Kırşehir ilginç bir şehir.
Seçim zamanı herkes Kırşehirli.
Seçim bittikten sonra kimse ortada yok.
Doksanlı yıllardan bugüne onlarca milletvekili bu şehirden seçildi. Özellikle son 24 yıldır iktidara Kırşehir her dönem bir, iki, üç milletvekili gönderdi Ankara’ya. Sandıkta güçlü destek verdi. Sadakat gösterdi.
Peki karşılığında ne aldı?
Kaç vekil Kırşehir’de yaşıyor?
Kaçını çarşıda pazarda görüyorsunuz?
Kaçı bir esnafın derdini seçimden sonra dinledi?
Kaçı bir cenazede saf tuttu, bir düğünde omuz verdi?
Gerçek şu: Kırşehir uzun süredir “uzaktan sevilen” bir şehir.
Seçim yaklaşınca çantalar hazırlanıyor.
Ankara’dan iniş yapılıyor. Kahvehanelerde fotoğraflar, sosyal medyada samimi pozlar, bolca “hemşehrim” hitabı…
Sandık kapanıyor, mazbata alınıyor, Ankara yolu tekrar başlıyor.
Sonra?
Dört yıl boyunca sessizlik.
Parlamentoda Kırşehir adına yemin etmek kolay.
Zor olan o yeminin ağırlığını taşımak.
Bu şehir için hangi büyük yatırımın arkasında güçlü bir siyasi mücadele verildi?
Hangi projede “Bunu bizim vekil söke söke aldı” diyebiliyoruz? Tarımda, hayvancılıkta, genç istihdamında, sanayide Kırşehir’i sıçratan hangi imza var?
Varsa söyleyin.
Yoksa susmayın.
Sorun sadece Ankara değil.
Sorun Kırşehir’in bu tabloya alışmış olması.
Bu şehirde yaşamayan, bu şehrin acısına katılmayan, sevincine ortak olmayan, sokakta selam vermeyen bir temsil anlayışını neden kabullendik?
Neden hesap sormadık?
Neden “nasıl olsa değişmez” dedik?
Sadakat başka, sessizlik başka.
Destek başka, denetim başka.
Demokrasi sadece oy vermek değildir.
Demokrasi, seçileni izlemek ve gerektiğinde sorgulamaktır.
Kırşehir yıllardır güçlü destek verdi. Ama güçlü destek, güçlü temsil doğurmadı.
Çünkü siyaset burada bir görev değil, bir basamak olarak görüldü. Ankara’ya gidenler için Kırşehir bir başlangıç oldu; ama çoğu için bir geri dönüş noktası olmadı.
En acı olan ne biliyor musunuz?
Bu şehir artık çantalı vekillere alıştı.
Seçim olsa yine aynı tablo çıkabilir. Yine çantalar gelecek.
Yine vaatler sıralanacak.
Yine “Kırşehir bizim sevdamız” denilecek.
Ama sevda uzaktan olmaz.
Sevda, yanında olmayı gerektirir.
Kırşehir artık şunu sormalı: Seçildikten sonra da burada olacak mısın?
Bu şehrin sokağında yaşayacak mısın?
Yoksa yine Ankara’da mı kaybolacaksın?
Bu şehir kimsenin siyasi durağı değil.
Kırşehir temsil edilmek değil, sahiplenilmek istiyor.
Ve unutmayın: Sandık sadece göndermek için değil, geri çağırmak için de vardır.