Azerbaycan bilimi, zengin tarihi, yüzyıllara dayanan entelektüel gelenekleri ve dünya çapında tanınmış bilim insanlarıyla öne çıkmaktadır.

Antik çağlardan itibaren şekillenen bilimsel düşünce sistemi, zamanla Doğu ve Batı bilim çevreleriyle karşılıklı etkileşim içinde gelişmiş, farklı alanlarda temel bilgilerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu bilimsel miras içinde doğa bilimleri, özellikle botanik ve biyoloji alanları, hem teorik hem de pratik açıdan önemli bir yer tutmakta; ülkenin doğal kaynaklarının incelenmesi ve korunması bakımından stratejik bir önem taşımaktadır.
XX. yüzyılın ortalarından itibaren Azerbaycan bilimi yalnızca alan bazlı gelişmelerle değil, aynı zamanda bilimsel düşünceye yeni yaklaşımlar kazandıran ve çağdaş metodolojileri uygulayan şahsiyetlerin faaliyetleriyle de dikkat çekmiştir. Bu dönem, bilimin kurumsallaşması, bilimsel ekollerin oluşması ve ulusal insan kaynağının güçlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Tam da bu süreçte bilim alanında kadınların aktif katılımı kayda değer ölçüde artmış; kadınlar bilimsel araştırmalarda, yükseköğretimde ve bilimsel yönetimde konumlarını sağlamlaştırmışlardır.
Toplumun sosyo-kültürel gelişiminde önemli rol oynayan kadın bilim insanları, karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen bilimsel yaratıcılıkları ve mesleki faaliyetleriyle Azerbaycan biliminin gelişimine değerli katkılar sunmuşlardır. Onların faaliyetleri yalnızca somut bilimsel başarılarla sınırlı kalmamış, aynı zamanda gelecek kuşaklarda bilime ilginin oluşmasına ve kadınların entelektüel potansiyelinin ortaya çıkarılmasına hizmet etmiştir. Bu bağlamda kadın bilim insanlarının bilimsel ve toplumsal faaliyetleri, Azerbaycan biliminin çağdaş tarihinde özel bir öneme sahiptir.
Bilim tarihimizde kadınların bilimsel faaliyetlere dâhil olması yalnızca mesleki bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir dönüşüm noktası olmuştur. Zorlu tarihsel ve sosyal koşullara rağmen Azerbaycanlı kadınlar, bilimin farklı alanlarında bilgi ve yetenekleriyle önemli başarılara imza atmış, ulusal bilimsel ekollerin oluşumunda aktif rol üstlenmişlerdir. Bu seçkin kadın bilim insanları arasında bilimsel mirası, yöneticilik yetkinliği ve pedagojik hizmetleriyle öne çıkan isimlerden biri de Azerbaycan’ın ilk kadın akademisyeni, biyoloji biliminin seçkin temsilcisi Valide Tutayuktur.
Seçkin bilim insanı Valide Tutayuk, 23 Eylül 1914 tarihinde Şuşa’da, şehrin tanınmış Tutayuk ailesinde dünyaya gelmiştir. Şuşa’da dokuz yıllık okul eğitimini tamamladıktan sonra 1930 yılında Azerbaycan Tarım Enstitüsü’nün Bahçecilik ve Sebzecilik Fakültesine kabul edilmiştir.

Kapak (57)
Çocukluk yıllarında orman görevlisi olan babasının evinde, SSCB’nin farklı bölgelerinden gelen biyolog ve keşif gezilerine katılan bilim insanları sık sık misafir olurdu. Küçük Valide bu bilim insanlarının sohbetlerine katılır, bitkiler ve çiçekler hakkında büyük bir merakla sorular sorardı. Ancak onun çocukluğu ağır trajedilerle geçmiştir; önce babasını, ardından ise aile bireylerinden birkaçını kaybetmiştir. Yaşadığı bu sarsıntılar karşısında Valide Tutayuk için en büyük teselli kaynağı doğaya ve bitki âlemine olan sevgisi olmuştur.
1932 yılında enstitüde preparatör olarak göreve başlayan V. Tutayuk, akşam eğitimiyle birlikte çalışma hayatına da adım atmıştır. 1934 yılında doktora eğitimine kabul edilerek K.A. Timiryazev Moskova Tarım Akademisi’ne gönderilmiş, daha sonra kendi enstitüsüne geri dönmüştür. Daha sonraki hatıralarında, bir bilim insanı olarak yetişmesinde seçkin Rus bilim insanlarıyla birlikte katıldığı arazi çalışmalarının önemli rol oynadığını özellikle vurgulamıştır.
1939 yılından itibaren botanik kürsüsüne başkanlık eden Valide Tutayuk, 1949 yılında doktora tezini savunmuş ve 35 yaşında biyoloji bilimleri doktoru unvanını alan ilk Azerbaycanlı kadın olmuştur. Aynı zamanda Azerbaycan bilim tarihinde bir enstitüye müdür olarak atanan ilk kadındır. 1957 yılında Azerbaycan SSC Bilimler Akademisi Botanik Enstitüsü’ne müdür olarak atanmış ve burada yeni bilimsel merkezlerin kurulmasına öncülük etmiştir.
V. Tutayuk, Azerbaycan’da bitki anatomisi ve morfolojisi, sitoloji ve filogeni alanlarında ilk sistematik araştırmaları gerçekleştirmiştir. Ulusal bitki anatomisi ekolünün temelini atmış, Azerbaycan Türkçesinde ilk “Bitki Anatomisi ve Morfolojisi” ders kitaplarını kaleme almıştır. 1968–1972 yılları arasında onun liderliğinde Azerbaycan’ın kış ve yaz meralarında kapsamlı jeobotanik araştırmalar yürütülmüştür.
Kapak (58)
Akademisyen Valide Tutayuk, 10 ders kitabı ve 9 monografi dâhil olmak üzere 250’den fazla bilimsel eserin yazarıdır. 1939–1980 yılları arasında Azerbaycan Tarım Enstitüsü’nde botanik kürsüsü başkanı, dekan ve rektör yardımcısı; ayrıca Azerbaycan Bilimler Akademisi Botanik Enstitüsü’nde anatomi ve morfoloji laboratuvarı başkanı ve müdür olarak görev yapmıştır. Bilimsel araştırmaları ağırlıklı olarak Azerbaycan dendroflorasının ve çiçek teratolojisinin incelenmesine adanmıştır. 1950 yılında Montreal’de düzenlenen Botanikçilerin IX. Uluslararası Kongresi’nde bildiri sunmuştur.
Valide Tutayuk, Azerbaycan KP MK üyesi olmuş (1956–1960); bilimsel ve toplumsal faaliyetleri nedeniyle “Şeref Nişanı” (1943), “1941–1945 Büyük Vatan Savaşı’nda Özverili Çalışmaya Göre” madalyası (1945), “İ. V. Miçurin’in Doğumunun 100. Yılı” jübile madalyası (1955), Fahri Diploma (1960) ve “Onurlu Bilim İnsanı” unvanı (1974) ile ödüllendirilmiştir.
Seçkin bilim insanı 1980 yılında vefat etmiştir. Hayatı ve bilimsel faaliyetlerine adanmış “Çınara Benzeyen İnsan” adlı belgesel film çekilmiştir.
Sonuç olarak akademisyen Valide Tutayuk, Azerbaycan biliminin gelişim tarihinde yalnızca seçkin bir biyolog ve bilim yöneticisi olarak değil, aynı zamanda kadınların bilim yolunu açan öncü şahsiyetlerden biri olarak da anılmaktadır. Bitki anatomisi ve morfolojisi alanında gerçekleştirdiği temel araştırmalar, kurduğu ulusal bilimsel ekol ve yetiştirdiği bilim insanları günümüzde de bilimsel değerini korumaktadır. O, Azerbaycan kadınının entelektüel potansiyelini, bilimsel düşünce gücünü ve toplumsal sorumluluğunu temsil eden nadir şahsiyetlerden biridir. Zengin bilimsel mirası ve örnek yaşam öyküsü, gelecek kuşak bilim insanları, özellikle genç kadınlar için ilham kaynağı olmaya devam edecektir.