Ahlaktan yoksullaşmış bir toplumda, hangi dinden, hangi adaletten, hangi insanlıktan söz ediyoruz?
Bugün sokakta yürüyen çocuğa bakın…
Gözleri ekranda, kulakları kulaklıkta, kalbi ise kim bilir nerede.
Ne annesinin sesini duyuyor,
Ne babasının nasihatini umursuyor.
Aynı evin içinde yaşıyoruz ama aynı hayatın içinde değiliz artık.
Aynı sofraya oturuyoruz ama kimse kimseyle konuşmuyor.
Herkes kendi ekranına gömülmüş, herkes kendi dünyasında kaybolmuş.
Eskiden çocuklar mahallede büyürdü.
Bir yanlış yaptığında sadece annesinden değil, komşudan da çekinirdi.
Şimdi kimden çekinecek?
Ekrandan mı?
Eskiden “ayıp” vardı.
Şimdi “trend” var.
Eskiden büyüklerin yanında oturuş kalkış öğretilirdi.
Şimdi kim daha çok izlenirse o doğru kabul ediliyor.
Ve biz buna seyirci kalıyoruz.
Çocuk ağladığında susturmak için sarılmıyoruz, telefon veriyoruz.
Soru sorduğunda cevap vermiyoruz, “Google’a bak” diyoruz.
Dert anlatmak istediğinde dinlemiyoruz, “şimdi sırası değil” diyoruz.
Sonra ne oluyor?
Sevgisiz büyüyen, İlgisiz yetişen, Sınır nedir bilmeyen bir nesil çıkıyor karşımıza.
Ve biz şaşırıyoruz…
“Bu çocuklar neden saygısız?”
“Bu gençler neden bu kadar öfkeli?”
“Bu toplum nereye gidiyor?”
Cevap zor değil…
Zor olan kabul etmek.
Çünkü mesele sadece teknoloji değil.
Mesele bizim eksikliğimiz.
Bizim ihmallerimiz.
Bizim vazgeçişlerimiz.
Aile içinde kurulması gereken bağlar kopunca, O boşluğu internet dolduruyor.
Ama internet sevgi vermez, Değer kazandırmaz, Sorumluluk öğretmez.
Orada sadece görüntü var, Taklit var, Yapay bir hayat var.
Gerçek hayat ise evin içinde başlar.
Bir çocuğun karakteri, Anne babasının gözlerinin içine bakarak şekillenir.
Bir neslin ahlakı, Ailelerin duruşuyla inşa edilir.
Eğer biz bu sorumluluğu başkalarına bırakıyorsak, Yarın karşımıza çıkan sonuçlara da hazır olmalıyız.
Çünkü yetişmeyen her çocuk, Aslında ihmal edilen bir emanettir.
Hâlâ geç değil…
Ama zaman hızla akıyor.
Eğer yarını kurtarmak istiyorsak, Bugün çocuklarımızla yeniden konuşmayı öğrenmeliyiz.
Onlara sadece cihaz değil, değer vermeliyiz.
Yoksa büyüyen sadece çocuklar olmayacak…
Büyüyen bir boşluk olacak.
Ve o boşluk, bir gün hepimizi içine çekecek.