HALKIN TAPINAĞI-4

Jones , insanlar tüm numaralarına inansa da durmak bilmiyordu. Kampta ajanları kol geziyordu. Şüphelendiklerini dövüyor onlara küfür ediyordu.

Jones sadakat testlerine başladı.Onlardan daha fazlasını istiyordu. Kendisinin bir insandan daha fazlası olduğunu düşünmeye başlamıştı.Tüm bu yaşananlar yüzünden Jones Town’dan kaçan kişiler oldu. Olanları ABD devletine şikayet ettiler.Şikayetçiler arasında çocuklarının Jones Town ‘dan dönmesini isteyen aileler de vardı.

Takvimler 17 Kasım 1978’i gösteriyordu. Şikayetlerin ardından Jones Town’ı incelemeye karar veren kongre üyesi Leo Rayn heyetiyle birlikte yola çıktı. Heyette San Francisco Chronicle gazetesi muhabirlerinden Ron Javers Marshall Kilduff’da bulunuyordu. Jones bu ziyareti istemiyordu. Ama önüne de geçemiyordu.

Her şeyi normal göstermek için kongre heyetinin geldiği gün bir eğlence düzenlendi. Ancak bu eğlenceye rağmen ortamda bir gerginlik vardı. San Francisco Chronicle gazetesi muhabirlerinden Ron Javers ve Marshall Kilduff’da aynı gazetenin yazarlarından birisiydi. Kongre Üyesi Leo Ryan ile birlikte gözlem için Guyana’ya gitmişler gördüklerini kaleme almışlardır.

Kongre üyesi Ryan gördüklerini anlatırken: “Tapınaktan bir insanın ağzına tanrı adını aldığını duymadım. O evde dinle ilgili hiçbir şey yok. Eğer bu dini bir kuruluş değilse vergi bağışıklığı nereden geliyor? Bir din yaşantısı gösterisi var ama bunun var olduğuna inanmıyorum” diyecekti.

Eğlence devam ederken Rayn ayağa kalktı ve mikrofonun başına geçti. Konuşmaya başladı. Alkış dakikalar boyunca sürdü.Fakat biraz sonra üyelerden biri Rayn’a gizlice bir not uzattı. Notta kamptakilerden çoğunun buradan kaçmak istediğini, ancak Jones’dan korktuklarını belirtiyordu.

İnsanların gelip gitmek istiyorum demeleri kampın ruhunu değiştirmişti. Jim Jones giderek öfkeleniyor ve bu tavırlarına yansıyordu. Jim Jones saniyeler içinde kararını vermişti. Gözleri onu aradı. Kongre Üyesi Ray’nı. Rayn o sırada kamptan ayrılmak isteyen bazı üyelerle havaalanına doğru ilerliyordu. Jones adamlarını Ray’ın peşinden yolladı. Adamlar silahlıydı. Jones’un geri döndürülemeyecek sonuçlar doğuracak kararı birazdan hayata geçecekti. Rayn tam uçağa binecekken silahlar patladı. Saldırıda kongre üyesi Rayn dahil olmak üzere onlarca kişi öldü .Bu o büyük felaketin başlangıcıydı. Jones Town’da sirenler çalıyordu. Sonra hoparlörlerden herkesin kamp bahçesine gelmesini söyleyen bir anons yapıldı. Bu ölüme çağrıydı.

Jim Jones herkesin ölmesini istiyordu. Kamp merkezine içi zehir dolu içecekler konulmuştu. Herkes ölecekti. Ama önce çocukların ölmesini istiyordu. Şırıngalara doldurduğu zehirli içecekleri bebeklerin ağzına sürdürdü. 300’den fazla çocuk böylece zehirlendi. Sonra da yetişkinler ölmek için sıraya girdi. Kimileri bunu reddetti. Ancak zehir onlara da zorla enjekte edildi. Şimdi ölüm kampın her bir yanında kol geziyordu. İnsanlar ölürken Jim vaaz vermeye devam ediyordu. Kampta 900’den fazla kişi öldü. Olay tüm dünyada büyük bir yankı uyandırdı.

Hızın, tüketimin ve gösterişin peşindeki modern insan yep yeni anlamlar arıyor. İletişim teknolojileri hayli gelişmiş olsa da modern insanın büyük bir sorunu var. Yalnızlık. Bu öyle bir sorun ki insan sağlığını oldukça olumsuz etkiliyor.

Ülkemizde kült oluşumlarının en önemli olanını 15 Temmuz 2016’da gördük ve yaşadık. Fethullahçı terör örgütünün darbe girişimi ile yüzlerde insanımızı kaybettik. Fetö’de tıpkı Amerika’daki gibi Fethullah Gülen’in mutlak otoritesine dayalı bir külttü. Jim Jones gibi doğa üstü güçleri olduğunu söylüyordu. Kendini bir kurtarıcı bir mesih olarak gören bir sahtekardı. Sürekli rüya gördüğünü ve ilahi emirler aldığını belirtiyordu. Öğretileri Kuran ve Hadisin bile üstünde tutuluyordu. Örgüt katı bir kural ve sıkı bir itaat anlayışı ile yapılanmıştı.

Örgütün faaliyet ve yapısı incelendiğinde Gülen’in öğretilerine sorgusuz itaat edilmesi gerektiği öğretilerin neredeyse ilahi bir buyruk gibi kabul edilmesi gerektiği buna göre hareket edildiği anlaşılıyordu. Örgüt üyeleri düalist yaşıyordu.

Örgüt amaçları doğrultusunda her türlü yöntemi meşru göstermeye başlamıştı. 15 Temmuz’a gelindiğinde bu kült üyelerinin gözlerini bile kırpmadan canlara kıydıklarını hep birlikte görüp yaşadık.

Zaman ve Coğrafya değişse bile sadece isimler değişir Jim Jones’lar değişmeyecektir.