Bozkırın tam ortasında, kadim bir kültürün merkezinde bulunan Kırşehir’in kucağında tam3 gün..
Kırşehir, sıradan bir şehir değil.
Bunu, şehrin sokaklarında yürümeye başladığınız ilk dakikalarda anlıyorsunuz.
Ahilik Felsefesi’nin doğup büyüdüğü, insanlığa dürüstlüğü, paylaşmayı, kardeşliği, dayanışmayı öğreten bir medeniyetin kucağındayız.
Tam 5 bin yıllık geçmişe sahip olan bu topraklar; Hititlerden Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu’ya kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla Anadolu’nun en kıymetli şehirlerinden birisi olarak yüreklere yerleşiyor.
Özellikle Ahi Evran Veli ile özdeşleşen ahilik kültürü, yalnızca Anadolu’ya değil, aslında bütün insanlığa örnek olacak mesajlar veriyor.
Bu şehir sadece tarihiyle değil, kültürel ve doğal zenginlikleriyle de büyük bir hazine.
Selçuklu döneminde astronomi eğitimi verilen ve adeta bir gözlem evi niteliği taşıyan Cacabey Medresesi…
4’üncü ve 5’inci yüzyıllarda savaş dönemlerinde sığınak olarak kullanılan, tünellerle birbirine bağlanan mağaralardan oluşan Mucur Yeraltı Şehri…
Kazılarda ortaya çıkarılan tarihi eserlerin sergilendiği Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ve yanındaki Japon Bahçesi…
Ahilik teşkilatının kurucusunun türbesinin bulunduğu Ahi Evran Camii ve Külliyesi…
187 farklı kuş türüne ev sahipliği yapan, doğanın mucizelerinden biri olan Seyfe Gölü Kuş Cenneti…
Sağlık turizmine katkı sunan Terme Kaplıcaları…
Bizans döneminden günümüze ulaşan Üçayak Kilisesi…
Ve elbette Türk halk müziğinin büyük ustasını yaşatan Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi…
Bütün bunlar bu şehrin taşıdığı ruhun, tarihin ve kültürün en önemli göstergeleri.
Tüm bu hazineleri vakit buldukça ziyaret ediyor, rehberlerimizi dikkatle dinliyor, dinledikçe çok şey öğreniyoruz.
Kırşehir’in sadece tarihi değil, yöresel değerleri de son derece kıymetli.
Coğrafi işaretli Kaman cevizi…
El sanatlarında kullanılan oniks taşı…
Ve damaklarda iz bırakan Kırşehir çullaması…
İşte bütün bunlar, bu kentin Anadolu kültüründeki özel yerini daha da anlamlı hale getiriyor.
***
Kırşehir buluşmamızın ana nedeni, 39. Ahi Evran Şenliklerine katılmak.
Kırşehir’e gelip de Ahilikten söz etmeden geçmek mümkün mü?
Çünkü Ahilik; doğruluktur, dürüstlüktür, paylaşmaktır, dayanışmadır, kardeşliktir, ahlaktır, ilkedir.
Bugün dünyaya baktığımızda; müşteri kapmak için birbirini ezmeye çalışan dev şirketleri görüyoruz.
Ama Ahilik kültüründe ne vardır biliyor musunuz?
Bir esnaf siftah yaptıktan sonra gelen müşteriyi, komşusu da siftah yapsın diye yan dükkâna yönlendirir.
İşte Ahilik budur.
İşte Anadolu irfanı budur.
Ve inanıyorum ki gazetecilik mesleğiyle Ahilik arasında çok güçlü bir bağ vardır.
Çünkü gerçek gazetecilik de; dürüstlük ister, etik ister, vicdan ister, ahlak ister.
Nasıl ki Ahilik güven üzerine kurulmuşsa, gazetecilik de toplumun güveniyle ayakta durur.
Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlik ve bir araya gelmemizi sağlayan, bizleri heyecanlandıran ruh veren şey de aslında bu ortak değerlerdir.
Kısaca söylemek gerekirse,
Bu kentin apayrı bir ruhu var.
NEŞET Ertaş ile birlikte yüzyıllar boyu yaşayacak bir ruhu var.
Biliyor musunuz?
Kırşehir, 2019 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na Türkiye’den müzik alanında dahil olan ilk ve tek şehirdir.
Bu şehir; bozlak geleneğiyle, abdallarıyla, bağlamasıyla, türküleriyle yaşayan bir müzik kentidir.
Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Çekiç Ali ve Hacı Taşan gibi ustaların mirası bu şehrin ruhunu oluşturmaktadır.
Tüm zorluklara rağmen bu kültürü yaşatan abdalları saygıyla selamlıyor, huzurlarında eğiliyorum.
Çünkü bu kente ruh veren insanlar onlardır.
Kırşehir’i bütün yönleriyle tanımak bizim için büyük bir şanstır.
İç Anadolu’nun yüreğinde böylesine anlamlı bir organizasyonu gerçekleştiren başta Sayın Vali Murat Demiryürek olmak üzere KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’e, Kırşehir Ahi Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Sürmeli, KGK Genel Başkan Yardımcısı Hacı Odabaşı, Genel Sekreter Lütfi Karakaş’a ve KGK’nın kalbi Meryem Kanberoğlu hanıma sonsuz teşekkürler.
***
Ve elbette…
“Bozkırın Tezenesi” rahmetli Neşet Ertaş’ı rahmetle, özlemle anıyorum.
Onun türkülerini bilmeyen var mı?
“Neden garip garip ötersin bülbül…”
Ya gönül dağı,
Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca. Akar can özümde sel gizli gizli. Bir tenhada can cananı bulunca. Sinemi yaralar yar oy
-Neredesin Sen,
Şu garip hâlımdan bilen şiveli nazlım
Göğlüm hep seni arıyor, neredesin sen?
Datlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
Göğnüm hep seni arıyor, neredesin sen?
Neredesin sen?
Ve..Yalan Dünya,
Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın?
Ben de gülemedim; yalan dünyada
Sen beni gönlümce mutlu mu sandın?
Ömrümü boş yere çalan dünyada
“Mühür Gözlüm…”
“Allı Turnam…”
“Zahidem…”
“Acem Kızı…”
Yüzlerce türkü…
Yüzlerce eser…
Ve Anadolu’nun yüreğinden kopup gelen unutulmaz bir ses…
Diliyorum ki; Seyfe Gölü Kuş Cenneti küresel ısınma, çevre kirliliği ve doğa tahribatı gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaz.
Çünkü bu güzellikleri korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
İnanıyorum ki, yolunuz bir gün Kırşehir’e düşecek olursa, Kırşehir’i tanıdıkça daha çok sevecek, burada bulunduğunuz süre boyunca kendinizi çok daha huzurlu hissedeceksiniz.
***