Zaten Ağustos'tan sonra havalar değişmeye başlar. En iyisi, elimizdeki günlerin kıymetini bilmek.
Esnaf açısından bakıldığında ise bu yaz oldukça zor geçiyor. İşler geçen senenin neredeyse yarısına düşmüş durumda. Üstelik bu yalnızca bir sektöre değil, hemen hemen tüm sektörlere yansımış bir tablo.
Bunun en önemli sebepleri piyasadaki nakit paranın azalması, düşük maaşlar, artan hayat pahalılığı ve ilginçtir ki altın fiyatlarındaki düşüş. "Altının bununla ne ilgisi var?" diye sorabilirsiniz. Ancak elinde az da olsa birikimi bulunan birçok kişi, parasını harcamak yerine gram ya da çeyrek altına yatırıp televizyon ekranının alt köşesindeki fiyatları takip etmeyi tercih ediyor.
Gündem yine oldukça yoğun. Ancak benim dikkatimi çeken konu, belediyelerle ilgili hazırlanan yeni düzenleme taslağı oldu. Aslında ben yıllardır belediyelerin daha sıkı denetlenmesi gerektiğini savunurum. Bana göre belediyeler, güçlü bir denetim mekanizmasına bağlanmalı ve başına da kul hakkından korkan, adalet duygusu yüksek insanlar getirilmelidir.
2025 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamanın ardından belediyecilik sisteminde kapsamlı bir düzenleme yapılması amacıyla bir taslak hazırlandı. Muhalefetin itirazlarına rağmen bu düzenlemenin yürürlüğe girme ihtimali yüksek görünüyor.
Taslağa göre belediyelerin bütçe, ihale, sosyal yardım ve kentsel dönüşüm gibi birçok yetkisinin merkezi yönetime devredilmesi öngörülüyor.
Buna göre;
Belediyelerin alım ve harcamalarında bakanlık onayı gerekecek.
Sosyal yardım faaliyetleri için ilgili bakanlıktan izin alınacak.
Kentsel dönüşüm ve imar yetkileri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na devredilecek.
Belediye bütçeleri ise valilik onayı ve denetimiyle şekillenecek.
Bu düzenleme yürürlüğe girerse belediyelerin yetki alanının önemli ölçüde daralacağı, daha çok çöp toplama, park yapımı ve temizlik gibi temel belediye hizmetlerine odaklanacağı ifade ediliyor.
Muhalefet ise bu düzenlemeyi, yerel yönetimlerin etkisiz hâle getirilmesi ve merkeziyetçiliğin güçlendirilmesi olarak değerlendiriyor.
Belki de bu değişiklikle belediyeler birer "arpalık" olmaktan çıkar, eş-dost ve akraba işe alımlarının önüne geçilir. Belki de seçim dönemlerinde yaşanan sert kutuplaşmalar azalır ve belediye başkanları seçim stresinden uzak, vatandaşla daha samimi ilişkiler kurabilir.
Peki, yakın zamanda bir seçim olur mu?
Bana göre böyle bir ihtimal var. Okullar açıldıktan, tatilciler ve gurbetçiler şehirlerine döndükten sonra ekonomik sıkıntılar daha görünür hâle gelebilir. Piyasada zaman zaman bir devalüasyon beklentisi hissediliyor. Bakan değişiklikleri yaşanabilir. CHP'de yaşanan iç gerilimler ve yeni siyasi oluşumlar da iktidarın erken seçim kararını değerlendirmesine neden olabilir.
Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri de bana göre lider eksikliğidir. Geçmişte seçmen sandığa giderken Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz gibi güçlü siyasi figürler vardı. Bugün ise toplumun geniş kesimlerini aynı ölçüde etkileyebilen lider sayısının azaldığını düşünüyorum. Allah korusun, ülke ciddi bir kriz yaşasa toplumun önünde durabilecek güçlü isimlerin eksikliği hissedilebilir.
Seçim olması durumunda iktidarın da geçmiş yıllardaki kadar rahat bir süreç yaşamayacağı ortada. Sağlık, eğitim ve ekonomi alanlarında vatandaşın ciddi sıkıntılar yaşadığı görülüyor. Aylık 23 bin TL gelirle geçinmeye çalışan bir emekli, hele bir de kira ödüyorsa hayat mücadelesi vermek zorunda kalıyor. Rahmetli Sakıp Sabancı'nın meşhur sözüyle, "Vah vah vah..."
Sağlıkta maddi gücü olan daha rahat hizmet alabiliyor. Eğitimde not ortalamaları yükselse de bilgi ve nitelik tartışmaları devam ediyor. Ekonomide ise küçük esnaf artan vergiler, sigorta primleri ve kiralar nedeniyle ayakta kalmakta zorlanıyor. Eskiden bankalar memura kredi verirken esnafı kefil isterdi; bugün ise birçok durumda kredi kullanmak isteyen esnaftan memur kefil talep ediliyor.
Elbette seçim dönemlerinde kredi faizleri düşebilir, konut ve taşıt kredileri genişletilebilir, emeklilere ilave zamlar yapılabilir. Sonuçta bizim millet, çoğu zaman son dönemde yaşadıklarına bakarak kararını verir ve sandıkta son sözü söyler.
Muhalefet cephesine baktığımda ise mevcut tabloyu yeterince etkili bulmuyorum. Bana göre kazanılabilecek fırsatlar, yaşanan iç çekişmeler nedeniyle heba ediliyor. Belediyelerde elde edilen imkânlar da her yerde aynı başarıyla değerlendirilemedi. Örneğin kendi şehrimizde yaşanan sel felaketinin ardından oluşan çamur ve toz uzun süre temizlenemedi. Vatandaş bu olumsuzlukları günlük hayatında hissetti. İlk dönem sürekli çarşı ve pazarda görülen belediye başkanının zamanla halkın arasındaki görünürlüğünün azaldığını da gözlemledik.
Uzun lafın kısası; bu memleket hepimizin. Kimse kimseye küsmesin. Herkes görevini hakkıyla yapar, kul hakkı yemez, adaleti ve hizmeti eşit şekilde uygularsa bu ülke daha huzurlu ve daha güçlü olur.
Yüce Allah, al bayrağımızı semalarımızdan eksik etmesin.
Âmin.