Kimileri gelir, görev süresi biter ve sessizce gider. Kimileri ise bir şehre sadece hizmet etmez; o şehrin ruhuna karışır, hafızasına yerleşir. İşte Yılmaz Emektar, Kırşehir için tam olarak böyle bir isimdi.
Soyadı gibi…
Emektar.
Onu anlatmaya “müdür” diyerek başlamak mümkün, ama orada bırakmak haksızlık olur.
Çünkü o, makamında oturan bir yönetici değil; sahada yürüyen, insanların arasına karışan, iş yerlerine selam veren, sorunları dinleyen bir gönül insanıydı.
Resmi kimliğinin ötesinde, samimiyetiyle tanındı, yakınlığıyla sevildi.
Kırşehir’de geçirdiği on yıl, sadece bir görev süresi değildi.
Bu şehirle kurduğu bağ, resmi sınırların çok ötesine geçti.
Fabrikatörün iş verenin kapısını çaldığında bir müdür değil, bir dost karşılandı.
Tüccarla iş verenlerle konuştuğunda bir yönetici değil, çözüm ortağı vardı karşılarında. Sanayiciyle, çalışanıyla, vatandaşla kurduğu ilişki; güvene, saygıya ve içtenliğe dayanıyordu.
Belki de onu farklı kılan en önemli özellik buydu: Zorlaştırmak yerine kolaylaştıran, mesafe koymak yerine yakınlaşan bir anlayış. Sorunları büyüten değil, çözüm üreten bir yönetici profili çizdi. Herkesin bildiği o klasik “bürokrasi duvarı” onun olduğu yerde biraz daha alçaldı, hatta çoğu zaman tamamen ortadan kalktı.
Çalışma arkadaşlarıyla kurduğu bağ da ayrı bir başlıktı.
Bir kurumdan çok, bir aile ortamı oluşturdu.
Birlikte çalışan insanların sadece iş arkadaşı değil, aynı hedefe yürüyen yol arkadaşları olmasını sağladı.
Bu yaklaşım, yaptığı işlerin kalitesine de doğrudan yansıdı.
Kurumlar arası ilişkilerde ise adeta bir köprü vazifesi gördü.
Farklı kurumların müdürlerini bir araya getiren, iletişimi güçlendiren, resmi ilişkileri insani bir zemine taşıyan bir isimdi.
Çaylı, kahveli Antep baklavalı sohbetlerde kurulan bağların; kimi zaman en büyük sorunları çözen anahtar olduğunu bilenlerdendi.
Ve bunu Kırşehir’de en iyi uygulayanlardan biri oldu.
Bir şehre katkı sağlamak sadece projelerle, evraklarla, resmi yazılarla olmaz.
Bazen bir tebessüm, bazen içten bir selam, bazen de “ben buradayım” diyebilmek en az onlar kadar değerlidir.
TSE il müdürü Yılmaz Emektar, işte bu küçük ama etkisi büyük dokunuşlarla Kırşehir’in gönlünde yer edindi.
On yıl boyunca bu şehrin bir parçası oldu.
Sadece görev yapmadı; bu şehri sahiplendi.
Caddelerinde, Sokaklarında yürüdü, insanlarıyla tanıştı, dertlerine ortak oldu.
Ve belki de en önemlisi, arkasında güzel anılar bıraktı.
Şimdi ise memleketi Gaziantep’e tayın oldu.
Bu bir veda yazısı mı, yoksa bir teşekkür mü, tam olarak kestirmek zor.
Ama şu çok net: Kırşehir’den ayrılan sadece bir müdür değil.
Bir dost, bir yol gösterici, müdürleri bir arada kaynaştıran bir gönül insanı uğurlandı.
Ardında bıraktığı izler, kolay kolay silinecek türden değil.
Çünkü o izler resmi kayıtlarda değil; insanların kalbinde, hatıralarında, dilinde yaşayacak.
Her şehir, böyle insanlarla güzelleşir.
Her kurum, böyle yöneticilerle güçlenir.
Ve her veda, böyle insanlardan sonra biraz daha zor olur.
Yılmaz Emektar, Kırşehir seni unutmayacak.
Gittiğin yerde de aynı samimiyetle, aynı içtenlikle insanların hayatına dokunacağına şüphe yok.
Ama şunu bil ki; bu şehirde her zaman bir yerin, bir hatıran ve seni güzel sözlerle anacak insanlar olacak.
Memleketin Antep’te Yolun açık olsun…
Ve emek verdiğin her yerde, iz bırakmaya devam et.