Kırşehir’i kim yıkıyor?

Bu soruyu artık sormanın zamanı geldi.

Çünkü Kırşehir’de yıllardır aynı anlayış devam ediyor: Yıkılıyor, bekleniyor, vaat ediliyor…

Sonra unutuluyor!

Hükümet binası yıkıldı.

Hastaneler yıkıldı.

Yılların kapalı spor salonu yıkıldı.

Kara Kurt Hamamı yıkıldı.

Şimdi de Terme Kaplıcası’nın yıkılması gündemde.

Peki, siyasiler ne yapıyor?

Kürsülerde konuşuyorlar.

Açılışlarda kurdele kesiyorlar.

Fotoğraf veriyorlar.

“Şehrimize hizmet ediyoruz” diyorlar.

İyi de beyler…

Yıkılanların yerine ne yaptınız?

İşte bu soruya cevap yok!

Bir binayı yıkmak kolaydır.

Bir tesisi kaderine terk etmek kolaydır.

“Çürüdü” deyip işin içinden çıkmak kolaydır.

Zor olan nedir biliyor musunuz?

Yapmak!

İşletmek!

Korumak!

Kırşehir’e değer katmak!

Siyasetçi olmak, sadece seçim zamanı vatandaşın kapısını çalmak değildir.

Siyasetçilik; milletin malına sahip çıkmak, hesabını vermek ve yaptığı işin arkasında durmaktır.

Bugün Terme Kaplıcası için “çürük, yıkılmalı” deniliyor.

Peki soruyorum:

Bu bina dün mü çürüdü?

Yıllardır Kırşehir’in göbeğinde duruyordu.

Neden bakım yapılmadı?

Neden yatırım yapılmadı?

Neden işletmeye verilmedi?

Neden halkın hizmetine kazandırılmadı?

Çürümesini bekleyip sonra “yıkacağız” demek yöneticilik değildir!

Asıl sorumuz budur.

Yıkınca ne olacak?

Yeni tesisin projesi hazır mı?

Parası hazır mı?

İhalesi hazır mı?

Yapım takvimi belli mi?

Yoksa yine klasik siyaset mi?

“Yapacağız… Edeceğiz… Kırşehir’i uçuracağız…”

Sonra yıllar geçecek.

Vatandaş yine bekleyecek.

Bir seçim daha gelecek.

Yeni vaatler verilecek.

Birileri yine mikrofonu eline alıp “Kırşehir için çalışıyoruz” diyecek.

Artık yeter!

Kırşehir vaat değil, icraat istiyor!

Siyasiler şunu unutmasın: O koltuklar sizin tapulu malınız değil.

Milletvekilliği de…

Belediye başkanlığı da…

İl başkanlığı da…

Bakanlık da…

Makamlar gelip geçicidir.

Ama Kırşehir burada kalır.

Bugün aldığınız kararın hesabını yarın bu şehir sorar.

Kırşehir’in bir tesisi yıkıldığında sadece beton yıkılmaz.

Şehrin hafızası yıkılır.

Bir değer satıldığında sadece bina satılmaz.

Kırşehirlinin ortak malı elden çıkar.

Bir tesis yıllarca işletilmediğinde sadece kapılar kapanmaz.

Vatandaşın hakkı kaybolur.

O yüzden artık siyasilerin birbirine pas atmasını değil, sorumluluk almasını istiyoruz.

Terme Kaplıcası neden bu hale getirildi?

Kara Kurt Hamamı neden yok edildi?

Halkın termal oteli neden satıldı?

Yıkılan kamu binalarının yerine neden zamanında yenileri yapılmadı?

Şehrin çevre yolu neden hâlâ gerçek anlamda çevre yolu olamadı?

Kırşehir’in yıllardır çözülemeyen sorunları neden seçimden seçime hatırlanıyor?

Ve en önemlisi:

Kırşehir’in değerleri neden önce çürütülüyor, sonra yıkılıyor?

Bu sorulara artık vatandaş cevap istiyor.

Siyasetçiler de çıkıp cevap versin.

Buradan bütün siyasi anlayışlara söylüyorum:

Kırşehir sizin siyasi kariyer basamağınız değildir!

Bu şehirde makam sahibi olmak, şehrin sahibi olmak değildir.

Millet size emanet verdi.

Emanete sahip çıkın!

Yıkacaksanız yerine ne yapacağınızı açıklayın.

Satacaksanız neden sattığınızı anlatın.

Harcamışsanız hesabını verin.

Proje diyorsanız tarih verin.

Temel atacaksanız bitiş tarihini söyleyin.

Çünkü Kırşehir artık temel atma töreni değil, tamamlanan eser görmek istiyor.

Yeter artık!

Yıkmayın!

Çürütmeyin!

Satmayın!

Kırşehir’in değerlerine kıymayın!

Siyasiler gelip geçer.

Partiler değişir.

Koltuklar değişir.

Ama Kırşehir kalır.

Ve gün gelir bu şehir size tek bir soru sorar:

“Bunca yıl elinizde imkân vardı. Kırşehir için ne yaptınız?”

İşte o gün…

Yıkılan binalardan çok, verilemeyen hesaplar konuşulur.