İkinci Karabağ Savaşı'nın Tek Kadın Şehidi: Araste Bakhishova

Azerbaycan tarihinin şanlı sayfaları kahramanlarla zengindir ve bu kahramanlar arasında kadınlarımızın cesareti de özel bir yer tutar.

Tarihî hafızamız diplomatlar, hükümdarlar, pilotlar, komutanlar ve savaşçı kadınlarla doludur. Kadın kahramanlarımızın hayatı ve yiğitliği gösterir ki cesaret ve kahramanlık yalnızca erkeklere özgü değildir; her insanın ruhunda mertlik ve fedakârlık bulunabilir.
Kadim yazılı eserimiz olan “Kitab-ı Dede Korkut”’ta Burla Hatun, Banu Çiçek ve Selcan Hatun gibi kadın kahramanlardan söz edilir. Onlar erkeklerle birlikte yay çeker, güreşir ve at yarışlarında önde giderlerdi. Bu kadınlar hem yiğit hem de cesurdu; onları gören her nesil kahramanlığın yalnızca erkeklere özgü olmadığını, kadınların da savaş meydanında yer alabildiğini anlamıştır.

Tarihî örneklerden biri de Massaget hükümdarı Tomris’tir. O, İran şahı Kiros’un Azerbaycan’a ve komşu topraklara saldırısının önünü keserek büyük bir cesaret, akıllı bir strateji ve eşsiz bir metanet göstermiştir. Tomris’in adı tarihte kadın liderlerin gücünün, bilgeliginin ve kararlılığının simgesi olarak kalmıştır. Ayrıca Nizami Gencevi’nin “Hosrov ve Şirin” eserinde Bərdə hükümdarı Nüşabe de kadınların diplomaside ne kadar etkili olabileceğinin bir örneğidir. O, büyük bilgeliği ile Makedonyalı İskender’i barışa çağırmış, dünya malı uğruna kan dökmekten vazgeçirmeye çalışmıştır. Bu örnekler, kadınların yalnızca savaşta değil, strateji ve diplomasi alanlarında da halkına büyük hizmetler sunabileceğini göstermektedir.
Orta Çağ’da da Azerbaycan kadınları siyasi ve askerî alanlarda önemli rol oynamıştır. Atabey Şemseddin Eldegiz’in eşi, Muhammed Cihan Pehlivan ve Kızıl Arslan’ın annesi Mömine Hatun, eşinin ve oğullarının hükümdarlığı döneminde büyük siyasi nüfuza sahip olmuş ve devlet işlerinde aktif rol oynamıştır. Onun vefatından sonra adına yaptırılan türbe, kadın liderlerin tarihî rolünün kalıcılığını simgelemektedir. Türk dünyasının yiğit kahramanı Köroğlu’nun hayatında da kadın kahramanların yeri büyüktür. Onun eşi ve silah arkadaşı Nigar, hem savaşta hem de yaşam yolunda Köroğlu’nun yanında durmuş, cesareti ve sadakatiyle halkın hafızasında iz bırakmıştır.
Modern dönemde de Azerbaycan’ın kadın askerleri ve kahramanları vardır. Onlar hem savaş meydanında hem de devlet görevlerinde erkeklerle birlikte fedakârlık göstermekte, halkımızın güvenliği ve özgürlüğü uğruna canlarını feda etmeye hazır olmaktadır. Bu kadınların cesareti ve kararlılığı, Azerbaycan’ın kahramanlık tarihini daha da zenginleştirmektedir. Onlar yalnızca savaş alanında değil, aynı zamanda toplum hayatında, bilim ve kültür alanlarında da örnek faaliyetleriyle gelecek nesillere yol göstermektedir.

Azerbaycan kadınları tarih boyunca vatanseverlik, cesaret, bilgelik ve mertlik örnekleri sergilemiş, halkımızın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinde vazgeçilmez bir rol oynamıştır. Onların fedakârlığı, cesareti ve kararlılığı hem tarihî hafızamızın önemli bir parçası hem de gelecek nesiller için güçlü bir ilham kaynağıdır.
Böylece Azerbaycan’ın bir kahramanlar yurdu olması yalnızca erkeklerle ilgili değildir. Kadın askerlerimiz, liderlerimiz ve yiğit kadınlarımız da halkımızın şeref ve kudret tarihinde vazgeçilmez bir rol oynamışlardır. Onların cesareti ve fedakârlığı her Azerbaycan vatandaşının gurur kaynağıdır. Tarihimizi öğrenirken kadın kahramanlarımızı da unutmamalı, onların gösterdiği cesaret ve fedakârlığı gelecek nesillere aktarmalıyız. İster Birinci Karabağ, isterse İkinci Karabağ savaşında kahraman kadınlarımız olmuştur. Bunlardan biri de Araste Bakhishova’dır.
Araste Bakhishova, 4 Mayıs 1989 tarihinde Haçmaz rayonunun Qımılqışlaq köyünde sade bir ailede dünyaya gelmiştir. Babası Kerim Baxışov, Azerbaycan Olağanüstü Haller Bakanlığı Koruma Dairesinde baş teğmen olarak görev yapmış ve Çernobil kazasının kurtarıcılarından biri olmuştur. Araste’nin babası o dört yaşındayken vefat etmiş ve ailenin tüm yükü annesinin omuzlarına kalmıştır. Araste çocukluğunu iki erkek kardeşiyle birlikte annesinin himayesinde geçirmiş; ailenin tek kızı olarak çok sevilmiş, ancak aynı zamanda erken yaşlardan itibaren hayatta sorumluluk taşımayı öğrenmiştir.

1995–2004 yılları arasında Biləcəri kasabasında bulunan Şuşa Şehir 3 No’lu Ortaokulda eğitim almış, daha sonra 2004–2008 yılları arasında Azerbaycan Devlet Pedagoji Kolejinde İngiliz dili alanında eğitimini sürdürmüştür. Çocukluktan itibaren hayali sağlık alanında çalışmak olan Araste, kolej eğitimini tamamladıktan sonra Silahlı Kuvvetler Baş Klinik Hastanesinde istatistik görevlisi olarak çalışmaya başlamış, görev süresi boyunca tıbbi kurslara katılarak bilgi ve becerilerini geliştirmiştir.
Araste’nin askerî hizmete yönelmesi, çocukluk yıllarından beri askerî üniformaya duyduğu ilgi ile de bağlantılı olmuştur. Beylegan’daki “N” numaralı askerî birliğe operatör olarak gönderilen Araste, savaş bölgesinde yaralı askerlere ilk tıbbi yardım sağlamıştır. Onun doğru ve zamanında yaptığı müdahaleler sayesinde çok sayıda askerin hayatı kurtulmuştur. Feldşer olarak Fuzuli, Zengilan ve Gubadlı uğruna yapılan savaşlarda görev almış, yaralı askerleri ateş altında güvenli bölgelere taşımak için kendi hayatını riske atmıştır. Savaş arkadaşları onu “hepimizin kız kardeşi” olarak tanımış, cesareti ve meslekî yetkinliği herkes tarafından takdir edilmiştir.
23 Ekim 2020 tarihinde Gubadlı uğruna yapılan çatışmalarda, yaralı bir askeri savaş alanından çıkarırken aldığı kurşun yarası sonucu şehit olmuştur. Bileceri Şehitler Hiyabanında toprağa verilmiştir. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması uğrunda gösterdiği kahramanlığa göre, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 15 Aralık 2020 tarihli kararı ile Araste Bakhishova’ya ölümünden sonra “Vatan Uğrunda” madalyası verilmiştir.
Bununla birlikte, Uluslararası Kızılhaç Komitesinin 12 Mayıs 2021 tarihli kararıyla, İngiliz hemşire Florence Nightingale’in anısına verilen “Florence Nightingale Madalyası” ile de ödüllendirilmiştir. Vatan Savaşı’nın tek kadın şehidi olan Araste’nin Mərdan adında bir oğlu ve Zəhra adında bir kızı yadigâr kalmıştır. Onlar annelerinin kahramanlık ruhunu, vatanseverlik ve cesaret örneğini yaşatarak onun hatırasını sürdürmektedirler.
Araste Bakhishova yalnız Azerbaycan’da değil, tüm dünyada kadın kahramanlığının bir simgesi olarak hatırlanmaktadır. O, hayatını vatan uğruna feda ederek hem silah arkadaşlarının hem de gelecek nesillerin kalbinde silinmez bir iz bırakmıştır. Onun adı, kahramanlığı ve şehitliği Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü uğruna verilen mücadelenin bir sembolü olarak ölümsüzleşmiştir.
İnsanlık tarihinde tüm halkların en kutsal ve en yüce arzularından biri her zaman özgürlük olmuştur. İnsan için özgürlükten daha tatlı, özgürlükten daha kutsal hiçbir şey yoktur. Bu arzu özellikle bir halk ve bir millet için hayati önem taşır. Çünkü özgürlük, bir halkın tarihi, kültürü, dili ve kimliği ile yakından ilişkilidir; yüzyılların özleminden doğmuş bir idealdir. Bu arzu insanları yalnız düşünce ve ruh bakımından değil, aynı zamanda eylem bakımından da harekete geçirir.
Özgürlük uğruna mücadele bazen sözle, bazen de silahla yürütülür. Vatanseverlik de bu mücadelenin bir yansımasıdır — kendi halkı, toprağı ve yurdunun geleceği için her an fedakârlık gösterebilmektir. Azerbaycan kadınları bu anlamda tarihte örnek olmuşlardır. Onlar yalnız evde ve ailede rol almakla kalmamış, aynı zamanda vatan için silaha sarılmış, cesaret göstererek özgürlük mücadelesine eşit şekilde katılmışlardır.
Bu kadınlar tarihe yalnız annelik ve şefkatle değil, aynı zamanda kahramanlık, cesaret ve fedakârlık örnekleriyle geçmiştir. Onların özgürlük uğruna gösterdiği yiğitlik, her Azerbaycan vatandaşına ve gelecek nesillere örnektir. Vatana olan sevgi ve bağlılık yalnız sözlerle değil, eylemlerle ölçülür — Azerbaycan kadınları da bunu kendi hayatlarıyla kanıtlamışlardır.
Sonuç olarak özgürlük arzusu halkın ruhunda her zaman yaşamaktadır ve bu arzunun gerçekleşmesi için herkesin kendi payını vermesi gerekmektedir. Kadınlar, erkekler, gençler — her Azerbaycan vatandaşı bu kutsal idealin taşıyıcısıdır.