Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi akademisyenlerinin imzasını taşıyan dikkat çekici bir bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini aldı. Atatürk’ün yıllar boyunca yaşadığı böbrek rahatsızlıklarını konu alan araştırma, tarih ve tıp bilimini aynı çalışma içerisinde buluşturdu.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cumhuriyet Tarihi alanından Prof. Dr. Mahmut Bolat, Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder tarafından hazırlanan “Atatürk’s kidney disease: pyelonephritis or trench nephritis? A medical and historical analysis” başlıklı makale, BMC Nephrology’nin 2026 yılı 27. cildinde 464 numaralı makale olarak yayımlandı.
ATATÜRK’ÜN BÖBREK HASTALIĞI MERCEK ALTINDA
Araştırmada Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle savaş yıllarında tekrarlayan böbrek rahatsızlıklarının tıbbi açıdan nasıl değerlendirilmesi gerektiği üzerinde duruldu.
Atatürk’ün 1909-1923 yılları arasında yaşadığı böbrek ağrıları, ateş, halsizlik ve idrar yolu rahatsızlıkları tarihsel belgeler ışığında ele alındı. Araştırmada 1911 Trablusgarp, 1915 Çanakkale, 1918 Viyana-Karlsbad, 1919 Havza, 1920 Ankara ve 1922 Batı Cephesi dönemlerindeki sağlık sorunları incelendi.
Çalışmanın temelinde ise Atatürk’ün rahatsızlığının “pyelonefrit” mi yoksa Birinci Dünya Savaşı yıllarında cephe şartlarıyla ilişkilendirilen “siper nefriti” mi olduğu sorusu yer aldı.
Araştırmacılar, mevcut tarihsel kayıtlar nedeniyle kesin bir teşhis koymanın mümkün olmadığına dikkat çekerken, her iki ihtimali de dönemin şartları ve tıbbi verileri çerçevesinde değerlendirdi.
MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA SAĞLIK SORUNLARI
Çalışmada Atatürk’ün Milli Mücadele yıllarında yaşadığı sağlık sorunlarına da geniş yer verildi. 1919 yılında Samsun’a çıktıktan kısa süre sonra böbrek ağrılarının şiddetlendiği ve Havza kaplıcalarında tedavi gördüğü aktarıldı.
Araştırmada, 1920 yılında Ankara’da TBMM’nin açılışı öncesinde de Atatürk’ün şiddetli böbrek ağrısı ve yüksek ateş yaşadığı, sağlık durumunun Dr. Refik Saydam tarafından takip edildiği belirtildi.
Dikkat çeken bir diğer dönem ise 1922 yılı oldu. Büyük Taarruz hazırlıkları sırasında Batı Cephesi’ne giden Atatürk’ün Bolvadin-Akşehir hattında şiddetli böbrek ağrısı ve ateş yaşadığı bilgisine yer verildi.
Atatürk’ün yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına rağmen Milli Mücadele’nin siyasi ve askeri çalışmalarını sürdürmesi, araştırmanın tarihsel açıdan öne çıkan noktalarından biri oldu.
VİYANA VE KARLSBAD’DA TEDAVİ GÖRDÜ
Araştırmada Atatürk’ün 1918 yılında Viyana ve Karlsbad’da gördüğü tedaviler de incelendi. Dönemin tedavi anlayışı içerisinde kaplıca, sıcak banyo ve diyet gibi yöntemlerden yararlanıldığı aktarıldı.
Çalışmada farklı yıllardaki sağlık kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda Atatürk’ün böbrek rahatsızlıklarının tek bir dönemle sınırlı kalmadığı, benzer şikâyetlerin farklı zamanlarda tekrarlandığına dikkat çekildi.
TARİH VE TIP BİLİMİ AYNI ARAŞTIRMADA BULUŞTU
Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de farklı bilim dallarını bir araya getirmesi oldu.
Cumhuriyet tarihçisi Prof. Dr. Mahmut Bolat dönemin siyasi, askeri ve tarihsel koşullarını, Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken tıp tarihi ve dönemin tedavi anlayışını, Prof. Dr. Tevfik Ecder ise nefroloji açısından hastalık belirtileri ve olası tanıları değerlendirdi.
Çalışmada Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşiv belgeleri, Milli Savunma Bakanlığı Askerî Tarih Arşivi, Milli Kütüphane kaynakları, dönem gazeteleri, hekim raporları, hatıratlar ve bilimsel araştırmalardan yararlanıldı.
KESİN TEŞHİS KONULAMADI
Araştırmada Atatürk’ün böbrek rahatsızlıkları konusunda tarihsel kayıtlar üzerinden kesin bir teşhise ulaşmanın mümkün olmadığı sonucuna varıldı.
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının pyelonefrit ihtimalini desteklediği değerlendirilirken; savaş yıllarındaki cephe şartları, soğuk, yorgunluk ve çevresel faktörler nedeniyle bazı rahatsızlıkların siper nefritiyle de uyumlu olabileceği üzerinde duruldu.
Bu nedenle araştırma, tek bir teşhis ortaya koymak yerine Atatürk’ün sağlık geçmişini dönemin şartlarıyla birlikte değerlendiren bilimsel bir çerçeve sundu.
1923 SONRASI TEDAVİ SÜRECİ DE İNCELENDİ
Araştırmada Atatürk’ün 1923 sonrasındaki böbrek ve idrar yolu rahatsızlıklarına da yer verildi. Rahatsızlığının yeniden ortaya çıkmasının ardından Dr. Besim Ömer Akalın ve ürolog Dr. Behçet Sabit Erduran’ın tedavi sürecinde görev aldığı belirtildi.
1928 yılından itibaren ise dönemin önemli ürologlarından Dr. Fuat Kamil Beksan’ın Atatürk’ün tedavisini birkaç yıl boyunca takip ettiği aktarıldı.
KIRŞEHİR’DEN ULUSLARARASI BİLİM DÜNYASINA
Çalışma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi akademisyenlerinin uluslararası bilimsel literatüre sunduğu katkı açısından da önem taşıyor.
Prof. Dr. Mahmut Bolat ve Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken’in akademik birikiminin Prof. Dr. Tevfik Ecder’in nefroloji alanındaki uzmanlığıyla birleşmesiyle ortaya çıkan araştırma, Atatürk’ün sağlık geçmişini farklı disiplinlerin ortak bakış açısıyla değerlendirdi.
Araştırma aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün ciddi sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde askeri ve siyasi mücadelesini nasıl sürdürdüğüne ilişkin tarihsel tabloya da yeni bir bilimsel pencere açıyor.
BMC Nephrology’de yayımlanan çalışma, Atatürk’ün böbrek rahatsızlıklarını 1909’dan 1923’e uzanan süreçte tarihsel belgeler ile modern tıbbi değerlendirmeleri bir araya getirerek ele alması bakımından dikkat çekiyor.
Makale: Atatürk’s kidney disease: pyelonephritis or trench nephritis? A medical and historical analysis
Yazarlar: Prof. Dr. Mahmut Bolat, Dr. Öğr. Üyesi Arif Hüdai Köken, Prof. Dr. Tevfik Ecder
Dergi: BMC Nephrology
Yıl/Cilt: 2026 / 27
Makale No: 464
DOI: 10.1186/s12882-026-05073-y