Kurtuluş Savaşı bitmiş , Lozan imzalanmış , peşpeşe gelen devrimler ve yenilikler günlük hayatı etkilemiş halkımız adeta 90 derecelik bir dönüş yaparak eski yaşamından uzaklaşmış ve bu keskin dönüş haliyle yer yer ayaklanma ve isyanlara kadar gitmişti , ve bunların sonucunda kurulan İstiklal Mahkemeleri ve sürgünler o yıllara damgasını vurmuştu.
Sivas Kongresi ’ nden sonra , Anadolu ’ da İstanbul ’ a paralel bir hükümet kurulmuş , 1920 ’ de Meclis , Ankara ’ da toplanmıştı.
Ankara yavaş yavaş Osmanlı hükümetinin gücünü kırmış , İstanbul Hükümeti ise sadece İstanbul ve çevresine söz geçirebiliyordu.
1919 - 1923 arasında adeta memlekette bir iç savaş manzarası hâkimdi , aldığı sert tedbirler ve diplomatik ataklarla , Ankara hükümeti , muhaliflerine boyun eğdirmişti ..
Lozan ' ın şartlarından birisi olan umumi affıda diğer şartlar gibi kabul eder Ankara , Antlaşmayı imzalayan Türk heyeti önceki devrin hâdise ve şahsiyetlerini rahat bırakacağına söz verir , yalnız 150 kişinin istisnasını ister , ve bu istekleri kabul edilir , zaten daha önce İstiklâl Mahkemeleri vasıtasıyla çok sayıda rejim aleyhtarı sindirilmişti.
Lozan ’ a bağlı umumi aftan istisna edilen 150 rakamı , öylece akla gelen bir sayıydı. Emniyetin bulduğu 600 ismi , dâhiliye vekâleti 300 ’ e , bunu da kabine yarıya indirir , liste mecliste gizli celsede usulen müzakere olunur.
Ankara hükümetine karşı çıkmış kişilerin cezalandırılması ile ilgili konu Lozan ’ da karara bağlanmışsa da aslında konu zaferin kazanılmasının hemen ardından gündeme gelir.
Tarih 1922 yılı Eylül veya Ekim gününü gösterirken İhsan Bey , İsmet Paşa , Fevzi Paşa , Kazım (Özalp) , Ali Fethi Bey , Yusuf Kemal Bey ve Seyyid Bey bir toplantıdadırlar , Mustafa Kemal İhsan Bey ’ e dönerek " İhsan bey hatırlar mısınız bir gün sizinle ve zannediyorum ki Doktor Adnan ve sabık Maliye vekili Ferit Bey ’ lerin bulunduğu bir hususi toplantıda, zaferden sonra memlekette kalması , vatanın huzuru itibariyle mucibi endişe olacak kimselerin listesinden bahsetmiştik ve hatırımda kaldığına göre , siz bunların daha o zaman tespitini istemiştiniz , şimdi Yusuf Kemal Bey , her beynelminel muahedenin bir affı derpiş ettiğini söyleyerek , böyle bir ihtimale karşı hazır bulunmamızı istiyor , ne dersiniz ?”
Ve bu sözler üzerine süreç başlar..
Ancak bu 150 kişi kimdir ?
Bu Hainleri Dahiliye Vekaleti belirleyecektir , bu belirlemede kimin hain , kimin suçlu , kimin milli mücadeleye karşı olduğu ile herhangi bir hukuki süreç yoktur.
Herkes birbirinden korkar , fakat bu liste Mustafa Kemal ve ekibinin iktidar mücadelesinde saf dışı bırakmak istediği kişileri içeririr ..
150 kişiye indirilen listenin son hali ise 16 Nisan 1924 tarihinde Meclise sunulur.
150 kişilik liste milletvekillerini tatmin etmez , meclis oturumunda her milletvekili bazı isimler söyleyerek " bunlar niçin yok " diyerek itiraz eder ..
Meclis hem savcı hem hakim konumuyla binlerce ismi hain ilan etmeye hazırdır bile.
Listede gayrimüslimlerin olmamasına da itiraz vardır , İzmir Mebusu Şükrü (Saraçoğlu) Bey , listede hiç Rum ve Ermeni olmamasından yakınırken , Çorum Mebusu Mustafa Bey de kendisine destek çıkar “ Aynı suçu işleyenlerden bir Türk, bir Rum , bir Ermeni , bir Arap , bir Arnavut , bir Çerkes var , binaenaleyh evvela Türk kalır , Ermeni veya Rum gider ve nihayet en son Türk gider ...”
Bu sefer Karesi Mebusu Ahmet Süreyya (Örgeevren) Bey ’ in itirazı duyulur " Evvela Türk gider çünkü hıyanet etmiştir ..! ”
Mecliste yoğun tartışmalar arasında İstanbul Mebusu Akçuraoğlu Yusuf Bey meclisi akl - ı selime davet edip bu konunun ince elenip sık dokunması gerektiğini ifade edince , Dahiliye Vekili Ferit Tek Bey ,Yusuf Beye endişe etmemesini listenin hazırlanmasında 99 belli prensiplere sadık kalındığını açıklar.
Yusuf Bey ’ in ısrarı üzerine işin gerçek yüzü de ortaya çıkar , Ferit Bey sert bir şekilde “ Efendim , prensip diye ne istiyorsunuz ? Hain, haindir , ne prensibi ? Yalnız hıyanetin yolu ve türü itibariyle ancak tasnif kabil olur , yoksa prensip nedir ?”
İsimler okundukça milletvekillerinden " rezil , melun , yunan bayrağını öpen , bunak , alçak " gibi sesler yükselir .
Milletvekillerinden bazıları " falancayıda dahil edin ,o da haindir " diyerek eklemeler ister.
Damat Ferit Paşa ’ nın ismi okunduğunda ise " çoktan cehenneme gitti " diyenler bile olmuştur , bunu demelerinin sebebi ise liste hazırlanmadan önce Ekim 1923 ' de Damat Ferit ölmüştür.
Listenin geri kalanlarının halk tarafından bilinmesini isteyen Kütahya Milletvekili Recep Bey , listeden geri kalanların fotoğraflı künyelerini içeren bir siyah liste hazırlanıp iskelelere ve istasyonlara asılmasını önerecektir.
Mecliste geçen yoğun tartışmaların ardından 150 ’ likler listesi Bakanlar Kurulana gönderilir , orada son şekli verilir ve liste 1 Haziran 1924 tarihinde Mecliste kabul edilir.
150 kişi resmen vatandaşlıktan çıkarılır ve Türkiye’de ikametleri yasaklanır.
Bu kişilerin Türkiye sınırları içindeki mallarını tasfiye etmek için ise 9 aylık bir süre verilir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında " hain " ilan edilen 150 kişinin sürgünü 1938 yılına kadar sürer.
16 Temmuz 1938 yılında çıkarılan yeni bir kanunla yurda dönmelerine izin verilir.
Meclis yine karışır ve tartışmalar olur.
Birçok milletvekili bu kişilerin hain olduğunu af çıkarılmamasını savunur.
Adliye Vekili Şükrü Saraçoğlu " Büyük milletler ve büyük şefler cezalarında ve aflarında daima büyük hamleler yaparlar , Türk milleti ve onun şefi çok büyüktür affı da eserleri gibi büyük olacaktır ”, diyerek son sözü söyler.
Af kanunu 29 Haziranda Mecliste kabul edilir , fakat sınırlı bir aftır.
Kanunun yürürlüğe girdiği 16 Temmuz 1938 tarihinden başlayarak sekiz yıl kamu hizmetlerinde bulunamayacaklardır.
Askerlik , hakimlik ve zabitlik gibi eski mesleklerini yapabilmelerine de fırsat verilmez.
Bu şartlı af 150 ' likleri pek memnun etmez ve birçoğu memleketlerine dönmeye bir engel olmamasına karşın , bulundukları yerden ayrılmaz ve bazıları yurtdışında yoksulluk içinde vefat eder.
Bu şartlı affın ardından 50 kişi yurda döner.
Sevr antlaşmasını imzalayan önemli devlet adamlarından Rıza Tevfik , yazar Refik Halit Karay , Ref ’ i Cevat Ulunay birkaçıdır.
Eski Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi kanun sonrası Mısır ’ a giderek El Ezher Üniversitesinde hocalık yapar ve dönmez. Listenin en önemli isimlerinden Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Çerkez Ethem ise Ürdün'e yerleşmiştir ve burada kalmaya devam eder ve Ürdün ' de vefat eder ....
Yüce Allah içimizdeki Vatan sevgisini azaltmasın..(amin)