KURDELE VAR, FABRİKA YOK!

Kim demiş Kırşehir'de açılış olmuyor diye?

Oluyor...

Hem de bol bol oluyor.

Yeni bir kafe açılıyor, seçilmişler protokol orada...

Bir kafeterya açılıyor, seçilmiş protokol yine orada...

Bir pastane açılıyor, makaslar hazır...

Bir lokanta açılıyor, kurdele kesilmeye hazır onlarca isim objektiflere gülümsüyor.

Fotoğraflar servis ediliyor, sosyal medya paylaşımları yapılıyor, "hayırlı olsun" mesajları havada uçuşuyor.

Peki, aynı seçilmişlerin protokolü, aynı heyecanı, aynı kalabalığı neden bir fabrikanın temel atma töreninde göremiyoruz?

İşte Kırşehir'in asıl cevabını aradığı soru budur.

Komşu iller organize sanayi bölgelerini büyütüyor, yenilerini açıyor. Fabrika bacaları birer birer tütüyor.

Üretim artıyor, istihdam çoğalıyor, gençler memleketlerinde iş buluyor.

Kırşehir ise...

Kafe açıyor.

Lokanta açıyor.

Pastane açıyor.

Elbette bunlar da ekonominin bir parçasıdır.

Esnafımız kazansın, işletmeler açılsın, kimsenin buna itirazı olamaz.

Ama koskoca bir şehrin kalkınma hikâyesi yalnızca kahve ve kafeterya açılışlarından ibaret olamaz.

Ahi Evran'ın emek, üretim ve alın teriyle yoğurduğu bu şehir, bugün üretim yerine tüketimin konuşulduğu bir şehir hâline getirildi.

Kurdele kesmeyi sevenler, neden aynı makası Ankara'da yatırım dosyalarının önünde kullanmıyor?

Neden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın kapısını aşındırmıyor?

Neden "Kırşehir'e yeni yatırım istiyoruz." diye ısrar etmiyor?

Neden organize sanayi bölgelerinin büyütülmesi için mücadele etmiyor?

Yoksa fabrika açılışında kesilecek kurdele bulunmadığı için mi sadece kafe açılışları tercih ediliyor?

Acı ama gerçek...

Kırşehir yıllardır devletin üvey evladı gibi görülüyor.

İktidarın yanında olduğunda da beklediği yatırımı alamıyor.

Karşısında olduğunda da alamıyor.

Demek ki sorun sadece siyasi tercih değil.

Sorun, şehri gerektiği gibi savunamamakta...

Sorun, Ankara'da Kırşehir adına güçlü bir irade ortaya koyamamakta...

Sorun, makamı temsil etmekle şehri temsil etmek arasındaki farkı anlayamamakta...

Bir zamanlar ilçe olan yerler bugün Kırşehir'i ekonomik olarak katlamış durumda.

Yeni organize sanayi bölgeleri...

Yeni fabrikalar...

Yeni lojistik merkezleri...

Yeni istihdam alanları...

Biz ise hâlâ yeni açılan kafelerin kurdelesini kesmekle övünüyoruz.

Peki, gençler neden göç ediyor?

Neden üniversiteyi bitiren ilk fırsatta bavulunu toplayıp başka şehirlere gidiyor?

Neden yatırımcı Kırşehir'e geliyor da arkasında güçlü bir destek bulamıyor?

Neden bu şehir her geçen yıl biraz daha yaşlanıyor?

Bu soruların cevabını arayan kaç seçilmiş var?

Seçim zamanı kapı kapı dolaşanlar, seçim bittikten sonra Ankara'nın kapılarını Kırşehir için ne kadar zorluyor?

Kaçı bugün bu şehirde yaşıyor?

Kaçı Kırşehir'in derdiyle gerçekten dertleniyor?

Her seçim öncesi aynı vaatler...

Her seçim sonrası aynı sessizlik...

Her dönem yeni umutlar...

Her dönemin sonunda biraz daha büyüyen hayal kırıklıkları...

Oysa Ahi şehrine yakışan; kahve açılışlarında boy göstermek değil, fabrika bacalarının tütmesini sağlamaktır.

Gençlerin memleketinde iş bulduğu...

Üreten sanayinin büyüdüğü...

Göç veren değil, göç alan bir Kırşehir'i inşa etmektir.

Kırşehir'in bugün ihtiyacı olan şey daha fazla kurdele kesmek değildir.

Daha fazla yatırım çekmektir.

Daha fazla fabrika kurmaktır.

Daha fazla üretmektir.

Çünkü kurdeleler sadece birkaç dakikada kesilir.

Ama açılmayan her fabrika, bu şehrin geleceğinden yıllar çalar.

Biz yine de sevinelim...

Kafeler açılıyor...

Pastaneler açılıyor...

Lokantalar açılıyor...

Fotoğraflar çekiliyor...

Makaslar çalışıyor...

Ama unutmayalım;

Bir şehrin geleceğini açılan kahveler değil, tüten fabrika bacaları belirler.

Ve ne yazık ki bugün Kırşehir'de en çok kesilen şey kurdele değil...

Bu şehrin umutlarıdır.