KIRŞEHİR’DE AK PARTİ NEDEN BİR OLAMIYOR?

Kırşehir halkı yıllarca AK Parti’ye destek verdi.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durdu.
Sandıkta desteğini gösterdi.
Ancak zaman içerisinde bu desteğin karşılığında Kırşehir’in hak ettiği yatırımları alamadığını düşünen bir seçmen kitlesi oluştu.
Sonuç ne oldu?
Sandıkta oy kayıpları yaşandı.
Daha önce üç milletvekili çıkaran AK Parti, bugün bir milletvekiliyle temsil ediliyor.
Belediye seçimlerinde beklenen sonuçlar alınamıyor.
Farklı siyasi yapıların birleşmesiyle Kırşehir Belediyesi yine CHP yönetimine geçti.
Peki, bütün bunlar neden yaşanıyor?
Hiç kimse çıkıp da “Kırşehir halkı neden bizden uzaklaşıyor?” diye sormuyor mu?
Yoksa herkes suçu başkasında mı arıyor?
Bence asıl mesele burada başlıyor.
Bir siyasi partinin en büyük gücü teşkilatıdır.
Teşkilatın gücü ise birlik ve beraberliğinden gelir.
Bugün Kırşehir’de ise dışarıdan bakıldığında AK Parti teşkilatının kendi içerisinde tam anlamıyla ortak bir irade ortaya koyamadığı yönünde bir görüntü oluşuyor.
Seçilmişler başka yerde…
İl teşkilatı başka yerde…
Parti içerisindeki bazı isimler başka yerde…
Herkes kendi doğrusu üzerinden hareket ederse, ortaya ortak bir siyaset çıkmaz.
Siyasette herkes aynı düşünmek zorunda değildir.
Ama aynı hedefe yürümek zorundadır.
Parti içerisindeki farklı görüşler konuşulabilir, tartışılabilir.
Ancak bu tartışmalar kamuoyuna sürekli farklı mesajlar olarak yansıdığı zaman, bundan en büyük zararı yine parti görür.
Daha önce partisi için gecesini gündüzüne katan, yıllarca mücadele eden insanların bugün kendilerini dışlanmış hissetmeleri de ayrıca sorgulanmalıdır.
Partiye emek veren insanlar neden kenarda kalıyor?
Neden bazı isimler küstürülüyor?
Neden partiye yıllarca hizmet etmiş insanlar seçimden seçime hatırlanıyor?
Siyaset sadece seçim zamanı hatırlanacak insanların işi değildir.
Siyaset vefa ister.
Siyaset sadakat ister.
Siyaset emek veren insanın hakkını teslim etmeyi gerektirir.
Parti içerisinde dürüstlüğü, adaleti, liyakati ve ahlakı savunan insanların daha fazla söz sahibi olması gerekir.
Çünkü siyaset, kişisel çıkarların değil, milletin emanetidir.
Son günlerde Kırşehir’de yeni hastanenin ismi üzerinden yaşanan tartışma da teşkilat içerisindeki farklı yaklaşımları yeniden gündeme getirdi.
Kırşehir halkının önemli bir bölümünün hastaneye, şehrin kültürüne ve türkülerine büyük katkı sunmuş olan Doktor Mehmet Altın’ın isminin verilmesini istediği ifade ediliyor.
AK Parti Kırşehir İl Başkanı Seher Ünsal da halkın bu talebini sahiplenerek Ankara’da ilgili Bakanlık nezdinde görüşmeler yapıyor ve Kırşehir halkının isteğini iletiyor.
Bunu kamuoyuyla da paylaşıyor.
Buraya kadar son derece güzel.
Çünkü siyasetçinin görevi halkın sesini Ankara’ya taşımaktır.
Ancak aynı dönemde başka bir AK Partili ismin hastaneye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin verilmesi yönünde sosyal medya paylaşımı yapması, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor:
AK Parti Kırşehir’de neden ortak bir karar alamıyor?
Bir tarafta Kırşehir halkının talebi…
Diğer tarafta farklı bir isim önerisi…
Şimdi soruyorum:
İl başkanı halkın talebini Ankara’ya götürürken, parti içerisinden farklı bir ses çıkması ne anlama geliyor?
Bu bir görüş farklılığı mıdır?
Yoksa teşkilat içerisinde bir ayrışmanın işareti midir?
Benim kanaatim şudur:
Bu tür farklı çıkışlar, eğer ortak bir istişare yapılmadan ortaya konuluyorsa, teşkilat içerisindeki birlik görüntüsüne zarar verir.
Çünkü halk şunu görmek ister:
Birlikte çalışan bir teşkilat.
Birlikte karar alan bir teşkilat.
Kırşehir’in sorunları için Ankara’ya birlikte giden bir teşkilat.
Seçimden seçime değil, her gün sahada olan bir teşkilat.
Kırşehir halkı artık siyaseti sadece seçim zamanı izlemiyor.
Kim ne yaptı?
Kim ne söyledi?
Kim şehrin yanında durdu?
Kim sadece fotoğraf verdi?
Kim Ankara’ya gitti?
Kim Kırşehir’in hakkını savundu?
Bunların hepsini görüyor.
Halk artık sadece vaat dinlemek istemiyor.
Hizmet istiyor.
Yatırım istiyor.
İstihdam istiyor.
Gençlerinin Kırşehir’de kalmasını istiyor.
Şehrin göç vermesini istemiyor.
Ve en önemlisi, siyasetçilerin kendi aralarında kavga etmesini değil, Kırşehir için birlikte mücadele etmesini istiyor.
AK Parti'nin Kırşehir’de yaşadığı oy kayıpları artık görmezden gelinmemelidir.
AK Parti Kırşehir’de yeniden güçlenmek istiyorsa önce kendi içerisinde birlik ve beraberliği sağlamalıdır.
Seçilmişler, atanmışlar, il teşkilatı, belediye meclis üyeleri ve parti tabanı aynı masa etrafında buluşmalıdır.
Kırşehir’in sorunları kişisel hesapların üzerinde tutulmalıdır.
Parti içindeki makam mücadeleleri bir kenara bırakılmalıdır.
Yıllardır emek veren insanlar yeniden kazanılmalıdır.
Küskünler barıştırılmalıdır.
Dışarıda kalanlar yeniden dinlenmelidir.
Ve en önemlisi, Kırşehir için ortak bir akıl oluşturulmalıdır.
Çünkü Kırşehir halkı artık şunu görmek istiyor:
Birbirine rakip olan siyasetçiler değil, Kırşehir için birlikte çalışan siyasetçiler.
Eğer AK Parti kendi içerisinde birlik sağlayamazsa, halkın karşısına ortak bir irade ile çıkamazsa, seçimlerde yaşanan oy kayıplarının nedenlerini samimiyetle sorgulamazsa, daha büyük kayıplarla karşılaşabilir.
Benim düşüncem açık: Kırşehir’de AK Parti’nin en büyük sorunu muhalefet değil, kendi içerisindeki birlik ve beraberlik sorunudur.
Bir siyasi parti önce kendi evinin içini düzene koymalıdır.
Çünkü evin içinde huzur yoksa dışarıya güven veremezsiniz.
Kırşehir halkı artık kavga değil, hizmet istiyor.
Ayrışma değil, birlik istiyor.
Kişisel hesap değil, ortak akıl istiyor.
Ve sandıkta verdiği mesajın okunmasını istiyor.
Şimdi görev AK Parti teşkilatındadır.
Sandığın mesajını okuyacaklar mı?
Yoksa aynı hataları yapmaya devam mı edecekler?
Bunu zaman gösterecek.
Ama unutulmasın:
Kırşehir halkı her şeyi görüyor, her şeyi biliyor ve zamanı geldiğinde kararını sandıkta veriyor.