Bir kelimeden, birkaç günlük tatilden ya da takvimde kırmızıyla işaretlenmiş günlerden çok daha fazlasıdır.
Bayram; insanın özüne döndüğü, kırgınlıkların sustuğu, gönüllerin birbirine yaklaştığı, duaların gökyüzüne daha içten yükseldiği mübarek zamanların adıdır.
Bugün Arefe…
Yarın bayram…
Şimdi yollar dolu, otogarlar kalabalık, şehirler hareketli…
Bir telaş var ama bu dünyanın yorgun telaşı değil; içinde hasret, sevgi ve kavuşma olan güzel bir telaş…
Kimi yıllardır göremediği annesine sarılmak için yollarda…
Kimi baba ocağının kapısını yeniden açabilmenin heyecanında…
Kimi çocukluğunu bıraktığı köyüne dönüyor, kimi mezarlık ziyaretinde geçmişini arıyor.
Çünkü insan ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, bayram geldiğinde yüreği hep aynı yere gider:
Ana ocağına…
Baba duasına…
Çocukluğunun geçtiği o eski sokaklara…
Bir zamanlar bayramlar daha başka yaşanırdı…
Günler öncesinden hazırlık yapılırdı.
Analar ev temizler, tatlılar hazırlanır, çocuklar bayramlıklarını başucuna koyup heyecandan uyuyamazdı.
Sabah ezanıyla kalkılır, en güzel kıyafetler giyilir, büyüklerin elleri öpülürdü.
Mahallelerde çocuk sesleri yankılanır, kapılar hiç kapanmazdı.
Bir tabak tatlı bir evden diğerine gider, komşuluk sadece sözde değil gerçekten yaşanırdı.
Şimdi büyüdük…
Büyüdükçe kalabalıkların içinde yalnızlaştık.
Eskiden bir sofraya on kişi otururdu, şimdi aynı evlerde insanlar birbirine yabancı oldu.
Hayatın yükü ağırlaştı.
Geçim derdi, iş telaşı, göç yolları insanları birbirinden kopardı.
Kimi okumak için gitti, kimi ekmek kavgasına düştü, kimi başka şehirlerde, başka ülkelerde yaşam kurdu.
Köyler sessizleşti, eski evlerin ışıkları söndü, sokaklarda çocuk sesleri azaldı.
Ama bayramın güzel bir tarafı hâlâ yaşıyor…
O da insanın içindeki özlem…
Bayram geldiğinde en sert yürek bile yumuşuyor.
Yıllardır aramayan bir telefon açıyor.
Kırgın kardeşler aynı sofrada buluşuyor.
Uzakta kalanlar memleket yoluna düşüyor.
Çünkü bayram; sadece takvimde bir gün değil, gönüllerin yeniden birbirine dokunduğu zamandır.
Yarın Allah rızası için kurbanlar kesilecek.
Belki de bu ibadetin en güzel yanı paylaşmak olacak.
Yoksulun sofrasına et girecek.
Bir çocuğun yüzü gülecek.
Kazanlar kaynayacak, kavurma kokuları mahallelere yayılacak.
Kalabalık sofralarda çaylar içilecek, eski hatıralar anlatılacak.
Evlerin kapısı misafire açık olacak.
Büyüklerin elleri öpülüp duaları alınacak.
Çocukların cepleri harçlıkla dolarken gözleri umutla parlayacak.
Bayram ne güzel şey değil mi?
İnsanı yeniden insan yapan…
Merhameti hatırlatan…
Sevgiyi çoğaltan…
Kırgınlıkları susturan…
Yoksulu, yetimi, yalnız kalanı hatırlatan en güzel zaman…
Bugün dünyanın birçok yerinde savaş var…
Açlık var…
Gözyaşı var…
Anne babasını kaybeden çocuklar, evsiz kalan insanlar, bayram sabahına hüzünle uyanan milyonlar var…
Bu yüzden bayramı sadece tatil olarak görmek değil, şükür olarak görmek gerekir.
Bir lokmayı paylaşabilmek, bir yetimin başını okşayabilmek, bir büyüğün duasını alabilmek belki de dünyanın en büyük zenginliğidir.
Bayram; gösteriş değil gönül işidir.
Bayram; pahalı sofralar değil samimi muhabbetlerdir.
Bayram; uzaklaşan insanlığın yeniden birbirine yaklaşmasıdır.
Geliniz bu bayramda kırgınlıkları kapının dışında bırakalım.
Birbirimizi kırmayı değil sarılmayı seçelim.
Anne babamızı ihmal etmeyelim.
Yetimin başını okşayalım, yoksulun kapısını çalalım.
Çünkü günün sonunda geriye ne makam kalıyor ne para…
İnsanın gönlünde bıraktığı iz kalıyor.
Allah bizlere; birlik içinde, huzurla, kardeşçe nice bayramlar yaşamayı nasip etsin.
Savaşların sustuğu, çocukların ağlamadığı, insanların birbirine sevgiyle baktığı bir dünya nasip etsin.
Şimdiden herkesin Kurban Bayramı mübarek olsun.
Sofralarınız bereketle, evleriniz huzurla, gönülleriniz sevgiyle dolsun.
Bayram; kapınıza sağlık, yüreğinize umut, hayatınıza mutluluk getirsin.