SİYASET

Kaya: Finansal Risk Zinciri Kırılma Noktasında

Anahtar Parti Kırşehir İl Başkanı Cemal Kaya, Türkiye ekonomisindeki risklere dikkat çekerek yapısal dönüşüm çağrısında bulundu.

Anahtar Parti Kırşehir İl Başkanı Cemal Kaya, Türkiye ekonomisine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde mevcut ekonomik tabloya dair önemli uyarılarda bulundu. Kaya, yaptığı açıklamada Türkiye ekonomisinin geçici sorunlarla değil, yapısal nitelik kazanmış çok yönlü bir finansal risk tablosuyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Kaya, özel kesimdeki tasarruf açığı, kamu maliyesindeki disiplin kaybı, yüksek bütçe açıkları ve ithalata bağımlı üretim yapısının ülkeyi ağır bir borç sarmalına sürüklediğini belirtti. Bu durumun ekonomik kırılganlığı artırdığını dile getiren Kaya, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

Açıklamasında Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyenin altındaki kredi notuna ve 300 baz puanın üzerine çıkan CDS primine dikkat çeken Kaya, uluslararası piyasalarda yüksek riskli ülke görünümünün devam ettiğini ifade etti. Bu durumun dış finansman maliyetlerini artırdığını ve ekonominin genelinde kırılganlığı derinleştirdiğini belirtti.

Dış borç göstergelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kaya, zaman zaman görülen iyileşmelerin yanıltıcı olabileceğini ifade etti. Dış borç stokunun ihracata ve milli gelire oranındaki gerilemenin, büyük ölçüde ihracat ve nominal gelirdeki artıştan kaynaklandığını belirten Kaya, bunun yapısal bir güçlenme anlamına gelmediğini dile getirdi. Kısa vadeli dış borç oranındaki yükseliş ve yüksek borç yükünün refinansman riskini artırdığını, rezervlerdeki erime ve altın satışlarının da bu kırılganlığı daha görünür hale getirdiğini söyledi.

Kaya, hanehalkı cephesinde de borç yapısının hızla bozulduğunu belirtti. Vatandaşların konut gibi teminatlı alanlar yerine kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve ihtiyaç kredileriyle günlük yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını ifade eden Kaya, bu durumun geçim krizinin derinleştiğini ve teminatsız borçların arttığını gösterdiğini dile getirdi. Bu sürecin bankacılık sistemi açısından aktif kalitesini zorlayan bir tablo ortaya koyduğunu vurguladı.

Bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kaya, kredi hacmi genişlerken takipteki alacakların da yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle bireysel kredilerde ve bazı ticari sektörlerde risk yoğunlaşmasının arttığını belirten Kaya, bankaların Merkez Bankası’ndan yoğun fonlama ihtiyacı duymasının piyasadaki likidite sıkışıklığının göstergesi olduğunu ifade etti.

Reel sektörün net döviz pozisyon açığının kritik seviyelere ulaştığını belirten Kaya, özel sektörün kur riskini azaltmak yerine yeni yükümlülüklerle ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. Kamu ve özel sektörün finansman talebinin çakışması durumunda kaynakların üretken alanlardan uzaklaşacağını ve özellikle KOBİ’lerin krediye erişiminin zorlaşacağını ifade etti. Bu durumun dışlama etkisini büyüteceğini dile getirdi.

Kamu maliyesinde en büyük tehlikenin faiz sarmalı olduğunu belirten Kaya, faiz giderlerindeki artışın kamunun artık anaparayı değil faiz yükünü çevirmeye çalıştığını gösterdiğini söyledi. Bütçe dışı riskler ve şeffaflık eksikliğinin yatırımcı güvenini zedelediğini ve bunun ülke risk primine doğrudan yansıdığını ifade etti.

Kaya, mevcut tablo karşısında dış borç yönetiminde vade uzatımını esas alan bir stratejiye geçilmesi gerektiğini belirterek, TL cinsi borçlanmanın güçlendirilmesi, rezervlerin kısa vadeli yükümlülükleri karşılama kapasitesine göre değerlendirilmesi ve döviz kazandırıcı yüksek katma değerli sektörlerin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kamu-özel iş birliği projelerindeki döviz garantili yükümlülüklerin gözden geçirilmesi, bütçe dışı risklerin şeffaflaştırılması ve kaynakların üretken alanlara yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Ayrıca reel sektörü koruyacak seçici destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Kaya, ekonomide güven veren bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda Kaya, Türkiye ekonomisinin borçla büyüyen, faizle dönen ve rezerv tüketerek ayakta tutulmaya çalışılan bir zemine sürüklendiğini ifade ederek, çözümün mali disiplin, şeffaflık ve üretim odaklı yapısal dönüşüm olduğunu dile getirdi.