Avrupa’nın kanunlarını alıyoruz; peki neden Allah’ın kanunlarından uzaklaşıyoruz?
Allah’ın kanunda kaçanlar, beşeri kanunlarında hayat arıyor.
Allah ne güzel buyuruyor: “Kısas uygulayın ki hayat bulasınız.”
Bu söz, adaletin toplum düzeni için ne kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Çünkü adaletin zayıfladığı yerde suç artar, vicdanlar yaralanır.
Bugün etrafımıza baktığımızda her gün yeni bir acıya tanık oluyoruz. Cinayetler, hırsızlık, dolandırıcılık, mafya, akran zorbalığı, şiddet olayları, çocuk istismarı, hırsızlık, dolandırıcılık…
Toplumun neredeyse her alanında suçların arttığını görüyoruz. Trafikte, aile içinde, miras kavgalarında ve günlük hayatın pek çok yerinde insanların zarar gördüğüne şahit oluyoruz.
Peki neden?
Çünkü suç işleyen kişi, çoğu zaman işlediği suçun karşılığından korkmuyor.
Cezalar caydırıcı bulunmuyor.
“İyi hal” indirimleri uygulanıyor, cezalar hafifletiliyor, suçlular kısa sürede tekrar toplum içine karışabiliyor.
Bu durum da toplumda adalet duygusunu zedeliyor.
Burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: “İyi hal” kime göre, neye göre belirleniyor?
Bir katilin ya da ağır suç işlemiş birinin “iyi hali” nasıl ölçülüyor?
Katil, suçunu işlerken merhamet gösteriyor mu?
Bir cana kıyarken, bir hayatı karartırken vicdan devreye giriyor mu?
Toplumda yaygın bir kanaat var: Suçluya gösterilen aşırı hoşgörü, yeni suçların önünü açıyor.
Bu nedenle birçok insan, özellikle cinayet, gasp, soygun, şiddet ve çocuk istismarı gibi ağır suçlarda daha sert ve caydırıcı cezaların uygulanması gerektiğini savunuyor.
Son günlerde sosyal medyada sıkça dile getirilen bir örnek de var: Çin’de Katillere, soyguncular ve çocuklara yönelik istismar suçlarında çok ağır cezalar uygulandığı ve bazı durumlarda idam cezasına kadar gidildiği ifade ediliyor.
Bu da “en ağır ceza ne olmalı?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Elbette çocukları korumak, toplumun en temel sorumluluklarından biridir.
Onların güvenliği, geleceğimizin güvenliğidir.
Bu noktada tartışma şu soruda düğümleniyor:
Çocuk istismarı ve cinayet gibi suçlarda sadece hapis cezası yeterli midir?
Yoksa daha ağır, daha caydırıcı cezalar mı gereklidir?
Benim kanaatim nettir:
Bir insanın hayatını elinden alanlar ve çocukların hayatını karartanlar en ağır cezayı hak eder.
Ancak burada asıl amaç sadece cezalandırmak değil, suçun hiç işlenmemesini sağlamaktır.
Gerçek adalet, hem mağduru koruyan hem de suçu daha baştan engelleyen bir sistem kurabilmektir.
Toplum olarak bu soruya vereceğimiz cevap, nasıl bir gelecekte yaşayacağımızı da belirleyecektir.
Ama asıl mesele sadece ceza vermek değil…
Asıl mesele, o suçu işlemeye kimsenin cesaret edemeyeceği bir düzen kurmaktır.
Adalet ya güçlü olur…
Ya da yok olur.
Ve adalet yoksa, toplum da yavaş yavaş yok olur.
Artık karar zamanı: Adaleti mi kuracağız, Suçluyu mu koruyacağız, yoksa masumu mu?