DAVA NEREDE, DAVA ERLERİ NEREDE?

Geçtiğimiz günlerde bir çay ocağında, geçmişin Millî Görüşçü, Erbakancı dostlarla çay eşliğinde uzun bir muhabbete daldık.

Bugün ne milli görüşleri kalmış, nede Erbakancılıkları Ak parti içinde hamurlaşmışlar.

Sohbet ilerledikçe kendimizi yıllar öncesinde bulduk.

Yetmişli, seksenli ve doksanlı yılların heyecanına doğru bir yolculuğa çıktık.

Bugün AK Parti'nin geldiği noktayı eleştiren o dostlar, bütün kırgınlıklarına rağmen hâlâ "Biz Millî Görüşçüyüz" demeye devam ediyorlar.

Bir zamanların gençleri şimdi yaşlandı.

Kimi emekli olmuş, kimi torun sahibi olmuş.

Saçlar ağarmış, yüzlerde yılların izleri birikmiş.

Ancak geçmişe dair hatıralar hâlâ ilk günkü kadar canlı.

O yıllarda dava vardı.

Bugünün gençlerinin anlamakta zorlanacağı bir dava aşkı...

Gecesi gündüzü olmayan, karşılık beklemeyen, makam ve mevki hesabı yapmayan insanların aşkı...

Tek hedefleri vardı; inandıkları değerleri yaşatmak, hakkın ve adaletin hâkim olduğu bir düzen kurabilmek.

Merhum Erbakan Hocanın etrafında toplanan gençler, yıllarca çile çektiler. Kimi afiş astı, kimi köy köy dolaştı, kimi yağmurda, çamurda mücadele verdi.

Hiçbirinin cebinde servet, aklında makam hesabı yoktu.

Yıllarca bekledikleri iktidar nihayet geldi.

Allah ak partiyle alın iktidar sizlere dedi.

Ancak zaman içerisinde Millî Görüş, büyük bir siyasi yapının içinde eriyip gitti.

Dava adamlarının bir kısmı makam sahibi oldu, bir kısmı kenarda kaldı, bir kısmı da sessizce köşesine çekildi.

Bir zamanlar simsiyah sakallarıyla, büyük ideallerle yola çıkan mücahitler vardı.

Yola çıkarken omuzlarında dava yükü taşıyorlardı.

Fakat yıllar geçti...

Kimileri zirveye ulaştı.

Fakat dönüp geriye baktıklarında, dava diye çıktıkları yolun birçok değerinin dağın eteklerinde kaldığını gördüler.

Zirveye çıkmışlardı ama elleri bomboştu.

Sohbet sırasında dostlardan biri içini çekerek şöyle dedi:

"O gün menfaat yoktu, dava eri vardı.

Bugün menfaat var, dava eri yok.

O gün hasbî bir çalışma vardı.

Bugün hesabı olanlar var.

O gün makam değil, adalet gelecek derdik.

Bugün adalet gelmedi, makamlar geldi.

O gün adil düzen gelecek diye yollardaydık.

Bugün adil düzen değil, adamı olanların düzeni geldi.

O gün yetimin hakkı korunacak, fakirin ve mazlumun yanında durulacak derdik.

Bugün ne yetimin hakkı kaldı ne de mazlumun sesi duyuluyor.

İktidara yakın olanlar semizledi, uzak olanlar yine bekliyor."

Sohbet uzadıkça fark ettim ki masadaki herkesin anlattığı farklı olsa da özlediği şey aynıydı.

Geçmiş...

Dava ruhu...

Samimiyet...

Fedakârlık...

Belki insanlar değişti.

Belki şartlar değişti.

Belki siyaset değişti.

Ama değişmeyen bir gerçek var: Bu topraklarda dün olduğu gibi bugün de davası olan insanlar vardır.

Ve dava erleri hiçbir zaman tamamen tükenmez.

Çünkü her dönemde makamdan önce hakkı savunanlar, menfaatten önce vicdanı seçenler, alkıştan önce Allah'ın rızasını arayanlar çıkacaktır.

Dün vardı...

Bugün de var...

Yarın da olacaktır.

Dava erlerine selam olsun...