Kırşehirli Kardiyoloji Uzmanı Ergün Seyfeli, koroner arter hastalığı, bu hastalığın teşhisinde kullanılan yöntemler ve koroner anjiyografi işlemi hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Seyfeli, koroner arter hastalığının insan vücudundaki en önemli damarsal problemlerden biri olarak kabul edildiğini belirterek, hastalığın kalbi besleyen damarların daralması ya da tıkanması sonucunda ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurgulayan Seyfeli, hastalığın hem dünyada hem de ülkemizde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almasının önemini açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.
Koroner arter hastalığı riski taşıyan ya da hastalığın belirtilerini gösteren kişilerin erken tanı ve tedavi açısından gecikmemesi gerektiğini belirten Ergün Seyfeli, bu noktada koroner anjiyografinin büyük önem taşıdığını söyledi. Koroner anjiyografi sayesinde kalp damarlarında oluşabilecek daralma ve tıkanıklıkların ayrıntılı şekilde tespit edilebildiğini aktaran Seyfeli, bu sayede gerekli tedavi yöntemlerinin zamanında uygulanabildiğini ve ciddi komplikasyonların önüne geçilebildiğini ifade etti.
Günümüzde teknolojik gelişmelere rağmen koroner arter hastalığının hem teşhisinde hem de tedavi planlamasında koroner anjiyografinin halen altın standart olduğunu belirten Seyfeli, bu yöntemin şu an için yerini tutabilecek başka bir tanı yöntemi bulunmadığını ve yüzde 100 tanı sağlayan bir yöntem olduğunu vurguladı. Bununla birlikte, son dönemde kullanılan BT (Tomografik) koroner anjiyografi yönteminin de özellikle klinik değerlendirme, efor testi ya da ekokardiyografi ile tanı konulamayan hastalarda damar tıkanıklığı hakkında yüzde 90’a varan doğruluk oranıyla bilgi verdiğini söyledi. Ancak bu yöntemin bazı durumlarda gereksiz koroner anjiyografilere ya da fazladan işlemlere yol açabildiğine dikkat çekerek, uygun hasta seçiminin önemine değindi.
Koroner anjiyografinin halk arasında korkulan ya da cerrahi bir operasyon gibi algılandığını belirten Ergün Seyfeli, işlemin ehil ellerde ve anestezi gerektirmeden yapıldığında yüzde 99’un üzerinde başarıyla tamamlandığını ifade etti. İşlemin ağrılı olmadığını ve kateter yerleştirildikten sonra yaklaşık 10–15 dakika sürdüğünü belirten Seyfeli, anjiyografinin hem koldan hem de kasıktan yapılabildiğini, son yıllarda ise koldan yapılan yöntemin daha sık tercih edildiğini söyledi. Koldan yapılan anjiyografinin risklerinin ve komplikasyonlarının daha az, hasta konforunun ise daha yüksek olduğunu vurguladı.
Koroner anjiyografinin risklerine de değinen Seyfeli, hayati risk oranının binde 2’nin altında olduğunu, işlem sırasında kalp krizi veya felç riskinin ise yine binde 2 civarında bulunduğunu aktardı. Giriş yerindeki kanama, morluk veya şişlik gibi risklerin yüzde 2 civarında olduğunu belirten Seyfeli, koldan yapılan işlemlerde bu risklerin daha da azaldığını ifade etti. Kalp krizi geçiren hastaların önemli bir bölümünün ilk kriz sırasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Seyfeli, erken teşhis ve doğru zamanda yapılan müdahalenin önemine dikkat çekerek, “Önemli olan doğru kişiye doğru yöntemi doğru zamanda yapmaktır” değerlendirmesinde bulundu.