“Musa’ya kitabı verdik; “Benden başkasını vekil edinmeyin “diye o kitabı İsrailoğulları için bir hidayet rehberi kıldık.” (İsra:2).

Bu ayette Hz. Musa’dan bahsedilerek İsrailoğulları’nın tarihte yaptıkları isyanlar ve taşkınlıklar hakkında haberler vermenin başlangıç yapılmıştır. Bir gece Mısır’dan çıkan İsrailoğulları ve Hz. Musa’nın yaşadıkları bağlamında Mekkeli müşrikler ile Hz. Muhammed (sav) arasındaki tevhid mücadelesi hatırlatılıyor. Beni İsrail Hz. Musa’ya karşı nasıl inatçı bir biçimde karşı çıktı ise Mekkeli müşrikler de aynı biçimde Hz. Nebi’nin davetine var güçleriyle karşı durmuşlardır. Tevrat nasıl Yahudiler açısından kendisine mutlak tabi olunması gereken ilahi bir rehber, bir müjde, bir nur ise Kur’an da Müslümanlar arasında aynı misyona sahiptir. Önceki ümmetler vahyi terk edip hevalarına tabi olduklarında nasıl zelil bir hale düşmüşler ise
Bu ayeti kerimenin zımnında Müslümanlar da Kur’an-ı Kerim’i hayatın dışına çıkardıkları anda zelil bir hale düşerler mesajını verilmektedir.
“Ey Nuh ile beraber birlikte taşıdıklarımızın neslinden gelen (Mekkeliler)! Unutmayın, biliniz ki Nuh, çokça şükreden bir kuldu.” (İsra:3).

Yahudiler, Hz. Nuh (as)u ilk peygamber, Malaki’yi ise son peygamber kabul ederler. Bundan dolayı hem Mekke ve Medine’de yaşayan Yahudiler arasında hem de bu söylemlerden haberdar olan Mekkeli müşrikler tarafından Hz. Nuh bilinen bir şahsiyettir. Özellikle Museviler tarafından önem atfedilen dört peygamber atadan ilkidir. Diğerleri Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. Ezra (Uzeyr)’dir. Nuh (as) kendisine lütfedilen büyük-küçük, gizli-açık, maddi-manevi tüm nimetlere karşılık rabbine çok şükreden bir kuldu. Tevekkülü sadece yüce Allah’a idi. “Gemi yap, dünyayı su kaplayacak” diye emredildiğinde hiç tereddüt etmeden Allah’a tevekkül ederek sözünü dinlemiş, gerisini ilahi takdire bırakmıştır.

“Biz, Kitap’ta İsrailoğulları’na ‘Yeryüzünde mutlaka iki kere fesat çıkaracak, böbürlenip şımaracaksınız (üstünlük ve hakimiyet iddia edeceksiniz)’diye haber vermiştik.” (İsra:4).

Yahudiler ’in yeryüzünde hakimiyet ve üstünlük için iki defa fitne fesat çıkartacakları kat’i surette bildirilmiştir. Onlar bu gaybi haberi önceki peygamberleri vasıtasıyla öğrenmişlerdir. El Kitap ‘tan maksadın Tevrat’ mı yoksa Lehv-i Mahfuz mu olduğu müfessirler arasında ihtilaflıdır. Yalnız ayette kullanılan gada fiilinin ila harfi ceri ile kullanılması, mukadder bir takdirin mutlak vuku bulacağı şeklinde yorumlamaya imkân vermektedir. Bu ayetlerde İsrailoğullarının ileride dünyanın başına bela olacağına dair-Allahu alemu) gaybi bir haber vardır denilebilir.

Muhammed Esed, ayette geçen El Kitap’tan muradın Levililer ve Tesniye ‘de geçen İşaya ve Yeremya peygamberlerin verdiği gaybi haberler olduğunu hatta Hz. Zekeriya ve Hz İsa’nın uyarılarının da bu bağlamda mütalaa edilebileceğini söylemektedir.
İsrailoğulları’nın yeryüzünde mutlaka çıkaracakları iki fesadın mahiyetinde müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısmı -İbn-i Abbas’ın re’yine uyarak- Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’nın şehit edilmesi olduğunu söylerken bir kısmı ise iki fesadın Hz. Zekeriya ve Hz. Ermiya (Yeremya)’nın öldürülmesi olduğunu ifade etmektedirler. Süleyman Ateş, birinci fesat’tan maksat İşaya peygamberin katledilmesi ikinci fesat ise Hz. Zekeriya ve oğlu Hz. Yahya’nın şehit edilmesidir şeklinde görüş belirtmektedir.

Tevrat’ta anlatılan birinci ve ikinci mabedin yıkılması dönemlerinde yaşananlar İsrailoğullarının ilahi bir tazibe uğradıklarını düşündürdüğü için bir kısım yorumcular iki fesada dair haberin tarihte vuku bulduğunu söylemektedirler. Bazı yorumcular ise ayetin üslubundan birinci va’din gerçekleştiğini ancak ikinci va’din kıyamete yakın bir dönemde Yahudiler’in dünyada fesat çıkarmada ve bozgunculukta sınır tanımayacağını, zulümde haddi aşacağını, Resulullah’ın haber verdiği Melhameyi Kübra ile de ikinci kez azgınlıkların cezasını Müslümanlar eliyle göreceklerini ileri sürmektedirler.

Hz Süleyman’ın oğlu Rehoboam Güney Krallığını ,diğer oğlu Jeroboam ise Kuzey Krallığı’nı kurdu. Bu dönemden sonra Yahudiler yaşadıkları iki facianın neticesi olarak katliama ve sürgüne maruz kaldılar.19. yy’da ilk defa Dünya Siyonist Kongresinde Teadorl Herz tarafından Vadedilen Topraklarda yeniden büyük bir Yahudi devleti kurma mefkuresi uzun çabalar sonucunda 15 Mayıs 1948’te İsrail devletinin ilan edilmesiyle mücessem hale geldi.Doğrusu bu tarihe kadar dünyanın dört köşesinde gettolar halinde yaşayan Museviler’in bugünkü arazide nasıl birleşecekleri büyük bir muamma idi.Ancak bugün herşey daha iyi tebellür etmiş vaziyette.

Muhammed Esed’e göre “Merreteyn/iki defa “ ifadesi hem Kitab-ı Mukaddes hem de Kur’an-ı Kerim’de İsrailoğulları’nın pek çok kez yoldan çıkarak isyan ettiğini bildirmektedir.Şu halde bu ayetteki ifade iki defa olup bitmiş tarihi bir hadiseyi değil İsrailoğulları’nın çok uzun iki ayrı dönemine işaret etmektedir.

Muhammed Esed Kur’an Mesajı kitabında “İbaden lena/kullarımız “ ibaresinden M.Ö. 7 yy.da Filistin’i işgal eden 10 kabilenin kaybolmasına sebep olan Asur ve onlardan 100 yıl sonra Süleyman Mabed’ini yıkıp Yahudileri sürgüne gönderen Babillilere işaret edebilir.” şeklinde görüş beyan etmektedir.