Öleler kabilesine mensuptur. Babası Yusuf onbaşı, annesi Meryem Hanım’dır. Babasını küçük yaşta kaybetmiştir...Annesinin geçim sıkıntısı çekmesi sebebiyle ona yardımcı olmak için başkalarının işinde çalışmıştır. Dolayısıyla okuma yazma öğrenme imkânı bulamamıştır. O dönemde köyde okuma yazma bilenlerin sayısı çok azdır. Çiftçilikle geçimini sağlamıştır. Aynı zamanda akrabası olan Balaklardan Zeliha Hanım'la 1931 yılında evlenmiştir.
Şiirlerini genellikle düz koşma şeklinde söylemiştir. Mahlas olarak Âşık Hasan, Hasan, Nebioğlu ve Nebioğlu Âşık Hasan'ı kullanmıştır. Şiirlerinin bir kısmını Bugünkü Halk Şairlerinden Geycekli Âşık Hasan Nebioğlu (1977) adlı eserinde yayımlamıştır. Bu eserde âşığın çoğunlukla destan türünde söylediği altmış kadar şiiri yer almaktadır.
Nakşibendiliğin Halidî koluna mensup, Ehl-i sünnet inanışına sahip bir mutasavvıf olan Hasan Ertuğrul 1988 yılında vefat etmiştir. Köyümüzün yetiştirdiği en büyük âşıklardan olan merhum Aşık Hasan Nebioğlu’nun hayatı ve irticalen söylediği şiirleri, Türk Halk Edebiyatının araştırıldığı akademik çalışmalarda ve halk şairlerini ihtiva eden şiir antolojilerindeki yerini çoktan almış durumda...
Kendi zamanında yaşanan birçok hadiseyi destansı bir tarzda eli alıp işleyen Aşık Hasan 'ın eserleri zamanında kitap olarak yayınlanmıştır. Hakkında yazılan bilgilerin çoğunluğu yayınlanmış şiir kitaplarına ve kısmen hayatına yer veren bazı yazılara dayanmaktadır. Aşık Hasan ‘ın yakınlarının şahitliğine yer veren anlatılar azdır. Bu çalışmalar maalesef birbirinin tekrarı bilgilerle doludur...
Onun hayatını, manevi dünyasının yansıması olan şiirlerinin boyutlarını, sanattaki zirve maznunlarını derinlemesine inceleyen dört başı mamur bir çalışma ortaya konulabilmiş değildir. Bu konuda AEÜ bünyesinde yapılmış çeşitli çalışmalara rastlanmışsa da bu çalışmalar alan araştırmalarından çok kitaplardaki bilgilerin tekrarı durumundadır. Yakın zamanda yayımlanan araştırmacı -yazar Baki Yaşa Altıok’un biyografik Aşık Hasan Nebioğlu çalışması alandaki en güzel eserlerden birisi olmasına rağmen akademik disiplinle yazılmadığı için bazı eksikliklerle maluldür.
Okuma yazma bilmeyen bir âşık olmasına rağmen hakiki bilgilere dayalı didaktik şiirlerinin tamamının ya ihvan sohbetlerinde duyduklarına ya çevrede bizzat görüp yaşadığı tecrübelere ya da derin bir içsel sezgiye ve manevi esintilere dayandığı müşahede edilir...
Kitap olarak yayınlananların haricinde kitaplara girmeyen büyük boy tek sahifeye basılıp elden ele dolaşan şiirleri de bulunmaktadır. Bu tip şiirleri akademik araştırma yapanların gözünden kaçmıştır...
1995 ‘te Malatya Battalgazi ilçesinde vazifeye başlamıştım. Sivas caddesinde geziyordum, bugün hala bulunan kitapçının vitrinindeki kitaplara bakarken kapağında saz çalan bir aşık resmî bulunan bir küçük bir kitap dikkatimi çekti. Bu günkü Halk Şairlerinden Geycekli Aşık Hasan isimli şiir kitabını satın alıp o akşam bitirdim.
Köyün ileri gelenlerinden olmasına, çevrede çok iyi tanınmasına, hoş sohbetiyle meclislerin aranan kişisi olmasına, cuma günü bıkmadan usanmadan farzı kılıp çıkanları uyarmasına, babamı sevdiği için evimizde veya arazide babamın ziyaretine gelmesine, beni görünce cebindeki kırık leblebi ve çekirdeksiz üzümden mutlaka bir avuç vermesine, camide müezzinlik yapmam için beni teşvik etmesine rağmen ne kadar mühim bir tarihi şahsiyet olduğunun idrakinde değildim.
Tabi o zaman köyümüzün aşıklık geleneği bakımından ne denli mümbit bir yer olduğunun da farkında değildim...Bir araştırma dolayısıyla köyümüzde yetişen aşıklar ve köyün kültürü üzerine derinlemesine eğildiğim zaman hakikaten de Geycek Köyü’nün Karacakurt Türkmen köyleri içindeki müstesna yerini ve önemini daha iyi kavradım.
Daha önce bir vesileyle Geycek sitesinde bahsettiğim gibi Aşık Hasan ‘ın babamı ziyaretinde şahit olduklarım büyük şairin hayatını anlatan eserlerde yer almamıştır...Merhum Aşık, babamla birlikte, sabah vakti Kuran tilaveti yaptığımız bir esnada odaya girdi...Selam verdikten sonra babamın rahlesinin önüne diz çökerek “Ne güzel, Allah kelamını okuyorsunuz. Meleklerle doldu haneniz...Hep böyle mekanlarla geçse ömrüm, ihvanlar okusa söylese ben dinlesem vb “cümlelerle babama iltifat etti.
Babamı çok severdi...Beni de çok sever, camide müezzinlik yapmam için teşvik ederdi sürekli olarak...” Hocam”, dedi. “Biliyorsun camimiz boş kaldı, sahipsiz...Çoluk çocuk imamlık yapıyor. Sen burada otururken bu bize reva mı Allasen...” Babam sustu, sonra biraz serzeniş şekilde “Eee, ben ne yapayım hacı emmi, köyden bazıları istemiyor” diye çıkıştı...Âşık Hasan Amca “Ben kefilim, kimse yok seni istemeyen hoca, inan eğer ...” diye mukabelede bulundu. Babam da doğrusu uzun zamandır camiden ve cemaatten uzak kalmaktan dolayı bîzardı...
Nihayetinde bu teklif üzerine merhum babam üç yıl daha köyde imamlık vazifesini yürüttü...Rahmetli Aşık Hasan üzerine söylenecek çok şey var...Ancak bir yazıda onun Osmanlı Devleti döneminde başlayıp Cumhuriyet döneminde sona eren hayatını anlatabilmek mümkün değil elbette. Merhum Aşığın hayatı, halk şiirindeki yeri ve bugüne yansıyan tesiri akademik bir kitap çalışması ile ortaya konulabilir...Bu konuyu köyümüzde yetişen genç akademisyenlere bırakarak şşığın eski şiirlerinden birisini paylaşmak istiyorum...
Cenab-ı Hakk, bağrı ilahi aşkla dolu olarak ahirete irtihal eden büyük Aşığa rahmet etsin. Mekânı cennet olsun...
KIRLANGIÇ DAĞI
Kırlangıç Dağı'nın sordum yaşını
Güneşte parlamış çakıl taşını
Açsan ağzını da saysam dişini
Silsilen nerede bildir Kırlangıç.
Budak eteğinde Geycek döşünde
Eser poyraz eksik olmaz başında
Bir bilenden var sual et yaşında
Silsilen nerede bildir Kırlangıç.
Obruk köyü alır poyraz yelini
Mor sümbüllü çiğdem tutmuş belini
Açmadım senin gönül dilini
Senin halini ben övem Kırlangıç.
Kayaların benzer saraya köşke
Biter lale sümbül kokusu başka
Ne kadar del olsa getirir aşka
Kokar burcu burcu gülün Kırlangıç