KALDIRIMLAR İŞGAL ALTINDA, PEKİ YETKİLİLER NEREDE?

Bir şehrin medeniyet seviyesi, kaldırımlarına bakılarak anlaşılır.

Eğer yayalar rahat yürüyebiliyorsa, engelliler özgürce hareket edebiliyorsa, çocuk arabası kullanan bir anne yolunu değiştirmek zorunda kalmıyorsa, o şehirde hukuk işliyor demektir.

Peki, Kırşehir'de durum böyle mi?

Ne yazık ki hayır...

Bugün Terme Caddesi'nde, Ankara Caddesi'nde ve şehrin birçok noktasında kaldırımlar, ait olduğu halkın değil; masa açanların, tezgâh kuranların, ürün dizenlerin ve dükkânını sokağa taşıyanların kullanımına bırakılmış görüntüsü vermektedir.

Yayaya ayrılan alanlar gün geçtikçe daralırken, kamuya ait kaldırımlar adeta bazı işyerlerinin açık teşhir alanına dönüşmektedir.

Oysa kaldırımın sahibi ne esnaftır ne de herhangi bir işletme...

Kaldırım milletindir.

Hiç kimse kamu malını kendi dükkânının uzantısı gibi kullanamaz. "Dükkânımın önü benimdir" anlayışının hukukta da vicdanda da yeri yoktur.

Masa sandalye koyarak yol kapatmak...

Ürün teşhir ederek geçişi engellemek...

Tezgâh açarak kaldırımı işgal etmek...

Masa ve sandalyelerle vatandaşın yürüyeceği alanı daraltmak...

Bunlar şehir düzenini bozan uygulamalardır ve gerekli görüldüğünde denetlenmesi gereken konulardır.

En acı olan ise vatandaşın sorduğu sorulara cevap bulamamasıdır.

Bu şehirde kaldırımların sahibi kim?

Kurallar sadece kurallara uyan vatandaş için mi var?

Denetim neden yeterince görünmüyor?

Vatandaş neden kendi hakkını ararken yalnız bırakıldığını hissediyor?

Bu soruların cevabını vermesi gerekenler, makamlarında oturanlardır.

Belediyeler şehir düzenini sağlamak için vardır.

Zabıta teşkilatı kamu alanlarını korumak için vardır.

Kamu görevi, olup biteni seyretmek değil; hukuku uygulamaktır.

Eğer kurallara aykırı uygulamalar varsa bunlar tespit edilmeli, gerekli işlemler yapılmalı ve kamu düzeni sağlanmalıdır.

Çünkü kamu alanı, güçlü olanın değil; herkesindir.

Bugün kaldırımı işgal eden, yarın yolu işgal eder.

Bugün göz yumulan düzensizlik, yarın alışkanlığa dönüşür.

Ve en sonunda şehir, kuralların değil, keyfiliğin hâkim olduğu bir görüntüye bürünür.

Kırşehir bunu hak etmiyor.

Bu şehir; düzeni, temizliği ve estetiği hak ediyor.

Vatandaş kaldırımlarda rahat yürümeyi hak ediyor.

Engelli bireyler başkasının insafına kalmadan şehirde dolaşmayı hak ediyor.

Yaşlılar ve çocuklar güven içinde yürümeyi hak ediyor.

Çünkü kaldırımlar ticaret alanı değil, kamusal yaşam alanıdır.

Hiçbir işgaliye izni, yayaların geçiş hakkını ortadan kaldıramaz.

Hiçbir ekonomik gerekçe, kamu hakkının önüne geçemez.

Buradan yetkililere açık bir çağrımız var:

Kaldırımları yeniden halka teslim edin.

Kuralları istisnasız uygulayın.

Esnafın emeğine saygı duyulurken, vatandaşın hakkı da aynı kararlılıkla korunsun.

Hukuk kişiye göre değil, herkese eşit uygulanmalıdır.

Çünkü şehirler betonla değil; adaletle güzelleşir.

Ve unutulmamalıdır ki...

Kaldırımlar işgal edildiğinde sadece yürüyüş yolları kapanmaz; devlet otoritesine duyulan güven de yara alır.