HALKIN TAPINAĞI-2

Bir kült lideri başlarda kendi karizmasını kullanarak örgüte üye toplar.

Yeni üyeler para demektir. Bu yüzden lider ve üyelere yeni insanları örgütlerine çekmek için sürekli çalışırlar. Kült büyüdükçe lider üye bulma işinde çok görülmez. Kültler genelde zor durumda olan insanları kendilerine hedef seçer ve oyununu ona göre oynar. Zor zamanlar ve anlam arayışı kişiyi dost canlısı görünenlere karşı duyarlı hale getirir. Külte katılan üyeler çeşitli telkinlere tabi tutulur. Kült, kültteki herkesin keskin inancı eleştirel düşünceyi engeller. Üyelerin kendini ifade etm, soru sorma ve eleştirme gibi temel özgürlüklerini engelleyerek üyelerin psikolojik ve duygusal gelişimlerini engeller. Çocukların normal gelişimleri engellenir ve bu çocuklar büyüdüklerinde büyük bir katliamın öznesi olabilirler. Tıpkı Amerika’da olduğu gibi.

1979’ların sonları ABD’den 1000 kişilik bir grup Evanjelist bir vaizle bir rüyanın peşine düşer. Amaçları baskı ve şiddetten uzak sosyalist bir toplum bir ütopya inşa etmektir. Kültün adı “PEOPLES TEMPLE” yani “HALKIN TAPINAĞI” idi. Rahipleri Jim Jones onlara yeryüzünde bir cennet vaat etmekteydi ve başlarda her şey güzeldi de. Bu kilise bir rüya gibiydi.18 Kasım 1978’de son bulan bir rüya.

1970’lerin başlarında Amerika Şiddet ve iç çatışmayla dolu günler yaşıyordu. Vietnam savaşı, eylemler, protestolar ve siyasi suikastlar ülkenin gündeminden bir türlü düşmüyordu. Kısacası toplum bir kaosun içinde sürükleniyordu. İşte tam da böyle bir anda ortaya bir lider çıktı. Karanlık bir lider Jim Jones. Jim Jones umut dolu vaazlar veriyordu. Dinleyicileri kısa sürede arttı. Düşkünler,evsizler ,ırkçılığa maruz kalanlar ve dine hizmet etmek isteyen idealistler kısa sürede jim Jones’un etrafında toplandı. Jim jones onlara çok şey vaat ediyordu ve gerçek bir baba gibi davranıyordu.Zaten üyeleri de ona baba demekteydi.

Ama Jones’un güven veren yüzünün arkasında başka bir yön vardı. Bam başka bir yön. Jones’un vaazları bir yerden sonra şova dönüştü. Zira kendisi ağrısı olanları, hastaları ve ölmek üzere olanları iyileştirdiğini iddia ediyor hatta bunları sergiliyordu. Kendini yeryüzündeki yeni İsa gibi gösteriyordu. Nerdeyse her konuşmasında başka bir kült üyesini iyileştiriyordu. Kilise insanları için vazgeçilmez birisiydi. Artık herkesin güvenini kazanmıştı.

Jones’un meclisinde şifa bulanlar yaşadıklarını mutlulukla haykırıyordu. Jones’in İndianapolis’deki inançla iyileştirme çalışmalarına yüzlerce kişi katılırdı. Herkes onun kalp rahatsızlıklarını, romatizmayı,bayılma nöbetlerini,kireçlenmeyi ve diğer rahatsızlıkları nasıl iyileştirdiğini görmeye koşardı.

Jim Jones kendinden geçmiş biçareler üzerinden elini geçiriyor ve bunlar coşkulu çığlıklar atarak iyileştiklerini ilan ediyorlardı. Diğerleri, yeni müritlere Jones’un kalp hastalıklarını geçirdiğini, 40 kişiyi öldükten sonra dirilttiğini anlatıyordu.

Kanseri bile kolaylıkla yenebildiğini iddia edebiliyordu. Böyle ayinlerde Jones bir kadın adı söylüyor ve kanseri olduğunu söyleyen biri ayağa kalkıyor, salonun ön tarafına gidiyor, Jones kadına dokunuyor ve sonra kilisenin arkasındaki helaya gönderiyor. Orada kanseri, bağırsaklarından dışarı atacaktır.Cemaat ilahiler okurken kadın ellerini göğe açmış “Tanrıya şükürler olsun” diyerek geliyor. Arkasında Jones’un yardımcılarından birinin elinde tuvalet kağıdının içinde koyu bir pıhtı vardır. Jones bunun kadının vücudundan çıkan kanser olduğunu söylüyordu. Aslında yaşananların hepsi kurguydu. Özellikle de ayağı alçılı kadını birden iyileştirmesi çok ince çalışılmış bir dolandırıcılık örneğiydi. Kadın vaazdan bir süre önce uyuşturucu ile bayıltılmıştı. Baygınken de ayağı alçıya alınmış ve uyanınca kendisine düşüp bayıldığı ve bu sırada ayağını kırdığı söylenmişti. Böyle hileler Jim Jones’un şöhretini arttırıyor, şöhreti arttıkça müridi de artıyordu.

Hatta müritler broşürler dağıtarak tanrının peygamberinin yada baba’nın geldiğini bildiriyorlardı. Jones ilk defa karşılaşan müritlere bunları reddediyor bunların heyecanla söyleyen muritler olduğunu söylüyordu.