Halkımızın topraklarını korumak ve milli sınırlarını savunmak uğrunda gösterdiği kahramanlık, tarihimizin en önemli sayfalarını oluşturur. Bu kahramanlık örneklerinden biri de Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan son savaştır.
Çatışmanın ana merkezi Karabağ bölgesi ve onun çevre rayonları olmuştur. 1988 yılından itibaren başlayan etnik ve siyasi gerginlik, uzun yıllar devam eden işgal politikası ile daha da derinleşmiştir. Ermenistan silahlı kuvvetleri Azerbaycan'ın bazı rayonlarını işgal etmiş, yüz binlerce insan kendi doğma topraklarından göç etmek zorunda kalmıştır. Böyle bir durumda, 27 Eylül 2020 tarihinde Azerbaycan ile Ermenistan arasında geniş çaplı askeri operasyonlar başlamıştır.
Savaşın başlaması halkımız için büyük bir sınav olmuştur. Azerbaycan ordusu, kendi hazırlığı, yüksek teknolojiye sahip silahları ve stratejik planlaması sayesinde ilk günlerden itibaren önemli başarılar elde etti. Özellikle insansız hava araçları ve modern topçu sistemleri savaşların gidişatında büyük rol oynadı. Azerbaycan askerleri stratejik yükseklikleri ve şehirleri geri aldı, düşmanın savunma hatlarını yararak işgal altındaki toprakları özgürleştirdi.
Savaş sırasında her iki tarafta da büyük kayıplar yaşandı. Halkımızın ve ordumuzun kahramanlığı, tarihte bir savaş örneği olarak hafızalarda yer etti. Uluslararası toplum insan hayatının korunması için çağrılar yapsa da operasyonlar durdurulmadı. Bu savaşlar, Azerbaycan halkının birliğini ve vatanseverliğini daha da güçlendirdi.
Karabağ Zaferi'nin başlıca kahramanları, elbette Vatan uğruna canlarını feda eden kahraman şehitlerimizdir. Onlar yalnızca topraklarımızın işgalden kurtarılmasında değil, aynı zamanda halkımızın milli birliğinin ve devletimizin gücünün simgesi haline gelmişlerdir. Her bir şehidimizin adı tarihe altın harflerle yazılmış, onların gösterdiği cesaret ve kahramanlık gelecek nesillere örnek olacaktır.
Bu zaferde ön saflarda savaşan asker ve subaylarımız, özellikle son çatışmalarda gösterdikleri yiğitlikle hatırlanan kahramanlarımız vardır. Şehitlerimizin her biri hayatını Vatanın savunmasına adamış, ailelerinden, rahatlıklarından ve bazen genç yaşlarından vazgeçerek topraklarımızın özgürlüğü uğrunda mücadele etmiştir.
Karabağ Zaferi aynı zamanda birliğimizin ve dayanışmamızın bir sonucudur. Şehitlerimizin kanı ile sulanan bu topraklar şimdi yeniden hayat bulmaktadır. Şehirlerimiz ve köylerimiz yeniden inşa edilmekte, yıkılmış altyapı tekrar kurulmakta, okullar ve hastaneler yeniden faaliyete başlamaktadır. Ancak her bir yeniden inşa çalışmasında, her yapılan evin temelinde şehitlerimizin fedakârlığı vardır.
Biz onların hatırasını yaşatmalı, gelecek nesillere onların kahramanlıklarını öğretmeliyiz. Çünkü şehitler yalnızca topraklarımızı kurtarmamış, aynı zamanda vatan sevgisinin ve milli gururun ebedi simgesi hâline gelmişlerdir. Onların yiğitliği sayesinde Azerbaycan toprak bütünlüğünü yeniden sağlamış ve gelecek nesiller için huzur ortamı oluşturulmuştur.
Böyle kahramanlardan biri de İmameddin Abdullazade’dir. O, 4 Ağustos 1996 tarihinde Beylegan ilçesinin Kebirli köyünde doğmuştur. İmameddin, 2014–2016 yılları arasında Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri saflarında zorunlu askerlik hizmetini yapmış, Kazak ilçesinde bulunan "N" numaralı askeri birlikte görev yapmıştır. Askerlik süresi boyunca 2–5 Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleşen Nisan çatışmalarına katılarak kendini göstermiştir.
Azerbaycan Ordusu'nun küçük çavuşu olan İmameddin Abdullazade, 27 Eylül 2020 tarihinde başlayan Vatan Savaşı sırasında Füzuli, Kubadlı, Hocalı ve Şuşa'nın kurtuluşu uğrunda yapılan çatışmalara katılmıştır. O, 5 Kasım 2020 tarihinde Şuşa savaşları sırasında şehit olmuştur.
Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün sağlanması uğrunda gösterdiği yiğitlik ve cesaretine göre İmameddin Abdullazade, ölümünden sonra birkaç kez "Vatan Uğrunda", "Kubadlı'nın” "Fuzuli'nin", "Şuşa'nın", "Azerbaycan Bayrağı" ve "Cesur Savaşçı" madalyaları ile ödüllendirilmiştir.
İmameddin Abdullazade gibi kahramanlar, Vatan uğrunda canlarını feda ederek Azerbaycan'ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğrunda eşsiz hizmetler göstermiş, gelecek nesillere cesaret ve fedakârlık örneği bırakmışlardır.
Şehitlik; Vatan, toprak ve büyük idealler uğrunda canını feda etmek, kendini bu yolda kurban ederek hayat payını gelecek nesillerin mutluluğuna bağışlamaktır. Şehitlik yüce bir zirve olmakla birlikte aynı zamanda bir okuldur. Öyle bir okul ki biz o okuldan yiğitliği, mertliği, cesareti ve Vatan uğrunda can vermenin ne demek olduğunu öğreniriz. Her defasında şehit mezarlarını ziyaret ettiğimizde bu zirvenin ne kadar ulaşılmaz olduğu kadar gurur verici bir makam olduğunu anlarız. Hayattaki en büyük mutluluk da Vatan uğrunda şehit olmaktır. Ancak her insana şehit olmak, o ulaşılmaz zirveye yükselmek nasip olmaz…
Bugün bizim gurur kaynağımız hâline gelen şehitlerimizle gençlerimiz ve aynı zamanda tüm Azerbaycan halkı gurur duymaktadır. Bugün her bir ülke vatandaşı “Bu Vatan bizimdir” diyerek canını Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü uğruna feda eden yiğit ve mert evlatlarını yakından tanımalı, onların aziz hatıralarını her zaman anmalıdır. Şehitlerimiz her zaman kalbimizdedir; onlar yüreklerde yaşamış, yaşıyor ve yaşayacaktır. Unutmayalım ki onlar bizim en yüce gurur kaynağımızdır.
Zaman geçer, mevsimler değişir, yıllar yüzyıllara, yüzyıllar binyıllara dönüşür ve tarihe karışır. Bu yıllar içinde birçok tarihî olay yaşanır. Bazıları belli bir dönemden sonra unutulur ve hafızalardan silinir. Ancak öyle tarihî olaylar vardır ki asla unutulmaz. Yüzyıllar geçse de, nesiller birbirini takip etse de, kendi kanlarıyla destan yazan şehitlerimiz, toprak uğruna canını veren İmameddin gibi evlatlarımız asla unutulmaz. En yüce, kutsal ve onurlu olan şehitlik mertebesine yükselenler daima kalplerde yaşarlar. Yüce Yaradan, Vatan ve halk uğruna canlarını feda edenler her zaman saygıya layıktır.
Her birimizin kalbinde kutsal bir duygu — Vatana ve toprağa olan sevgi yaşar. Vatan ve toprak sevgisi, insanın kalbine hâkim olan ve kendiliğinden oluşan engin bir duygudur. İnsan dünyaya gözlerini açtığında ilk olarak annesini görürse, ilk adımlarını da Vatan toprağında atar ve toprak sevgisinin sıcaklığını da o anda hisseder. Bu sıcaklık zaman geçtikçe o kadar artar ki insan bir an bile Vatansız yaşamayı düşünemez. Anavatanın evlatlarını, bu ideal uğruna ölümle burun buruna gelenleri hatırlamak ve anılarını canlı tutmak hepimizin en kutsal görevidir. Bugün şehitlerimiz, özlemimiz, kederimiz ve acımız olduğu kadar gurur kaynağımızdır. Her vatandaşın en önemli görevlerinden biri de, gurur kaynağımız olan şehitlerimizi genç nesle tanıtmak, onları vatanseverlik ruhuyla yetiştirmek, topraklarına bağlı ve halkına saygılı bireyler olarak eğitmek.
Şehitlerin geçtiği onurlu yol bize göstermektedir ki Vatan sevgisi sadece sözle değil, davranışla kanıtlanır. Onların gösterdiği yiğitlik ve fedakârlık sayesinde bugün Azerbaycan halkı özgür ve galip bir halk olarak yaşamaktadır. Kurtarılmış topraklarda dalgalanan üç renkli bayrağımız, şehitlerimizin kanı pahasına yükseltilmiş kutsal bir semboldür. Bu bayrağın daima yükseklerde dalgalanması için her birimiz kendi alanımızda Vatana layık vatandaş olmalı ve devletimizin güçlenmesi için çalışmalıyız.
Şehitlerimizin aziz hatırası her zaman yüce tutulmalı, onların isimleri okullarda, sokaklarda ve hafızalarda yaşatılmalıdır. Çünkü şehitler ölmez — onlar halkın hafızasında, Vatanın her karış toprağında ve özgür göklerde dalgalanan bayrağımızda yaşamaya devam ederler. Onların bize emanet ettiği bu kutsal toprakları korumak ve gelecek nesillere daha güçlü bir Azerbaycan bırakmak ise hepimizin borcudur.