1980’li yıllarda AKM’de bir çocuk programı tertiplenmiş. Nasıl olmuşsa bir bağlamacı Sarı Çiçek ilahisini okumuş. Hepimizin bildiği Yunus Emre’nin meşhur Sarı Çiçek ilahisi:
Sordum sarıçiçeğe annen banan var mıdır?
Çiçek eydûr derviş baba, annem babam topraktır!
İlahi okununca “Gericiler AKM’yi bastı” feryatları yükselmiş. ”Nasıl olur da AKM gibi modern bir mekanda Sarı Çiçek İlahisi okunur? Burası dergâh mı, tekke mi?
Olay bakanlığa kadar gitmiş. Soruşturmalar almış başını yürümüş! Mütedeyyin çevreler de fişlenirim, ekmeğimden olurum kaygısına düştüğünden kimse “neden ilahi okunamaz!” diye sormamış, soramamış!
Bu olaydan sonra uzun yıllar ilahiler okunmamış, yasaklanmış! Ama bu sene bir ilahi okundu ki yer yerinden oynadı. Yediden yetmişe herkesin diline oturdu. Radyolarda, televizyonlarda, okullarda, sokaklarda, sosyal medyada her yerde… KÂBE’DE HACILAR HÛ DER ALLAH. Tüm dünyada reyting rekorları kırdı.
AKM’deki sesler gibi sesler çıkmadı değil, çıktı. İlahi sesine tahammül etmeyenlerin sayısının hala azımsanmayacak bir çoğunlukta olduğu görüldü ama eskisi gibi bir mukavemet güçlerinin olmadığı da görüldü. Sesleri zayıf ve kırılgan kaldı. Çanakkale’de “Allah Allah!” nidalarıyla zaferler kazananların çocukları zaman içerisinde bu seste saklı ilahi güce teslimiyetle “Allah” demenin zarardan çok faydalar barındırdığının ayrımına varmışlar. Bir cemre gibi düştü gönüllere.
Ama bu cemre farklı bir cemre! Baharın müjdeleyici cemrelerini bilirsiniz. Birinci emre Şubat’ın ortasında düştü. İkinci Cemre Şubat’ın son haftasında, üçüncü ve son cemre Martın ilk haftasında. Ondan sonra hayırlısıyla Yaz. Cemreler bir bir düştü. Birinci, ikinci, üçüncü cemre derken tabiat uyandı, dağlar, bağlar, bahçeler rengârenk oldu.
Peki, tabiat uyanır da insan uyanmaz mı? Unutmamak lazım ki tabiatın uyanışı mecazidir asıl uyanış insanın uyanışıdır. Asıl cemre insanın uyanışına vesile olan, insanın uyanışını hızlandıran olaylar ve zuhurlar cümlesidir. KÂBE’DE HACILAR HÛ DER ALLAH böyle bir zuhuratın cemresidir.
Ahibba-yı Kirâm her bir şeylerini cemrelere uydururlardı. Tabiatı uyandıran cemrelere, Cemre-i ûlâ, Cemre-i sâniye, Cemre-i sâlise derlerdi. İnsan vücuduna mütealık bir takvim işleyişi. Birinci cemre havaya, ikinci cemre suya, üçüncü cemre toprağa düştü.
Cemre’nin lügat manası “yanmış kor parçası” demektir. Yürekler yanmış: Filistin’de, Türkistan’da, Afganistan’da, Eitre’de, Angola’da, Tunus’ta, Cezayir’de, Libya’da, Mısır’da… Osmanlı’nın nefesinin değdiği topraklarda! Dalga dalga yayılan, dalga yükselen bir uyanışın cemresi… Zafere inananların kutlu nefesiyle gün yükseliyor, sular yükseliyor ve gemi kurtulacak inşallah. Biz bu cemreye kurtuluş cemresi diyoruz. Farklı bir cemre. Köpekleşenlerin, köpek gibi uluyanların varlığına inat Allah’a çağıran, Allah’a yönlendiren bir nida, Hz. Âdem İle yeryüzüne inen çağrının sesi, ilahi uyanışın cemresi.
Cemre-i ûlâ, birinci cemre. Dillere düşen Allah’ın adı dalga yükseldi tıpkı Ezan-ı Muhammedi gibi. Tokyo’dan Waşhington’a; Peru’dan Küba’ya; İstanbul’dan Kanada’ya… Tek ses, tek nakarat Allah Hû Allah!
Cemreler bir bir düşecek. Bugün Cemre-i ûlâ, yarın Cemre-i sâniye, öbürü gün Cemre-i salise…
Bilal’e çalar rengiyle bir CELAL KARATÜRE çıkar ve KÂBE’DE HACILAR HÛ DER ALLAH sesiyle gökkubeyi sallar! SARIÇİÇEK ilahisine “irreti” “kıl” olanların “gıkı” çıkmaz .
Varol Celal Karatüre, var ol! Dilimize, gönlümüze tercüman oldun. KÂBE’DE HACILAR HÛ DER ALLAH dalga dalga yükselecek, gönüller şad ü hândan olacak.
Sarı Çiçek ilahisine “kıl” olanlar unutuldu gitti, isimlerini dahi anımsayan yok ama “SARIÇİÇEK” ilahisi bugün milyonların teveccühüne mazhar bir ilahi olarak dilden dile dolaşıp durmaktadır. Yunus Emreler hakeza. Gözü açık, gönlü ayık olanları daha ne güzellikler beklemektedir kim bilir!
Her katre bir nûr, her zerre bir zuhur.”
“KÂBE’de HACILAR HÛ DER ALLAH” bu nurlardan bir zuhur!
Sözün özü zübde-i makâl: Allah diyenden bu ülkeye, kimseye zarar gelmez. Bu ülkeye bir zarar gelecek olsa, o da ilahilere “kıl” olanlardan gelir, müştak olanlardan değil.
Bu Ramazan’a, ülkemin çorak gönülleri “KÂBE’de HACILAR HÛ DER ALLAH” ile bayrama girdi, elhamdülillah. Gelecek Ramazanlarda hayatta olur muyuz, olmaz mıyız bilemem ama yediden yetmişe herkesin gönlüne muhabbet iksiri düşüren şu ilahiyi gelin teberrüken de olsa biz de okuyalım bir kere ama eğlenmek için değil Allah rızası için. Allah’a emanet olun “MEMLEKET” imin güzel okurları.
Kâbe’de hacılar hu der Allah
Yer gök inim inim iniler Allah
Melekler defteri yeniler Allah
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah
İzin ver de yolun da ölelim Allah
Göster cemalini görelim Allah.
Kâbe’nin yolları taşlıdır Allah
Hacıların gözleri yaşlıdır Allah
Dervişlerin ciğeri ateşlidir Allah
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah
İzin ver de yolun da ölelim Allah
Göster cemalini görelim Allah.
Kâbe’nin yolları çukurdur Allah
Hacıların işleri zikirdir Allah
Mevla’sına her dem şükürdür Allah
İzin ver de Kâbe’ni görelim Allah
İzin ver de yolun da ölelim Allah
Göster cemalini görelim Allah.
İzin ver de iktidarını görelim Allah.