Son günlerde Kırşehir’de tuhaf bir soru dolaşıyor:
“Niye Kırşehir’de AVM yok?”
Soru basit gibi görünüyor ama arkasında çok daha büyük bir mesele var.
Çünkü bu soru aslında şunu söylüyor:
“Biz bu şehirde neyi eksik sayıyoruz?”
Bizim önceliğimiz AVM mi yoksa yatırım alan il mi olmalıyız.
Devlet yatırımlarında mahrum edilmiş, iktidarların üvey evladı olmuş, biz ise Kırşehir’de AVM niye yok onu konuşuruz.
Türkiye’nin birçok ilinde alışveriş merkezleri kapanıyor.
Yüksek kiralar, değişen tüketim alışkanlıkları, ekonomik kriz…
Bir zamanlar “kalkınmanın sembolü” olarak sunulan AVM’ler bugün birçok şehirde yük haline gelmiş durumda.
Büyükşehirler bu yapıların fazlalığıyla uğraşırken, Kırşehir için hâlâ bir ihtiyaç gibi konuşulması üzerinde durulması gereken bir durumdur.
Kırşehir herhangi bir Anadolu şehri değildir.
Burası Ahilik kültürünün doğduğu topraklardır.
Ticaretin sadece kazanç değil, ahlak meselesi olduğu bir geleneğin merkezidir.
Bu yüzden Kırşehir’de esnaf yalnızca satış yapmaz; selam verir, hal hatır sorar, güven inşa eder.
Sabah giderken selam verdiğiniz akşam kapatırken iyi akşamlar sözlerinin saygının adı.
AVM’ler ne getirir?
Zincir mağazalar getirir.
Tek tip vitrinler, tek tip markalar, tek tip hayatlar.
Ve en önemlisi, parayı şehir merkezinden alıp başka yerlere taşır.
Yerel esnafın gücü zayıflar, çarşı küçülür, sokaklar sessizleşir.
Bugün AVM’lerin gölgesinde kalan şehir merkezlerinin hâli ortadadır.
“Zaman Kırşehir’de yavaş akıyor” deniyor.
Doğru.
Ama yavaş akan her şey geri kalmış değildir.
Kırşehir’de alışveriş hâlâ insani bir faaliyettir.
Pazarda pazarlık vardır, dükkânda sohbet vardır, çarşıda tanıdık yüzler vardır.
Bu, modernliğe direnç değil; kimliğe sahip çıkmaktır.
Elbette AVM isteyenler de vardır. Özellikle gençler için sosyal alan ihtiyacı gerçek bir ihtiyaçtır. Sinema, kafe, buluşma alanları herkesin talebidir.
Ancak bu ihtiyacın tek çözümü alışveriş merkezleri midir?
Yoksa şehrin dokusuna uygun, kültürle, sporla, sanatla iç içe alanlar mı düşünülmelidir?
AVM, gençliğe vizyon kazandırmaz.
Tüketimi öğretir.
Burada asıl sorumluluk yerel yöneticilere düşmektedir.
Bir şehri gerçekten kalkındırmak, onun ruhunu koruyarak gelişmesini sağlamakla mümkündür.
Kolay olan, her şehirde olanı yapmak; zor olan, şehre özgü olanı savunmaktır.
Bugün “AVM neden yok?” diye soranlar, yarın kapanan dükkânlara, boşalan çarşılara bakıp şaşırmamalıdır.
Çünkü bazı tercihler, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur.
Kırşehir’in meselesi AVM değildir.
Önceliği yatırım ve iş insanlarını şehre getirecek projeler sunması.
Kırşehir’in derdi AVM değil.
Göç alan Kırşehir olmalıyız, yatırım alan, yatırımcıyı getiren il olmalıyız
Bu şehrin evlatlarının iş, aş bulacağı Kırşehir olmalıyız.
Devletin kenarda tuttuğu, iktidarların oy deposu gördüğü il olmaktan kurtulmalıyız.
Bu şehri AVM değiştirmeyecek iş alanları yatırımlar önceliğimiz olmalı.
Kırşehir’in meselesi, kendisi olarak kalıp kalamayacağıdır.
Bir bina yapılır, yükselir.
Ama bir şehir kimliğini kaybederse,
Onu yeniden inşa etmek mümkün değildir.