Kırşehir’de son yıllarda giderek büyüyen bir sorun var: kaldırımların işgali.
Bugün şehir merkezinde yürüyüşe çıkan hemen herkes aynı manzarayla karşılaşıyor. Kaldırımlar, yayaların değil; masa, sandalye, tezgâh ve gelişi güzel yerleştirilmiş eşyaların kullanımına bırakılmış durumda.
Özellikle Terme Caddesi üzerinde yürüyen vatandaşlar için bu durum artık ciddi bir rahatsızlık kaynağına dönüşmüş durumda.
İnsanlar kaldırımlarda rahatça yürüyemiyor, araç yolu ile kaldırım arasında sıkışıp kalıyor.
Bu sadece bir konfor meselesi değil; aynı zamanda güvenlik sorunu.
Sorunun temelinde ise denetim eksikliği yatıyor.
Esnafın bir kısmı işyerinin sınırlarını aşarak kaldırımları adeta özel mülkü gibi kullanıyor.
On metrelik dükkânın önünden başlayıp elli metreye kadar uzanan işgaller görmek mümkün.
Dondurma tezgahları sokak geçiş alanlarını kapatmakta.
Çay ocakları kaldırımlara masa atıyor, kafeler kaçak eklentilerle alanlarını genişletiyor, seyyar satıcılar ise gelişigüzel yerleşerek zaten dar olan alanları daha da kullanılamaz hale getiriyor.
Bu durumdan memnun olanlar yok mu?
Elbette var.
Ancak bu memnuniyet, birkaç esnafın kazancı ile sınırlı.
Buna karşılık, binlerce vatandaşın günlük yaşamı olumsuz etkileniyor.
Cacabey Meydanı, müftülük çevresi, lise güzergâhı, Mucur durağı ve Yenice Mahallesi gibi yoğun kullanılan bölgelerde tablo daha da vahim.
Zaten dar olan kaldırımlar tamamen işgal edilince, yayalar için şehir içinde yürümek adeta bir mücadeleye dönüşüyor.
Peki diğer şehirlerde durum nasıl? Türkiye’nin birçok kentinde benzer sorunlar yaşansa da, sıkı denetim ve yaptırımlar sayesinde esnafın işyeri sınırları belirli kurallar içinde tutuluyor.
Kaldırımların asıl sahibi olan yayaların hakkı korunuyor. Kırşehir’de ise bu konuda aynı hassasiyetin gösterildiğini söylemek zor.
Vatandaşların en çok sorduğu soru şu: Yetkililer neden bu duruma müdahale etmiyor?
Bu sorunun cevabı net değil.
Ancak ortada açık bir gerçek var: Denetim yetersiz ve mevcut kurallar ya uygulanmıyor ya da göz ardı ediliyor.
Oysa çözüm zor değil.
Düzenli denetim, caydırıcı cezalar ve kararlı bir yönetim anlayışı ile bu sorun kısa sürede kontrol altına alınabilir.
Kaldırımlar, birkaç işletmenin değil; tüm halkın ortak kullanım alanıdır. Şehir yaşamı, bireysel kazançların ötesinde, ortak yaşam kurallarıyla sürdürülebilir.
Kırşehir halkı artık şunu istiyor:
Yürüyebileceği kaldırımlar, nefes alabileceği bir şehir ve hakkını koruyan bir yönetim.
Yetkililerin bu çağrıya kulak vermesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.