MALAZGİRT ÖNCESİ BİZANS

Bizans İmparatorluğu yada Doğu Roma İmparatorluğu olarak bilinen devlet, Roma İmparatorluğu'nun doğu kısmında M.S. 395'te kurulan ve İstanbul'un 1453'te Fatih Sultan Mehmed tarafından fethiyle ortadan kalkan imparatorluktur.

Bizans İmparatorluğu yada Doğu Roma İmparatorluğu olarak bilinen devlet, Roma İmparatorluğu'nun doğu kısmında M.S. 395'te kurulan ve İstanbul'un 1453'te Fatih Sultan Mehmed tarafından fethiyle ortadan kalkan imparatorluktur.

Bizans imparatorluğu, Romalıların doğuda sahip olduğu toprakları, Tuna'dan Germenlerin ve Slavların; Fırat'tan da Perslerin ikili baskısına karşı koruma zorunluluğundan doğdu. Bu baskılara karşı imparatorluğa Roma'dan daha yakın ve daha kolay korunabilir bir siyasi ve askeri merkez lazımdı. Constantinus, eski Bizantion'un yerine kendi adını verdiği yeni şehri (Konstantinopolis) böyle bir sebeple kurdu.

İki deniz yolunun birleştiği yerde bulunması ve biri Avrupa'dan, diğeri Küçük Asya ve Suriye'den gelen iki karayolunun kavşağında olması yeni kurulan şehre büyük değer kazandırıyordu. Bununla birlikte, Bizans imparatorluğu gerçek anlamıyla ancak Roma imparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra (395) doğdu.

Doğu Roma imparatorluğu da denilen Bizans imparatorluğu üç büyük ülkeden meydana geliyordu: Balkan yarımadası , Kuzeyi Tuna ile, kuzeybatısı Tuna'nın güneydoğusunda Sirmium'dan başlayan ve İşkodra'nın kuzeyine ulaşan Adriyatik Kıyıları İle sınırlıydı,Asya ülkesi ; Asya, Pontus ve Doğu piskoposluklarını, kuzeydoğuda Kafkas kıyılarını, Gürcistan Ovasını, Ermenistan dağlarını ve Edessa bölgesiyle Fırat'ın geniş kıvrımını kapsıyordu,Afrika ülkesi ; Nil'in Akdeniz Ağzından Sirt körfezine kadar olan kıyıları ve Mısır'ın özellikle zengin buğday ambarını içine alırdı. İmparatorluğun savunması Suriye, Fırat ve Tuna'nın eski tahkimatı ve bu son bölgedeki Kırım ileri karakolu ile sağlanıyordu.

Doğu Roma İmparatorluğu. Osmanlı İmparatorluğu tarafından kalan en önemli merkezi şehri İstanbul fethedilene kadar 1058 yıl hüküm sürmüştür. Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasından sonra, başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. Yüzyılda Germen kabileleri tarafından yıkılmıştır. Merkezi İstanbul(O zamanki adıyla Konstantinopolis) olan Doğu Roma İmparatorluğu ise bulunduğu konum sebebiyle doğu ve batı kültürünü birbirine taşıyan bir köprü görevini üstlenmiştir.

İlerleyen yıllarda ise halkın siyasal ve dinsel anlaşmazlıklarının önüne geçilememiş ve 532 yılında bugünkü Sultanahmet Meydanı'nda 30 bin kişi öldürülmüştür. 1200'lü yıllarda Haçlı Seferleri ile yardım maksadıyla İstanbul'un yağmalanmasından sonra zayıflama dönemine girer Doğu Roma İmparatorluğu.

Roma’da sistemin bozulmasının İran’da Sasani'lerin yükselişiyle başladığı ve Sasaniler Romalıları Fırat-Dicle Havzasında durdurabilecek hatta bu hattın gerisine itebilecek güce ulaştıklarında Roma, askeri gücünün neredeyse yarısını bu cepheye sevk etti ve burada tutmak zorunda kaldı.

Bizans ve Sasani savaşları Bizans ordusunun yapısını ve Doğu sınırının savunulmasını doğrudan etkiler. İmparator IX. Konstantin Monomakhos (1042-1055) iki ciddi hata işler. Bir yandan paranın değerini düşürür; askerlerin ücretleri düşmüş olur. Bir yandan da asker sayısında azalmaya gider; onları vergi veren uyruklara dönüştürür. İkinci hatayı, yani asker azaltmayı, doğu sınırında gerçekleştirir. Ermeni ve İberya themalarından(kolordularından) 50.000 askeri terhis eder. Bu, Bizans açısından hayati bir hata olur. Hem Roma ordusu en deneyimli askerlerinden yoksun kalmış hem de Doğu sınırının askeri gücü azalmış olur. Ermeni ve İberya themaları Anadolu’ya girişi korumaktadır,gayet stratejik bir yerdedirler. Bunların terhis edilmeleri, bu bölgeyi ve Anadolu’ya girişi o sıralarda belirmiş olan Selçuk ve Türkmen akınlarına karşı savunmasız bırakır.

Bizans Orduyla ilgili diğer bir sorun paralı askerlerdir. Generallerin askeri gücüne karşı bir hamle olarak düşünülebilecek paralı askerler, bir yandan devlet bütçesi için fazladan bir yük oluşturur bir yandan da ciddi düzeyde sadakat sorunlarının belirmesine neden olur.

Onuncu yüzyıldan itibaren özgür köylünün, yani toprak sahibi özgür köylü-askerin yavaş yavaş yok olması da başka bir sorundur. Özgür köylü hiçbir zaman tam olarak yok olmayacaktır ama büyük toprak sahiplerinin ortaya çıkması ve bürokratlarla generaller arasındaki çatışmanın kızışmasıyla, konumunu ve önemini büyük ölçüde yitirecektir. Bununla beraber, on birinci yüzyılda belirecek olan Oğuz (Selçuklu/Türkmen) lerin Anadolu ile tanıştıklarında karşılarında dağılmış savaşlardan ve büyük toprak sahiplerinin baskısı ile bunalmış bir halk vardır Anadolu topraklarında.

Malazgirt öncesinde tekrar belirmiş olan birde din sorunu vardır. X. Konstantin bir kez daha farklı mezhep sorununun çözülmesi işine girişmiş, Ermenilerle Süryanileri Kadıköy itikadını kabul etmeye zorlayarak tek bir kilisenin oluşturulması mücadelesini başlatmıştır. Doğal olarak hem Ermeniler hem de Süryaniler bu duruma karşı çıkacaktır. Her ne kadar Süryani dini liderler Makedonya’ya sürülürken Ermeni liderler aynı sorunu yaşamaktan kurtulsalar da, Ermenilerle Rumlar arasında da bir tür etnik çatışma başlayacaktır.

Aşağı yukarı bütün bu gelişmeler Anadolu'nun Türkleşmesinde ve kapılarını açmasında etken sebeplerdendir.

Anadolu'yu bize yurt edenlerden Yüce Allah razı olsun …( amin )