EMPERYALİSTLERİN İŞTAHINI KABARTAN: TÜRKİYE’NİN “OSMANLI MİLLET SİSTEMİNE DÖNÜŞÜ” VE ULUS DEVLET….

Körfez’deki birçok yapıya bakıldığında ortada klasik anlamda bir ulus-devlet değil, petrol üzerine kurulu bir düzen görülür.

Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde devletin dayanağı vatandaş değil, petroldür. Böyle bir zeminde vatandaş, devleti kuran ve denetleyen ve yönetime katılan değil, devletten devletin işlediği oranda pay alan bir figüre dönüşür. Tabi ki; Vergi yoksa temsil de zayıftır; temsil yoksa katılım da…
Bu düzenin meşruiyeti de halk egemenliğinden değil; hanedan yapısından ve cilalanmış bir dini söylemden beslenir. “Sünni İslam” burada çoğu zaman inançtan çok bir yönetim aracına dönüşür. Sonuç? Güçlü bir ulusal kimlik yerine, güce yaslanan ve dış etkilere açık bir yapı. Tam da emperyal güçlerin tercih edeceği türden bir zemin.
BUGÜNKÜ ORTADOĞU’NUN SORUNLU HARİTASI İŞTE BÖYLE ÇİZİLDİ
Zaten bu yapıların sınırları da kendiliğinden oluşmuş değil. Sykes-Picot Anlaşması ile Osmanlı sonrası coğrafyayı adeta cetvelle bölüştü. Irak ve Ürdün İngiliz nüfuzuna, Suriye ve Lübnan Fransız etki alanına bırakıldı; Filistin ise uluslararası bir denklem içine sokuldu. Ne etnik yapı gözetildi ne tarih… Bugünkü Ortadoğu’nun sorunlu haritası işte böyle çizildi.
GÜÇLÜ ULUS-DEVLET DEMEK, BAĞIMSIZ İRADE İLE DIŞ MÜDAHALENİN ÖNÜNDE ENGEL DEMEKTİR

İlginç olan şu: Kendi ülkelerinde ulus-devleti sonuna kadar savunan emperyal güçler, konu Ortadoğu olunca parçalı ve bağımlı yapıları tercih ediyor. Çünkü güçlü ulus-devlet demek, bağımsız irade demektir; bu da dış müdahalenin önünde engeldir.
ABD’NİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ VE SURİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ TOM BARRACK, OSMANLI MİLLET SİSTEMİNE DÖNÜLSÜN DİYOR
Bugün Amerika Birleşik Devletleri cephesinden gelen bazı açıklamalar bu tabloyu daha da netleştiriyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye’nin mevcut ulus-devlet yapısının ötesine geçmesi gerektiğini söyleyerek, çözüm adresi olarak Osmanlı dönemini işaret ediyor. Açıkça ifade edilen şey şu: Türkiye, ulus-devlet çizgisinden uzaklaşmalı ve “Osmanlı millet sistemi”ne benzer bir modele yönelmeli.
Peki soru basit: Ortadoğu’da sınırları cetvelle çizilmiş, kimliği zayıf, dışa bağımlı yapılar ortadayken; Türkiye’nin de benzer bir yola itilmek istenmesi tesadüf mü? Yoksa güçlü bir ulus-devletin çözülmesi, bazı çevreler için hâlâ en iştah kabartan senaryo mu?