1341/1898 yılında Geycek köyünde dünyaya gelir. Mustafa Onbaşı'nın kızıdır. Annesi Topal Ali'nin bacısı Ayşe’dir. Kara Anşa diye bilinen bu kadından doğan bütün kızları kendisi gibi ozandır. Hüsne; beş kız çocuğunun en büyüğüdür... İki erkek kardeşinin büyüğü olan Hacı Musa evlenir askere gider dört yıl sonra döner altı ay sonra da ince hastalığına(verem) yakalanıp ölür. Küçük kardeşi Derviş Ali ise askere gitmeden hastalanıp ölür.
İlk evliliğini Hasanlar Köyünden Hüsne teyzesinin oğluyla yapar. Ancak orada yaşanan tatsız bir olay ayrılmasına sebep olur... Babasına Mustafa Onbaşı kızını alır getirir...Köye döndükten sonra Efendi'nin amcası Vahit ile evlenir... Vahit’ten Nasibe olur. Vahit diğer kardeşleri gibi halim selim bir adam değildir. Asker kaçağıdır, dağda bayırda gezip eşkıyalık yapar. Millet Vahit'ten korktuğundan araziye çıkamaz hale gelir... Köydeki durum o şekilde iken bir münakaşa neticesinde 1922 senesinde Vahit vurulur.
Hüsne teyze, kızı Nasibe'yi de alıp Hurşit Yıldırım ile evlenir...Hüsne de dayısı Sadık hoca gibi gönlünden geçenleri şiirle, ağıtla dile getirir...Bacısı Fadime ile baharda gıcı/ yemlik toplamaya çıkarlar... Yemyeşil tarlaları ve araziyi görününce Fadime teyze Hüsne 'ye " Bacım tarlaya bak, her yer güvermiş, ne güzel olmuş" deyince Hüsne teyze Hasanlarda yaşadığı olayların etkisiyle bakamaz ve şöyle söyler:
"İaşe diye de çıktım yollara
Ekin adıyla da bakmam çöllere
Kalaylı sinimi verdim dellala
Yüzüne bakıp da alan olmadı
Açlıktan yıkıldım bilen olmadı..."
Gökyüzünde uçup giden teyyare
Kemal Paşa'nın da sarayı nere
Kurbanlar oluyum bastığın yere
Emreyle iaşen dağılsın deyi
Açlıktan ölenler sağalsın deyi.
(Yukarıdaki şiirin aslında dördüncü ve beşinci mısralarda farklı söyleyişler bulunmaktadır. Şiirin tamamı sekiz kıtadan oluşmaktadır.).
Kocası Hurşit amca ,Afacan'ın Osman amca ile İzmir'e çalışmaya gider ..Bir sene sonra Afacan'ın Osman köye döner. Hüsne teyze kocasından bir haber öğrenmek için yanına gider . Osman amca , Hurşit amcanın orada ağanın kızıyla evleneceğini haber verince eve gelip mektup yazar ve göndermek için Abidin hocaya verir. Mektup İzmir’e ulaşıp da ağa tarafından okununca Hurşit amca köyün yolunu tutmaktan başka bir yol bulamaz.
Mektubun sonu şöyledir:
"Dadanmışsın çekirdeksiz üzüme
Yidiğin meyvalar dursun gözüne
Zalim oğlan insaf eyle kızına
Kapılarda ekmek diye ağlıyor"
Mustafa Onbaşının üçüncü hanımı Ferik (Osman Çavuşun bacısı) ebe tandırlıkta horantaca ekmek yapıp bitirirler. Hüsne teyze de o sırada oraya gelir. Vahit’ten sonra Hurşit emiyle evlendiği için evi de yakındır. Aile tandırın sıcağında toplanınca Hüsne teyze " Ferik, bir pancar cacığı yap da yiyelim" der " iyi yıka aman” diye de uyarır... Pancar cacığı sofraya gelir, herkes yufka ekmekle yemeğe girişir... Hüsne teyzeye de “buyur sen de gel, ye ” derler... Yemekten bir iki sokum alan ağzını yüzünü buruşturarak perişan şekilde dışarı atar kendini... Hüsne teyze de ağzındakini güç bela çıkarır. Su da içip kendine gelince yaşananları bir dörtlükte dile getirir:
Ocağa vurmuş da pancar gıcısı
Nasıl yuduysa hiç yoomuş acısı
Kardaşın çavuş da kocan onbaşı
On beş horantaya oldun binbaşı.
Çok çile çekip çok acı gören , yokluk ve gariplikle yaşayan gördüklerini ,yaşadıklarını en vurucu ve en etkili şekilde içinden geldiği gibi söyleyen Hüsne teyze 1949 yılında çok genç bir yaşta vefat eder.Yardımsever,vefalı,dürüst,iffetli ,iyi niyetli ,akraba canlısı ,çocuklarına çok düşkün ve inanmış bir kadın olan ,hayatında birçok acıya uğrayan ,babamın teyzesi bu çileli ozana ve diğer geçmişlerimize Allah rahmet etsin, yattıkları yer nur olsun.