“Hoy’dan Gelenler”

Geycek Köyü hakkında bugün elimizde bulunan bilgilerin büyük kısmı sözlü kültürden, eski anlatılardan ve kuşaktan kuşağa aktarılan hafızadan oluşmaktadır.

Bu sözlü hafızanın merkezinde ise hiç şüphesiz Geyikli Baba bulunmaktadır. Anadolu tasavvuf tarihinin en gizemli ve en etkileyici dervişlerinden biri olan Geyikli Baba yalnızca bir tarikat ehli değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı, bir fetih dervişi ve eski Türk inanışları ile İslam tasavvufunu harmanlayan önemli bir şahsiyettir. Onun kim olduğu, hangi yolu takip ettiği ve hangi topraklarda iz bıraktığı incelendiğinde Geycek Köyü ile arasında asırlara dayanan güçlü bir bağ olduğu açıkça görülmektedir.
Geyikli Baba’nın aslen bugün Batı Azerbaycan sınırları içerisinde kalan Hoy şehrinden Anadolu’ya geldiği bilinmektedir. Anadolu’ya intikal ettiği güzergâh ise Erzurum, Sivas, Kayseri ve Kırşehir hattıdır. Yanında yalnız değildir; kendisine bağlı müridleri, obası ve Kalenderî anlayışını benimsemiş derviş topluluğu vardır. O dönemlerde Kalenderî kültürünün etkisi altında olduğu görülmektedir. Kalenderîlik dünyadan el etek çekmeyi, dağları ve yamaçları mesken edinmeyi, savaşçı derviş anlayışını, doğa ile iç içe yaşamayı ve eski Türk mistik unsurlarını tasavvuf ile harmanlamayı esas alan bir anlayıştı. Ancak Anadolu’ya geldikten sonra hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri gerçekleşmiş ve Baba İlyas ile tanışmıştır.
Baba İlyas yalnızca bir şeyh değil, Anadolu’daki Vefâî geleneğinin en büyük temsilcilerinden biriydi. Kendisi silsilesini Dede Garkın üzerinden Ebu’l Vefa el-Bağdadi çizgisine dayandırıyordu. Selçuklu’nun çalkantılı dönemlerinden Osmanlı’nın kuruluş yıllarına uzanan bu tasavvuf zinciri Anadolu’daki Türkmen toplulukları üzerinde çok derin etkiler bırakmıştır. Baba İlyas’ın çevresinde yetişen isimler arasında Şeyh Edebali, Hacı Bektaş Veli ve Geyikli Baba gibi çok önemli şahsiyetler bulunmaktadır aynı zamanda Kırşehirli, Garibnâme yazarı Aşık Paşanın dedesidir. Bu isimlerin her biri Anadolu’da Türk tasavvuf anlayışının yayılmasında büyük rol oynamıştır. Geyikli Baba’nın da Kalenderî anlayıştan Vefâî geleneğine geçişi tam olarak bu döneme işaret etmektedir. Özellikle Kırşehir havzasında Vefâî etkilerinin daha önce Şeyh Edebali üzerinden hissedilmeye başlandığı görülmektedir. Geyikli Baba ve müridanı da bu manevi atmosferden etkilenmiş ve Vefâî yolunu benimsemiştir.
İşte tam bu noktada Geycek Köyü ile olan bağ daha dikkat çekici hale gelir. Çünkü köyün eski yaşam biçimi, adetleri, inanışları ve yerleşim yapısı incelendiğinde burada asırlardır süren çok eski bir kültürel hafızanın yaşadığı görülmektedir. Özellikle hayvanlara yüklenen anlamlar dikkat çekicidir. Tilkinin uğur sayılması, kara karganın kapıda ötmesinin uğursuz kabul edilmesi, kurdun ve geyik figürünün kutsallık taşıması, eski köylülerin evlerine geyik motifli halılar asması sıradan folklor unsurları değildir. Akşam vakti öten baykuşun haber getireceğine inanılması da eski Türk inanç sistemlerinin izlerini taşımaktadır. Bunun yanında üzerlik otunun nazara karşı yakılması, tütsü yapılması ve dualarla birlikte kullanılması da yine Anadolu’daki heterodoks derviş kültürünün önemli parçalarındandır. Özellikle Kalenderî ve Vefâî anlayışında eski bozkır kültürü ile İslam tasavvufunun iç içe geçtiği görülmektedir. Ateşe tuz atılması gibi adetler de aynı şekilde eski Türk geleneklerinin Anadolu’daki devamı niteliğindedir.
Bütün bunların yanında savaşçı derviş anlayışı da dikkat çekmektedir. Kalenderî ve Vefâî geleneklerinde derviş yalnızca ibadet eden kişi değildir; gerektiğinde savaşan, yiğitlik gösteren ve bulunduğu bölgeyi koruyan kişidir. “Alp-eren” anlayışı tam olarak bu düşünceden doğmuştur. Geycek Köyü’nün çevredeki diğer köylere kıyasla daha mücadeleci, daha sert mizaca sahip olması ve kavga kültürünün eski anlatılarda sıkça geçmesi de bu tarihî mirasın izleri olarak değerlendirilebilir. Aynı şekilde köyün yerleştiği alan da oldukça dikkat çekicidir. Dağ eteğine yaslanan, ovaya hâkim, korunaklı ve stratejik bir noktada bulunması Kalenderî dervişlerin yaşam tercihleriyle büyük benzerlik göstermektedir. Çünkü Kalenderîler çoğunlukla dağ yamaçlarını, mağaraları ve yüksek bölgeleri kendilerine mesken edinmişlerdir. Geycek Köyü’nün bu yapısı söz konusu kültürün izlerini taşıdığını düşündürmektedir.
Anlatılara göre Geyikli Baba bir müddet burada kalmış, ardından Bursa’nın Fethi döneminde Osmanoğullarının namını işitince obasının bir kısmını bugünkü köy civarında bırakıp Bursa tarafına hareket etmiştir. Bursa’da fethe katıldığı ve Turgut Alp ile yakın dostluk kurduğu aktarılmaktadır. Geyikli Baba’nın Kalenderî geçmişinden dolayı bir dönem takip edildiği, hatta Orhan Gazi tarafından kendisine iki yük şarap ve iki yük rakı gönderildiği rivayet edilir. Ancak Geyikli Baba bunları kabul etmemiş, geri göndermiş ve bağlı olduğu yol sorulduğunda Baba İlyas müridi olduğunu ve Seyyid Ebü’l-Vefâ yolundan geldiğini ifade etmiştir. Bunun üzerine Turgut Alp’in aracılığıyla üzerindeki şüphe kalkmıştır. Bu anlatılar bazı Osmanlı kaynaklarında ve özellikle Musa Çelebi dönemine ait kayıtlarda zikredilmektedir.
Daha sonra Bursa’da kendisine tahsis edilen tekkede yaşamış, müridleriyle birlikte uzun yıllar burada bulunmuş ve sonunda orada vefat etmiştir. Kabri de tekkesinin bulunduğu yere yapılmıştır. Geycek Köyü’nde bulunan türbenin ise doğrudan gerçek mezarı değil, onun hatırasına ve manevi mirasına duyulan saygının bir sembolü olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle köy ile Geyikli Baba arasındaki bağ yalnızca bir rivayet değil, kültürel hafızaya dönüşmüş tarihî bir ilişkidir.
Bütün bu anlatılar bir araya getirildiğinde Geycek Köyü’nün Mucur çevresindeki Karacakurt Aşireti veya Yabanlı Aşireti ile doğrudan bağlantılı olmadığı düşüncesi güç kazanmaktadır. Çünkü bu aşiretlerin bölgeye geliş dönemleri daha çok Yıldırım Bayezid ve Yavuz Sultan Selim devrine rastlamaktadır. Buna karşılık Geycek Köyü’nün hafızası çok daha eskiye, Anadolu’nun ilk Türkmen derviş hareketlerinin yaşandığı dönemlere kadar uzanmaktadır. Bu nedenle Geycek Köyü yalnızca sıradan bir Anadolu köyü değil; içinde Kalenderî, Vefâî ve eski Türkmen tasavvuf kültürünün izlerini yedi asırdır yaşatan kadim bir yerleşim olarak değerlendirilebilir.

Kaynaklar;
(BA, Ali Emîrî, Mûsâ Çelebi Evrakı, nr. 1).
TDV İslam Ansiklopedisi – Kalenderiyye
TDV İslam Ansiklopedisi – Vefâiyye
Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı İmparatorluğu’nda Marjinal Sufilik: Kalenderiler
Doç. Dr. Faruk Güçlü’nün çalışmasına göre Karacakurt aşiretleri ve yerleşim tarihleri.