlu İbrahim Hakkı, İmam Gazali, Eşrefoğlu Rumî, Ataullah İskenderi, Necmeddinî Kübra, Mevlana, Şeyh Sadi Şirazi, Şihabuddin Sühreverdî, Ahmed Yesevi, Abdülkerim Kuşeyrî, Feriddün Attar…
Sayı olarak çoğaltılabilecek olan bu kitaplar ilk, orta, lise ve üniversite düzeyinde kategorize edilebilir. Herkesin seviyesine uygun kitaplar vardır. Tasnif ve sınıflandırma ehil hocalar-öğretmenler tarafından yapılmalıdır. Çoluk çocuğumuz bu sağlam kitaplardan gıdasını alarak büyümezse halimiz haraptır. Onun için elimizi çabuk tutmalıyız. Ay pencereyi geçti mi ışık vermez artık. Zübeyir Gündüzalp ne güzel tavsiyede bulunmuş yıllar evvel: “Şimdi oku, kabirde okuyamazsın.”