Karabağ, Azerbaycan’ın tarihî topraklarından biri olarak, kültürümüzün beşiği ve halkımızın hafızasında kutsal bir yurt olarak yer almaktadır.

Bu bölge, yalnız coğrafi anlamda değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın milli kimliği, sanatı, dili ve gelenekleri açısından da büyük bir öneme sahiptir. Yüzyıllar boyunca Karabağ, Azerbaycan’ın kültürel ve tarihî mirasının merkezlerinden biri olmuş, burada yaşayan insanlar vatanlarına olan bağlılıklarıyla örnek teşkil etmişlerdir.
Ancak XX. yüzyılın sonlarında bu kadim toprak, siyasi çalkantılar ve etnik gerginlikler nedeniyle ağır sınavlarla karşı karşıya kalmıştır. 1988 yılında başlayan ve 1994 yılına kadar devam eden Birinci Karabağ Savaşı, sadece bir bölge için verilen bir mücadele değil, aynı zamanda Azerbaycan halkının tarihine derin ve kalıcı izler bırakan bir dönüm noktası olmuştur. Bu savaş, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, yüz binlercesinin yurtlarından ayrılmasına ve toplumda derin bir acı ile kayıplar yaşanmasına yol açmıştır.
Birinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan halkının direniş ruhunu, vatan sevgisini ve birliğini ortaya koyduğu bir dönem olmuş, aynı zamanda geleceğe yönelik milli bilincin güçlenmesine vesile olmuştur. Bu dönemde halkın gösterdiği cesaret, fedakârlık ve azim, Karabağ’ın Azerbaycan için ne kadar kutsal ve vazgeçilmez olduğunu tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir.
Savaşın temel nedeni, Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Karabağ bölgesine yönelik haksız toprak iddialarıydı. Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde merkezi otoritenin zayıflaması ve siyasi ile askerî yapının çözülmesi, bölgedeki gerginliği artırmış ve Ermeni silahlı birliklerinin güç kazanmasına zemin hazırlamıştır. Bu birlikler, Karabağ’ı işgal etmek amacıyla sistemli ve geniş çaplı saldırılara başlamış, yalnızca stratejik noktaları hedef almakla yetinmemişlerdir.
Saldırılar, askerî operasyonların ötesine geçerek sivil halka karşı acımasız ve planlı bir şiddet kampanyasıyla birlikte yürütülmüştür. Köyler yakılmış, masum insanlar katledilmiş, yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalmış ve bölgede büyük bir insani trajedi yaşanmıştır. Bu dönemde yaşananlar, yalnızca Azerbaycan halkı için değil, tüm dünya toplumu için insanlık tarihinin karanlık ve üzücü sayfalarından biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Böylece Birinci Karabağ Savaşı, yalnızca bir toprak mücadelesi değil, aynı zamanda bir halkın var olma, özgür ve güvenli bir şekilde yaşama mücadelesi olarak tarihe geçmiştir. Bu süreç, Azerbaycan halkının direniş ruhunu ve vatan sevgisini tüm dünyaya göstermesi bakımından da büyük öneme sahiptir.
Bu savaşın en trajik sayfalarından biri, 26 Şubat 1992 tarihinde gerçekleşen Hocalı Soykırımıdır. Hocalı’da yüzlerce masum insan – kadınlar, çocuklar ve yaşlılar – vahşice katledilmiştir. Bu olay, yalnızca Azerbaycan tarihinin değil, tüm insanlığın en kanlı trajedilerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır.
Savaş sonucunda Azerbaycan’ın Karabağ ve çevre rayonları işgal edilmiş, yüz binlerce insan doğup büyüdüğü topraklardan göç etmek zorunda kalmıştır. Mülteci ve zorunlu göçmen hayatı yaşayan bu insanlar, yıllarca vatan hasretiyle yaşamışlardır. Bu yıllar halkımız için büyük acı, kayıp ve aynı zamanda sabır ve dayanma sınavı olmuştur.
Birinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan halkının aynı zamanda bir kahramanlık destanıdır. Binlerce yiğit erkek ve kadın vatan uğruna canını feda ederek şehit olmuştur. Onların gösterdiği cesaret ve fedakârlık, halkımızın özgürlük ve bağımsızlık ruhunu daha da güçlendirmiştir.
Bu savaş Azerbaycan tarihinde ağır bir dönem olsa da, halkımızın birliğini, mücadele azmini ve vatan sevgisini daha da pekiştirmiştir. Karabağ meselesi Azerbaycan halkının millî hafızasında her zaman yaşayacak ve gelecek nesillere tarihî bir ders olarak aktarılacaktır.
Bu toprakları koruyan binlerce oğul ve kızımız vatan uğruna kahramanlık göstermiştir. Onlar, doğdukları yurtlarını, halklarının onur ve haysiyetini korumak için canlarını feda etmiş, tarihe şanlı bir kahramanlık destanı yazmışlardır. Savaş meydanlarında gösterdikleri cesaret, sadakat ve fedakârlık gelecek nesiller için ebedî bir örnek olacaktır.
Bu mücadele yalnızca silahla yürütülen bir savaş değildi; bu, halkımızın var olmak ve kendi toprağında özgür yaşamak uğruna verdiği kutsal bir mücadeleydi. Şehitlerin kutsal kanıyla sulanan bu topraklar, Azerbaycan halkının birlik, irade ve vatan sevgisinin sembolüne dönüşmüştür.
Bu kahramanlardan biri de Azerbaycan’ın Millî Kahramanı Aslan Atakişiyevdir. O, 16 Ağustos 1953 tarihinde Kubadlı rayonunun Muradxanlı köyünde doğmuştur. 1960 yılında burada ilkokula başlamış, 1970 yılında ortaokulu bitirmiştir. 1972–1974 yılları arasında askerlik hizmetini yapmıştır.
1977 yılında Azerbaycan Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesine girmiş, 1981 yılında yüksek öğrenimini tamamlayarak Kubadlı rayonunda öğretmenlik görevine başlamıştır. Karabağ olayları başladığında Aslan Atakişiyev öğretmen olarak çalışıyordu. Ancak vatan topraklarının tehlike altında olduğunu gören Aslan, mesleğini bırakarak cepheye gitmiştir.
Aslan Atakişiyev, topraklarımız uğruna yürütülen savaşlarda her zaman cesareti ve yiğitliğiyle öne çıkmıştır. Cephe komutanlığı onun bu özelliklerini daima yüksek takdirle karşılamıştır. İşte bu yiğitlik ve cesaret, kısa sürede onu tabur komutan yardımcısı gibi sorumluluğu büyük bir göreve yükseltmiştir. Ancak görevine rağmen en şiddetli çatışma noktalarına her zaman askerleriyle birlikte, hatta onlardan önce atılırdı. Bu fedakârlık ve kahramanlık birçok kişi için örnek olmuştur.
Kapak (73)
Aslan Atakişiyev, Laçın rayonu uğrunda yapılan savaşlarda Mazutlu, Sefiyan, Türkler ve Suarası köylerinde özel kahramanlık örnekleri göstermiştir.
7 Ağustos 1992 tarihinde Sussuzdağ yüksekliği uğrunda şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Onun son savaşı da burada gerçekleşti. Düşman tarafından hedef alınan Aslan Atakişiyev, çatışma sırasında gerçek anlamda kahramanlık göstererek şehit düştü. Ancak vatan onun bu yiğitliğini yüksek şekilde takdir etti.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 7 Aralık 1992 tarihli ve 350 sayılı kararnamesiyle Atakişiyev Aslan Gabil oğlu’na ölümünden sonra “Azerbaycan’ın Millî Kahramanı” unvanı verilmiştir.
Aslan Atakişiyev evliydi ve üç çocuğu yadigâr kalmıştır. Mezarı Bakü’deki Şehitler Hiyabanı’ndadır. Milli kahramanımızın adını ölümsüzleştirmek için, doğduğu Kubadlı rayonunun Muradxanlı köyündeki tam ortaokula Aslan Atakişiyev adı verilmiştir.
Kapak (72)
Bugün kahramanın doğduğu Kubadlı şehri işgalden kurtarılmıştır. 27 Eylül 2020 tarihinde başlayan İkinci Karabağ Savaşı sırasında rayonun doğusunda bulunan Cebrayıl yönünde düşman güçlerine ağır darbeler vurulması ve güneyde bulunan Zengilan rayonunda kısa sürede gerçekleştirilen başarılı operasyonlar, Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri birliklerinin Kubadlı rayonunun idari sınırlarına ulaşmasını sağlamıştır.
Uzun yıllar hasret kaldığımız bu topraklar yeniden gerçek sahiplerine kavuşmuş, Azerbaycan bayrağı Kubadlı semalarında gururla dalgalanmaya başlamıştır.
Kubadlı’nın kurtarılması yalnız bir şehrin geri alınması anlamına gelmez; aynı zamanda Aslan Atakişiyev gibi kahramanların ruhunun huzur bulması ve onların hayallerinin gerçekleşmesi demektir. Bu zafer, şehitlerin kanı ve gazilerin fedakârlığı pahasına kazanılmış kutsal bir başarıdır.
Bugün özgür Kubadlı’da dalgalanan bayrak, Aslan Atakişiyev ve onun gibi binlerce kahramanın vatan uğrunda gösterdiği fedakârlığın ebedî sembolüdür. Onların isimleri Azerbaycan tarihine altın harflerle yazılmış, kahramanlık yolu gelecek nesillere örnek olmuştur.
Bugün güçlü bir ordumuz var. Bu ordu, modern silahlarla donatılmış, yüksek profesyonelliğe sahip subay ve askerlerden oluşmaktadır. Azerbaycan Ordusu, topraklarımızın bütünlüğünü korumaya, devletimizin bağımsızlığını ve halkımızın güvenliğini sağlamaya muktedirdir.
Kapak (71)
İkinci Karabağ Savaşı’nda ordumuzun gösterdiği kahramanlık, disiplin ve savaş becerisi tüm dünyaya, Azerbaycan’ın hakkını korumaya ve geri kazanmaya muktedir güçlü bir devlet olduğunu kanıtlamıştır. Bu ordu, şehitlerin kanı, gazilerin fedakârlığı ve halkın birliği sayesinde şekillenmiş gurur kaynağımızdır.