Bana sorular hazırlaması konusunda bir ev ödevi verdim kendisine. Ertesi ders o hazırladığı soruları sordu ben de sözlü olarak cevapladım ve üzerlerinde konuştuk. Böylece İngilizce konuşma uygulamaları yaptık. Keyifli ve güzel uygulamalarımızdan aklımda kalan önemli sorulardan biri bana en çok sevdiğim kitabın hangisi olduğunun sorulması oldu. Farklı açılardan bakınca sevdiğim farklı kitaplar olduğundan bu soruya cevap vermem hem zor hem de detaylı oldu. Severek okumak, yeni bakış açıları kazanmak, hayata ve sevgiye daha kapsamlı bakabilmek, kalıcı davranış değişikliklerine başlamak, gelişmeyi, tadına vararak yaşamayı keşfetmeye ciddi bir tutum olarak girişmek … gibi pekçok şeye vesile ve klavuz olması bakımından “Yaşamak Sevmek ve Öğrenmek” ilk sırada yer alıyordu. Ayrıca en çok satın aldığım, en çok dostlarıma, öğrencilerime verdiğim ve en çok kere okuduğum kitap da bu kitaptı. Size bu kitabı da tanıtmak için iki gündür bir kez daha okuma gayretine girdim. Kırk yıla yakın bir zaman diliminde en az her beş yılda bir (sevgi dersi kurgularken ve verirken yılda birkaç kere) olmak üzere okumuştum. Her okuyuşumda yeni kavrayışlar, yeni değerlendirmeler, uygulamaların o günkü muhasebelerini yapmak hep keyifli, geliştirici ve güzel olmuştu. Size bahsetmesem olmazdı…
1985 yılı Eylül ayında üniversiteyi kazanıp Ankara’dan İstanbul’a geçtim. Yurtta kalıyor ve büyük bir odaklanma ile İstanbul Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisliği Bölümü’ndeki öğrenimime devam ediyordum. Tek çocuk olarak ilk kez ailemden ayrı kalmıştım. Yeni bir hayat tarzı, gurbet, büyük şehrin sıkıntıları, ağır bir mühendislik eğitimi derken sosyal tarafımda eksiklik olduğunu, bir üniversite öğrencisi olarak toplum içindeki yerimin ne olduğunu kavramam gerektiğini, entelektüel bir gelişim de göstermem icap ettiğini yeni yeni kavrıyordum. İşte tam o günlerde, Türkiye’deki birinci baskısından okudum Yaşamak Sevmek ve Öğrenmek’i.
Leo Buscaglia, Los Angeles'ta Aosta'nın yerlileri olan İtalyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki dilli olarak yetiştirildi, Los Angeles'ta okula gitti ve II. Dünya Savaşı sırasında ABD Donanması'nda görev yaptı. Savaştan sonra Güney Kaliforniya Üniversitesi'ne girdi ve burada 1963'te pedagoji doktorasını alana kadar çeşitli akademik dereceler aldı. 1965'ten 1984'e kadar Güney Kaliforniya Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü'nde ders verdi. Amerika Birleşik Devletleri'nde farklı kültürlerde ve dinlerde birleştirici bir unsur olarak sevgi temasına odaklanan bir üniversite kursu kuran ilk kişi oldu. "Aşk Profesörü" olarak bilinen, öğrencileri tarafından 1969-70 yıllarında en popüler öğretmen olarak seçildi.
12'den fazla dile çevrilen eğitim ve aşk üzerine çok satan birkaç kitap yazmıştır. 1980'lerde, devlet televizyonunda yayınlanan "aşk dersleri" en popüler programlardan biriydi. Kariyeri boyunca Buscaglia, 1988'de İtalyan hükümetinden Şövalye unvanı ve 1991'de Güney Kaliforniya Federe İtalyan Amerikalıları'ndan Kolomb Ödülü de dahil olmak üzere çok sayıda ödül aldı. 1998'de kalp krizinden öldü.
Eserleri arasında;
Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek
Sevgi
Birbirimizi Sevebilmek
Aşkın Mutfağı
Sevmek için doğdum
Boğanın Yolu
9 Numaralı Otobüsle Cennete
Yedi Noel Hikayesi
Muriel Yaprağı ve
Sevgili Babacığım sayılabilir. Bu kitapların sekiz tanesi okunmuş olarak kütüphanemdeki özel yerlerinde arz-ı endam ediyorlar.
Kitabın bölüm başlıkları şöyle; Bir davranış olarak sevgi, Kendini bulma, Işığın olduğu yer, Göz hiçbir şeyin özünü göremez, Engel değil köprü kurun, Bütünüyle insan olma sanatı, Yarının çocukları, Gönüldeşlik, Yaşamı seçin, Yaşamı öğretin, Sevgiye gelince, Lou Buscaglia ile birlikte, Karşıt kişiliğin araçları.
Haydi heyecanla birkaç alıntı yapalım;
“Varlığınız sahip olduğunuz en iyi şeydir. Bunu anladığınız gün kendi yolunuzda yürümeye başlarsınız. Hiç kimse de sizi yolunuzdan alıkoyamaz.”
“Yarın sabah ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır. Kaçırmayın bunu. Dışarıdaki ağaçlar olağanüstü şeyler yapıyorlar. Adım adım izleyin onları; büyü gibi bir şeydir bu.”
“Ölüm insana neler öğretebiliyor, görüyor musunuz? Ölüm korkunç bir şey değildir. Ölüm zamanın değerini öğretir bize. Zamanın ne denli önemli olduğunu anlarız ölüm sayesinde. Sonsuzluğa sahip olamadığımızı anlarız! Ölüm, bize bakmayı ve görmeyi öğretir. Birbirimize bakmıyoruz artık!”
“Ben de neşeyle öğrenmeyi ve öğretmeyi yeğlerim. Neşe büyük bir öğretmendir. Merak büyük bir öğretmendir ama şaşkınlık da! Yaşam büyük bir öğretmendir ama ölüm de! Bunların herhangi birini kendinizden esirgemeniz, yaşamı tam olarak yaşamamanız demektir.”
“Dünyada hiç kimseye sahip olmadığınız bir şeyi veremezsiniz. Bu nedenle, bütün gücünüzü gelişmeye vermelisiniz. Kendiniz, dünyanın en güzel, en duyarlı, en olağanüstü, en büyülü, en benzersiz, en ilginç insanı olun ki, bu nitelikleri başka insanlarla paylaşabilesiniz.”
“Büyüme riskleri de içerir. (…) Riske girmeyi yeniden öğrenin. Bütün dünyanın, anlamanız gereken görkemli ve olağanüstü güzel bir gizem gibi göründüğü o çocukluk yıllarına dönün. Sıkı sıkıya tutunun buna. Kendi kendinize “Her şeyi öğrenmek istiyorum. Her şeyi duyumsamak, her şeyi tatmak, her şeye dokunmak ve her şeyi anlamak istiyorum. Yaşam sürem bunların tümünü yapmama yetmeyecek, onun için hemen şimdi başlamalıyım” deyin. Her dakikanızı son dakikanızmış gibi değerlendirin, çünkü pekala son dakikanız olabilir de.”
“Çılgınca yaşayın. Hiç olmazsa, ara sıra bir çılgınlık yapın ve neler olacağını görün. O gününüzü renklendirecektir bu. “
“Sizin ben olmanızı istemem. Tanrı bilir ya, bir tane “ben” yeter.”
“Ben, insanların ruh sağlığını düzeyinin anlamlı ilişkiler kurabilme derecesiyle ölçülebileceğine inanıyorum. Önemli olan, bu ilişkilerin niceliği değil niteliğidir.”
“Kendinizi görmenin en iyi yolu, başka insanların size gösterdikleri tepkilerde yansıma biçiminizdir.”
“Bizi yakınlaştıran benzerlik ama birlikte tutan yeniliktir. Bilgili olun, uyarıcı olun, coşku verici olun, yeni düşünceler paylaşın, büyüyün, gelişin. Hiçbir zaman, ne yapacağı önceden bilinebilen bir insan olmayın!”
“Asıl gerekli olan, ilişkilerinize olan yaklaşımınızda doğal ve içten olmanızdır.”
“Olmak istediğinizi olabilirsiniz. Ancak, ellerinizi bulaştırıp kirletmeye, biraz acı çekmeye, biraz savaşım vermeye ve biraz çaba harcamaya istekli olmanız koşuluyla gerçekleştirebilirsiniz bunu.”
“Yaşın yaşlanmayla ilgisi yoktur. İnsanı yaşlandıran şey, artık hiçbir seçeneğin kalmadığı duygusuna kapılmaktır. Yaşamınız olduğu sürece, son ana, ölüme dek yaşayabilirsiniz.”
Hatırlatmakta fayda var; bu bir kişisel gelişim kitabından ziyade eğitim bilimleri doktoralı ve yıllarca uygulamalar yapmış bir öğretmenin, akademisyenin kitabı. Ben kırk yıla yakın zamandır bu ve daha fazla öneriyi göz önünde bulundurarak yaşıyorum. Bundan da çok memnunum, Hayatım daha zevkli, daha keyifli, daha anlamlı. Size önerir miyim? Niye bir kez daha okuyup bu satırları yazmaya giriştim dersiniz? Tabii tabii tabii.