KIRŞEHİR NE ZAMAN KÖRŞEHİR OLMAKTAN KURTULACAK?

Kırşehir bizim şehrimiz.

Bu topraklarda doğduk, bu sokaklarda büyüdük.
Aynı kaldırımlarda yürüyor, aynı meydanlarda selamlaşıyoruz.
Bu şehir hepimizin
Bu topraklarda yaşıyoruz. Sokağımız, caddemiz, meydanımız…
Her gün yüz yüze baktığımız insanların şehri burası.
Bizim gönül şehrimiz.
Ama soruyorum:
Bu şehir gerçekten yönetiliyor mu, yoksa sadece idare mi ediliyor? Yıllardır aynı tabloyu izliyoruz. Seçim zamanı verilen sözler, Ankara yollarında çekilen fotoğraflar, “yatırım müjdeleri”… Sonra?
Sessizlik…
Bu ilin derdi de bizim, sevinci de.
Bugüne kadar ne söylediysek Kırşehir için söyledik.
Ne yazdıysak bu şehrin geleceği için yazdık.
Bu şehirde yaşayan, kalemini satmayan satmamış insanların görevi; gördüğünü yazmak, yanlışa yanlış demektir.
Yazılarımızda kırıp dökmek değil, çözüm üretmek var.
Şehrimizin Eksiklerini yazıyoruz.
Yapılması gerekenleri hatırlatıyoruz.
Yapılan güzel hizmetleri de teslim ediyoruz.
Ama yapılmayanı yapılmış gibi göstermiyoruz.
Yanlışı alkışlamıyoruz.
Yalanı kaleme almıyoruz.
Buna rağmen “Siz ne yaptınız?” diyenler çıkıyor.
Bizim işimiz yapmak değil; yapılanı denetlemek, yapılmayanı hatırlatmak.
Kalem bunun için vardır.
Kırşehir, Anadolu’nun tam ortasında; her yere eşit mesafede bir şehir.
Ama yatırımlara hep uzak.
Yıllardır kendi imkânlarıyla büyümeye çalışan, gelişen şehirlere gıptayla bakan bir şehir.
İktidara yakın olmuş…
Ankara’ya vekil göndermiş…
Ama yatırımlarda yine kenarda kalmış.
Hep biraz sahipsiz.
Hep biraz yalnız.
Bugün çevresindeki birçok köy ve ilçe Kırşehir’e bakıyor.
Nevşehir’in ilçesi HacıBektaş ve yakın köyler Kırşehir diyor.
Aksaray’a yüz kilometre, Kırşehir’e otuz beş kilometre mesafedeki Ağaçören, Sarıyahşi ve çevresindeki köyler yönünü Kırşehir’e çevirmiş durumda.
“Alışverişimizi, işimizi, hayatımızı Kırşehir’de görüyoruz” diyorlar.
Ama Kırşehir’in seçilmişleri bu sese kulak vermiyor.
Bu ilçeleri ilimize bağlamak için kapılar çalınmıyor.
Görüşmeler yapılmıyor.
Bir irade ortaya konmuyor.
Soruyorum: Kırşehir ne zaman beklemekten vazgeçecek?
Ne zaman “bize ne verilirse razıyız” anlayışından çıkacak?
Ne zaman yatırım alan, büyüyen, cazibe merkezi olan bir şehir olacak?
Anadolu’nun ortasında ama yatırımların kıyısında bir il olmaktan ne zaman kurtulacağız?
Çevre iller devlet yatırımlarını birer birer alırken Kırşehir neden sadece seyrediyor?
Kırşehir ne zaman “körşehir” olmaktan kurtulacak?
Artık beklemek değil, talep etmek zamanı.
Seyretmek değil, istemek zamanı.
Susmak değil, konuşmak zamanı.
Çünkü bu şehir bizim.
Ve bu şehir sahipsiz değil.