Son yıllarda en çok çoğalan mesleklerden biri güce kulluk oldu.

Kulluk ise Allah’a yapılandır.
Sosyal medyada yayınlan haberlerin yorumlarını okurum.
Yorumlarda insanların duruşunu okuyorsunuz.
Yapılan haberin içeriği değil okuyucuların ne dediği çok önemli.
Makamın etrafında dolaşan, gücü elinde tutana övgüler dizen, fotoğraf karesine girebilmek için yarışan, el öpmeyi sadakat sanan bir anlayış giderek yaygınlaşıyor.
Oysa seçilmiş olmak yüceltilmek için değil, hizmet etmek içindir.
Makamlar millete hizmet makamıdır; kişilere kulluk edilecek yerler değildir.
Seçilmiş olmak, bir insanı putlaştırmak değil, ona sorumluluk yüklemektir.
Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
Fakat biz bazen hizmet edeni değil, makamı kutsuyoruz.
Eleştiriyi düşmanlık, sorgulamayı saygısızlık, biat etmeyi ise sadakat zannediyoruz.
İşte tehlike tam da burada başlıyor.
Çünkü insanların değil, ilkelerin peşinden gidilmediğinde adalet de zayıflar, vicdan da susar.
Tarih bunun en büyük şahididir.
Nice hükümdarlar, sultanlar, krallar ve devlet adamları geldi geçti. Sarayları dolduranlar, “Emredersiniz efendim.” diyenler, yere kadar eğilenler vardı.
Bugün onların hangisi hatırlanıyor?
Ne tahtlar kaldı ne saltanatlar ne de o bitmek bilmeyen övgüler.
Zaman, hepsini sessizce alıp götürdü.
Ölüm, makam sormaz.
Servet sormaz.
Unvan sormaz.
Herkes aynı toprağa girer.
Bir kefenin cebi yoktur.
O yüzden bugün alkış uğruna eğilenler de alkışlananlar da yarın aynı hakikatin önünde duracaktır.
Allah’ın huzurunda değil kulların huzurunda eğilenler, “Emredersiniz efendim.” diyenler de tarihin tozlu sayfalarında kayboldu.
Bugün ne o tahtlar kaldı ne o saltanatlar ne de o bitmek bilmeyen methiyeler.
Ölüm, herkes için kaçınılmaz bir gerçektir.
Bugün övgüler dizilen makamlar da alkışlanan isimler de bir gün tarihe karışacaktır.
Geriye kalan ise insanın onuru, şahsiyeti ve bıraktığı izdir.
Biraz onurlu durabilmek, doğru bildiğini söyleyebilmek, gücün karşısında eğilmemek her dönemde değerli olmuştur.
Çünkü makamlar geçicidir, karakter kalıcıdır.
Saygı ve sevgi elbette olmalıdır.
Ancak kulluk yalnızca Allah’adır.
İnsan insana saygı gösterir; ama kimseyi ilahlaştırmaz, kimsenin karşısında şahsiyetinden vazgeçmez.
“İnsana dayanma ölür, ağaca dayanma kurur.” sözü boşuna söylenmemiştir.
Bugün güçlü görünenler yarın olmayabilir.
Bu yüzden geçici makamlara değil, kalıcı değerlere tutunmak gerekir.
Onurunu ve izzetini koruyan insan, hiçbir makamın gölgesinde küçülmez.
Çünkü bilir ki bu dünya fanidir; geriye kalan, insanın vicdanı ve Allah’ın huzuruna nasıl çıktığıdır.